Thursday, December 31, 2020

cennet açılış













Cennet Kanto 1

Alemleri harekete getiren tek Tanrı’nın nuru

Kâinata yayılır, ışık bazı yere daha fazla,

Bazı yere daha az düşer.

 

Ben semanın daha çok ışık alan kısmındaydım

Bu kadar yükseklere çıkanın inişte unutacağı

veya hatırlasa da anlatamayacağı şeyler gördüm

Arzuladığı zirveye ulaşan aklımız

Hedefe varınca öyle bir dibe vurur ki;

 

Hafıza almaz artık görülenleri;

Her neyse, bundan sonraki kısımda

Aklımın alabildiği kadarıyla şiirimde

Allah’ın hükümranlığını” anlatacağım.

 

“Ey Apollo!” bu son vazifede bana yardım et;

Beni mükemmeliyetine bir araç yap

O defne dalına layık olabileyim

Şu ana kadar Parnasus’ un bir tepesi yetti bana;

Ama bundan sonraki görevde her iki zirve de gerekli.

 

Gir göğsüme, bana nefesini üfle;

Kuvvetinden ver;

Eğer kuvvetinden verir de, aklıma kazıdığım

 Kutsal alemlerin gölgesini olsun yazmama yardım edersen

Sevdiğin ağacın altında beni defne dalından tac giyerken görebilirsin.

 

Anlattığım konu ve senin yardımınla buna layık olabilirim

Bu şerefe çok az kişi erişebilir

Bazen küçük kıvılcımlar büyük yangınlar başlatabilir

Belki benden sonra daha iyi sesler gelir

daha iyi anlatabilmek için yine sana dua eder.

 

Dünyanın lambası (Güneş) ölümlülere farklı yollardan yaklaşır

Bir yere gün doğarken, bir yerde akşam olur.

 

Beatrice’i fark ettiğimde, güneş en tepedeydi

Beatrice güneşe öyle doğrudan bakıyordu ki;

 hiç bir kartal onun kadar gözünü kırpmadan bakamamıştır ışığa...

 

Ben de ondan etkilendim;

 normalde bakabileceğimden daha uzun baktım güneşe.

Evine hevesle dönen bir hacı gibi hızla yükseliyordum.

Burada biz insanlara, mevcud olan kudretimizden

 daha fazla kullanmamıza müsade edilir.

Çünkü burası Cennet‘tir yani gerçek evimizdir.

 

Daha fazla dayanamadım artık bakmaya

Güneşin etrafı ateşten yeni çekilmiş

 erimiş demir rengindeydi.

 

Her şeye kadir olan Allah, iki güneş bahşetmis gibi

 etraf daha da aydınlandı birden

Gözlerimi gezegenlere bakmakta olan

Beatrice‘ e çevirdim yeniden

 

Ona bakarken Glaucus gibi kendi içimde değistim

O denizdeki sihirli otu yiyerek deniz tanrısına dönüşmüştü

Diğer tanrılara yoldaş olmuştu

 

İnsanken insan üstü varlığa dönüşmek, kelimelerle anlatılamaz

Siz de o mevkie varıncaya kadar

 

Glaucos sadece bir örnek olsun diye zikredilmiştir

Buraya ruhumla mı yoksa bedenimle mi yükseltildiğimi

 Ancak kâinatın idarecisi olan sen bilirsin Allah’ım.

 

Beni yükselten sadece senin Nur’undur

Bütün kâinat her hareketinde sana varmaya çalışır

Ben de o çekime kapıldım

Güneşin ışığı semaya öyle bir yayıldı ki

Dünya da gördüğümüz bütün okyanuslardan daha genişti bu ışığın yayıldığı alan

 

Bu yeni duyduğum sesler ve bu yeni gördüğüm ışık

 beni öğrenmeye, her zamankinden daha fazla teşvik etti.

 

Beni benden iyi tanıyan Beatrice, daha ben sormadan cevapladı aklımı karıştıran soruları:

 

“Hayallerin yanıltıyor seni,

Gerçeği göremiyorsun.

Zannettiğin gibi dünyada değilsin artık

 

Yıldırım hızıyla yol almaktasın Cennet’ e,

Gerçek evine doğru yükselmektesin.

Anladım derken, aklım yine karıştı:

“Nasıl oluyor da benim bedenim daha hafif bedenleri ruhları hızla geçiyor?”

 

Sabırlı bir anne gibi iç çekti ve

Bütün herşey kendi içinde bir düzene bağlıdır;

Bu evrenin düzenidir ki, onu Tanrıya yaklaştırır

Burada daha yüksek varlıklar

Sonsuzluğun izini görürler.

 

Her şey bir düzen içinde aslına

 Yaratıcısına yaklaşır.

Bazısı daha çok yaklaşır, bazısı daha az

Herkes kendi meşrebince kendi limanına yanaşır

 

Her varlık  kendi içgüdüsüne göre hareket eder

Bu ölümlüleri harekete geçiren kudrettir

Dünyayı ayakta tutan, Ay‘a ışığını veren

 

Bu kudret, canlı cansız varlıkları

akıl ve kalp sahiplerini harekete gecirir;

Rahmanın alemlere nurunu yağdırmasıyla

 Dünyalar döner ahenkle

 

Yayı gerip oku atanın kudretiyle ilerlemekteyiz

Hedefe varacağız

Ama bazı yaratıklar sağırdır, duymazlar;

Yaratılış gayesinin aksine hareket ederler.

 

Nasıl yıldırım düşerse, bulutlardan dünyaya,

İlk hatayı yapan insan da, yanlış bir heves uğruna dünyaya düşmüştür.

Yukarı ışık hızıyla çıkışına hayret etme

Bu dağlardan şelalelerin akması gibi doğal bir hadisedir.

 

Artık yükünden kurtulmuş halinle hafifleyip uçmasaydın,

Asıl bu- dünyadaki bir alevin hareketsiz,

 Kıpırtısız yanması gibi -şaşılacak bir şey olurdu…”

Gözlerini tekrar göklere çevirdi.

 YORUM

 

Cennet Bölümüne geldiğimiz zaman Komedya ’nın hem lisanının zorlaştığını hem de genel olarak metafizik kavramlara yer verildiği için ve bazı retorik yöntemleri uygulandığı için anlaşılması epeyce zor bir hale geldiğini görürüz.

Daha önce Dante’nin gerek Aristo Fiziği, gerekse Ahlak felsefesinden etkilendiğini bu alanları çalıştığından bahsetmiştik.

Metafizik de aynı şekilde ilgi alanındadır. Özellikle Ortaçağ felsefesi Aristo’nun metafizik kitabından çok etkilenmiştir.

Metafizik, Fizik’ten sonra gelen kitaplar anlamında ilk önce kullanılmış. Aristo’nun bir dizi fizik kitabından sonra, metafizik kitabı gelmiştir (ta meta ta phusica) anlamındaki Yunanca kelimelerden metafizik kelimesi türemiştir.

Disiplin olarak da felsefi çalışmanın en zor bölümü olarak varlık felsefesi, varoluş, evren konularını içerir. Bunları anlamak için de zaten önce fiziği bilmek gerekir.

Bu anlamda fizik ile metafizik aslında birbirinden bağımsız sayılmaz. Uzayı zamanı ve Tanrı kavramını inceler, din felsefesi bilim felsefesi gibi alanlar zamanla ayrılmıştır.

Aristo’ya çok çeşitli alanlarda çalışmalarından dolayı Ortaçağ da “the Philosopher-Filozof” denmiştir. Yani sanki dünyada bir tek filozof olarak O varmış gibi filozof terimi Aristo’yu anlatmış.

Fiolozof’un  kitaplarına açıklayıcı şerhler yazan İbni Rüşt ise, “Şarih- the Commentator” adıyla anılmış. Daha sonra İbni Rüşt’ün eserlerini çalışarak, bu konuları Hristiyan dini açısından açıklayan Thomas Aquinas çağının en önemli düşünürü olmuştur.

Aquinas’ın düşünceleri halen Hristiyanlık dünyasında önemini korumaktadır. İbni Rüşt’le İslam dünyası çok alakadar olmamış ama O’nun eserlerinin Latinceye çevrilmesiyle Avrupa düşünsel hayatına önemli katkıları olmuştur. Latince ismi Averroes olarak tanınan İbni Rüşt’ün takipçilerine Averroist denmiştir. Bir de ona karşı olanlar vardır.

 

Cennet’in ilk kantosunun ilk dizesinde “gloria” kelimesini görüyoruz, burada nur, ışık anlamına geliyor. Cennet’te ışık giderek daha çok ışık göreceğiz.

Cehennem hep karanlıktı, Araf dünyada yer aldığı gibi normal olarak gece ve gündüzden ışık ve karanlıktan oluşuyordu. Ama göklere yükseldikçe Cennet hep ışık olarak tasvir edilmiş.

Burada az ve çok kavramlarını farklılıkları görüyoruz. Bazısının üzerine daha çok ışık bazısına daha az ışık düşüyor. Kişiden kişiye olan farklılıklar üzerinde durulacak.

Çeşitlilik ve farklılıkları göreceğiz.

Kâinatı uzayı düşününce teklik birlik kavramını da düşünüyoruz. İçerisinde bulunduğumuz uçsuz bucaksız, çeşitli galaksilerden oluşmuş ama tek bir âlem var.

“Universe” kelimesi de bir olmak manasını içeriyor. Uni bir verse dönmekten geliyor.

Teklik ve çokluk, Birlikte çokluk, çoklukta birlik anlayışı ve birlik ve farklılık anlayışlarını göreceğiz.

Çoklukta birlik anlayışı Hristiyanlıktaki teslis anlayışı, Baba oğul kutsal ruh olarak Tanrı’nın üç kişi ama aslında bir birlik olduğu ilkesi ile birlikte vurgulanıyor.

Çok büyük bir olay karşısında bizde “havsalam almıyor” denir. Onun gibi Cennet’e yükselen şair bu gördüklerini anlayabilecek mi, anlarsa sonradan hatırlayabilecek mi, Hatırlarsa sonradan yazabilecek mi? Endişelerini taşıyor.

Anlatılamaz bir tecrübe yaşıyor.

Bu zorlu görev için şairlerin tanrısı Apollo’dan kendisine ilham vermesini istiyor.

“İnspiration” kelimesinde nefes var nefes kendisine üflenmiş olacak.

Kantonun başında halen Araf tepesinde Yeryüzü Cennet’indeler ve vakit öğle vakti. Başlarını kaldırıp güneşe bakıyorlar.

Hem Beatrice’e hem de güneşe bakarken Dante değişiyor. İnsan’ dan insan- üstü bir varlık haline geçiyor.

Bunu da trasumanar sözüyle dile getiriyor.

Burada gene mitolojiden bir örnek veriyor. Balıkçı Glaucus denize dalıyor orada özel bir yosun veya deniz bitkisi yiyerek Deniz Tanrısına dönüşüyor. Bu Ovid ’in bir şiirinden alınmış metamorfoz örneği. Dönüşüm, değişim yani metamorfoz, diğer bölümlerde olduğu gibi Cennet’te de karşımıza çıkıyor.

Acaba Dante Cennet’e, gövdesiyle mi gitti yoksa sadece ruhuyla mı? Aziz Paul ‘de bu sorunun karşılığını bilemiyordu.

Ama Dante’nin gövdesiyle gittiğini nefes almasından, gölgesinin ve ağırlığının bulunmasında, uyuyup, uyanmış olmasından anlıyoruz.

İbni Rüşt ‘te de bu temel konulardan biridir. Ahirete inanıp inanmama, ahirette tekrar ete kemiğe bürünme konusu. Dinin de temel inanç konularından biridir. Kuran’ da sıklıkla yer alır İnanmayanlar “kemiklerimiz toz toprak olduktan sonra mı dirileceğiz?” diye sorarlar.

Burada hızla yükselirler. Dante kendisini hâlâ dünyada hissetmektedir ama Beatrice durumu açıklar.

Komedya ’da hep başından beri bir tarafta akıl- felsefe, bilim bir tarafta da din ve vahiy var. Bu iki faktörün felsefe ve vahyin insana doğruyu göstereceğine inanan Dante, her zaman fizik dünyaya ait açıklamalar istiyor ve bilimsel merak gösteriyor.

Nasıl olup da yükselebildiklerini soruyor.

Beatrice yaratılışları icabı bütün ruhların geldikleri yere yükseleceklerini açıklıyor. “Eğer yükselmeseydik bu hayret edilecek bir şey olurdu” diyor. Ruhlar gerçek evleri olan Cennet’e dönüyorlar.

Dante yükselebiliyor, çünkü artık günahın yükünden ağırlığından kurtulmuş. Araf’ta geçirdiği süre içinde arınmış.

“Varlık felsefesi var konularımız arasında, yaratılmışlar var”, demiştik bu alemde hep beraber oluşumuzu “varoluşun büyük denizi” olarak ifade ediyor. Bunun içinde büyük, küçük bütün yaratılmışlar var.

 

 

 

 


















Saturday, August 8, 2020

Kanto 26

Adem'le Karşılaşma Cennet Kanto 26 İlahi Aşk; Hazreti Yahya ve Hazreti Adem ile Karşılaşma Lisan Meselesi Coşkuyla Beatrice’e döndüm Döndüm ama O’nu göremedim. Yanındaydım Cennet’teydim ama onu göremiyordum! Işıklardan kör olmuştum O sırada bir ses duydum. Bana; “Gözlerin açılıncaya kadar Konuşalım seninle Zamanı değerlendirelim. Colloquy theological discussion Konuş ruhun ne çağırırsa onu söyle önce Merak etme gözlerin açılacak. Seni buraya kadar getiren Beatrice’ in elinde Ananias’ ın gücü var.” Dedi “O dilerse er veya geç açılır gözlerim Onu ilk gördüğümden beri İçimi yakan alev hiç sönmemiştir. Bu mahkemenin istediği iyilik, Aşk hakkında yazılanların Alpha ve Omega’ sıdır İlk ve sondur. İster alçak sesle ister yüksek okunmuştur bana. İncil’deki Vahiy bölümünde “Var olan, var olmuş her şeye gücü yeten Tanrı Alpha ve Omega benim diyor. Yunan alfabesinin başı ve sonu. Ezelden Ebede O’na bakarken gözlerimi kamaştıran ruhun sesiydi bu konuşan ses. Benim yeniden konuşmamı istedi. “Daha ince eleyip sık dokuyalım” dedi “Hedefi bu kadar yüksek tutmana sebep ne? Kim etkili oldu bu inancında? Aşk kaç dişle seni ısırdı?” dedi. “Felsefefi mütealalar vekaynağı burası olan otorite Aşkın mührü kalbime vurulmuş olmalı. İyilik aşkın ateşini yakar. Daha çok iyilik daha çok sevgi getirir. Bunu anlayabilen daha çok sevgiye yönelir Sevginin kaynağına, Esasına, özüne, Çünkü diğer bütün sevgiler ışığını o kaynaktan alır. Güneş ışınlarının yansıması gibi. …..Karşılığında daha çok sevgi ve daha çok iyilik gelir. Bu esası anlayan en çok sevmesi gerekenin En Yüce; en Aziz olduğunu anlar. Çünkü bütün iyilik O’ ndan kaynaklanır. Bizim görebildiğimiz ancak Güneş’in kaynağından yansıyan ışınlardır. Güneşin kendisi değil…… Aşkın kaynağının Yaratan olduğunu bilirim. O bana ebedi ruhların ilk aşkının Yaratanları olduğunu öğretmiştir. O ki; kendi sesiyle Musa’ya “Sana bütün iyilikleri göstereceğim” demiştir. Exodus Mısırdan çıkış: 18-Musa Lütfen görkemini bana göster” dedi 19-Rab bütün iyiliğimi önünden geçireceğim” İncil de senin bölümünde, diğer kısımlardan daha fazla olarak, Cennetin sırlarını dünyaya anlatır.” Dedim. “Felsefe ve yükseklerden gelen ve insan aklıyla uyumlu otoriteyle, en büyük aşkın-İlahi aşk -olduğunu anlamışsın! Seni bu aşka çeken başka ne güçler var?” Isa’ nın Kartalı’nın sözlerindeki maksadı anlamıştım Benim ne söylememi istediği açıktı. “Yaşadığımız her tecrübeden sonra kalbimiz Yaradan’a döner Dünyanın ve benim varlığım, Bizim yaşamamız için O’nun ölmesi, Bütün umudumuz, Bilgimiz, Beni yanlıştan korumuş Ve doğru yol iletmiştir, salimen kıyıya ulaştırmıştır. Yanlış sevdalardan Doğru aşka yöneltmiştir. Bahçedeki her çiçek, O’nun rahmetinden nasibini alır. Yaratan’dan ötürü severim.” Dedim. Ben konuşmamı bitirdiğimde, Cennet’te “Kutsal! Kutsal!” nidaları işitildi. Bu seslere benim Güzel Hanımım da katılmıştı. Yavaş yavaş, görme yetim geri gelmişti. Sanki gözlerine parlak bir ışık tutulmuş da, uykudan uyandırılmış biri gibiydim. Öyle biri nasıl ilk önce ne olduğunu anlamaz da, sonra yavaş yavaş aklı başına gelince, Ne olduğunu; nerede olduğunu algılarsa, ben de o durumdaydım. Artık gözlerim eskisinden de iyi görür olmuştu. Beatrice’in gözlerindeki ışık sanki kilometrelerce uzağı aydınlatıyordu. Büyülenmiş gibi, Beatrice’e yaklaşan dördüncü ışığın kim olduğunu sordum. “Allah’ın elleriyle ilk yarattığıdır” dedi. Hazreti Adem. Rüzgara tutulan ağacın dallarının sağa sola savrulup yine kendi gücüyle düzelmesi gibi ben de kendime geldim Beatrice konuşurken. Önce sarsıldım, sonra konuşma arzusuyla toparladım. “Adem Babamız, dünyaya olgunlaşmış olarak gelen tek meyva, Hepimizin atası, bütün kızların gelinlerin babası Konuş benimle. Neyi merak ettiğimi biliyorsun. Biran evvel sesini duymak için söylemiyorum” dedim heyecanla. Üstündeki örtülerin altında hareket ederek, ne kadar mutlu olduğunu gösterdi. “Neyi merak ettiğini biliyorum söylemene gerek yok, Allah’ ın aynasında görüyorum herşeyi apaçık olarak. O herşeyi apaçık gösterir ama hiçbir şey O’nu tam olarak yansıtamaz. Benim ne zaman yaratıldığımı, Yeryüzü Cennet’ine ne zaman bırakıldığımı merak ediyorsun. O bahçede bu hanım seni Cennet yolculuğuna hazırladı. Cennet bahçesinde kaç sene kaldığımı, Ve sonra neden ret edildiğimi! Bunun gerçek nedenini soruyorsun! Bir de konuştuğum dili, kendi icat ettiğim dilin hangisi olduğunu Öğrenmek istiyorsun. Ağaçtan elmayı yemek değildi sorun olan, Beni uzun sürgüne gönderen hata. Allah’ın emrine karşı gelmek yüzünden cezalandırıldım. Haddi aşmaktan. Dört bin üç yüz iki yıl geçmişti Cennet’te. Dünya’da da tam dokuz yüz otuz yıl yaşadım Nemrut’un adamlarının imkânsız işe kalkışmalarından Çok önce benim konuştuğum dil ortadan kalkmıştı. Zihin ürünü olan ne varsa, sonsuza kadar yaşamaz. Çünkü insanın öncelikleri, tercihleri değişir durmadan. İnsanın konuşma kabiliyeti doğası gereğidir Ama nasıl konuşacağına, hangi dilden konuşacağına kendi karar verir. Tanrının ismi önceleri I idi Sonra EL oldu. İnsanın lisanı kullanımı ağacın yaprakları gibidir, Bir daldan bir yaprak düşerse yenisi çıkar. kelimelerin biri kaybolursa yerine yenisi gelir. Cennet ’ten çıkarılmadan önce Orada ne kadar kaldığımı soruyorsun Güneşin tepeye çıkmasına kadar Yani ilk mutluluk 6 saat kadar sürdü... De Vulgari Eloquentia. Halk Diliyle Belagat Cennet Kanto 26 Açıklamalar Burada Dante üç ilkeden sonuncusu olan Aşk ilkesinden imtihan ediliyor. Konuştuğu kişi Hazreti Yahya. Diğer ilkeler İman ve Umut olarak tanımlanmıştı ve ikisi birbiriyle bağlantılı idi. Üçüncü ilke Charity- İyilik ilkesi de Aşk ve sevgi ile bağlantılı kelime anlamı olarak da Latince Caritas kelimesinden geliyor Sevgi manasına geliyor. Sevgi olmadan iyilik olmayacağı için ikisi bir arada anlatılıyor. Yardımlaşma dayanışma ile ilgili her şey zekât vermek sadaka vermek de buraya dahil. İlk başta gözlerinin kör olması; Aziz Paul’ un Şam yolunda attan düşerek kör olması hadisesini akla getiriyor. O sıralarda Hristiyanlık karşıtı olan Paul (Saul) Hristiyanlara eziyet etmekteydi. Ama Şama giderken yolda kendisine Hazreti Isa görülür ve Neden bana (ümmetime) eziyet ediyorsun der. Bunun üzerine Paul attan düşer ve kör olur. Sonra Ananias tarafından iyileştirilir. Bu hadise esnasında kendisine ahiret gösterilir ve Hristiyan olur. Gene ilk Kanto’yu okuyanlar hatırlayacaktır. Dante “Ben Paul değilim Aeneas da değilim (Virgil ’in kahramanı) nasıl olurda yaşayan biri olarak Cehennemi görebilirim?” demişti. Hazreti Yahya- Saint John Meryem Suresi 12. Ayet “Ey Yahya! Kitabı kuvvetle tut! Biz ona daha sabi iken hikmet verdik., 13 Katımızdan bir kalp yumuşaklığı, bir temizlik verdik. Korunan biriydi o. 14 Ana- babasına iyilik eden biriydi; zorba isyancı biri değil. 15 Selam olsun ona, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün. Meryem suresinde hem Hazreti Yahya hem de Hazreti İsa aynı şekilde selamlanıyor, doğduğu gün (ikisinin ki de özel bir doğum, doğumları önceden müjdelendi Zekeriya ve eşi yaşlı oldukları halde duaları Kabul edildi ve çocukları oldu. Öleceği gün- öldüğü denmiyor da öleceği deniyor- Hazreti Isa çarmıha geriliyor Hazreti Yahya başı kesilerek şehit ediliyor. “Şehitler için öldü demeyin onlar diridirler” ayetinde olduğu gibi Bu iki peygamber için öldü denilmemesi gerektiği anlatılıyor belki de. Ali Imran Suresi 169. Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar. 170. Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar. Dante’ nin yaşadığı devirde de buna benzer bir inanç var. Hazreti Yahya nın Cennet’e bedeniyle yükseltildiğine inanılıyor; o yüzden ruhunu temsil eden ışığa çok dikkatli bakarak geçici bir körlük yaşadı ama Yahya’nın ruhu öyle olmadığını açıkladı ona. Cennet’ te ruh, bir enerji olarak bulunuyor. Aşk- Caritas üzerine Sınav Yahya Dante ’ye Aşk ‘a olan inancının nereden kaynaklandığını sorar. İnsan aklı ve İlahi vahiy olduğunu, kutsal kitapların İlahi Aşkı anlattığını söyler. Hazreti Isa’ nın “I am Alpha and Omega, the beginning and the ending, which is and which was and which is to come the Almighty.” Tanrı sevgiyi temsil ettiğine göre Tanrı’nın başı sonu olmadığı ne varsa A dan Z ye Tanrıya ait ve Onun kudreti altında olduğu ayetleri hatırlatılıyor. Dante dönüşün Allah’ a olacağını belirtip, bu konudaki sınavından da geçiyor. Hazreti Adem Bakara Suresi 31. Ayet Ve Adem’ e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: “Hadi haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz.” 32 Dediler: “Yücedir şanın senin! Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim’sin, herşeyi hakkıyla bilirsin; Hakimsin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin.” 33. Allah buyurdu: "Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklaya geldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim." 34. O vakit biz meleklere, "Âdem’e secde edin" demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu. 35. Ve Âdem’e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz." 36. Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet / bir yararlanma imkânı olacaktır. 37. Bunun üzerine Âdem, Rabb’inden bazı kelimeler öğrenip belledi de O’na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb’dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm’dir, rahmetini cömertçe yayar. Dante’ nin De Vulgari Eloquentia – Halk dilinde belagat adlı bir eseri vardır. Burada Latince kökenli lisanları inceler. Bu eserde Adem’ in dilinin İbanice olduğu ve Babil Kulesi’nin yıkılmasına kadar bütün insanların bu dili ortak olarak kullandığını iddia eder. Bu düşünceleri İncil’ deki Babil Kulesi efsanesine dayanır. Efsaneye göre insanlar Tanrı’ya ulaşmak için bir kule yaparlar. Meraklarını gidermek isterler. Bu istekleri büyüklenme olarak görülür. Tanrı kuleyi yıkar, insanlar o kuleden indiklerinde dillerini karışmış bulurlar ve tüm dünyaya ayrı ayrı diller konuşarak yayılırlar. Bu bölümde Adem kendi konuştuğu Hebrew- Ibranice dilinin Babil Kulesi efsanesinden daha önce yok olduğunu söylüyor. Çeşitli dillerdeki Tanrı’nın isimlerinin de zaman içinde değiştiğini anlatıyor.

Thursday, August 6, 2020

Cennet 24

Kanto 24








“Bu değerli topluluğun mümtaz üyeleri;

Son yemekte Hazreti İsa’ ya eşlik etmiş olanlar;

O sofrayla sonsuza kadar açlığı giderenler;

 

Bu yanımdaki adam Allah’ın izni ve lütfuyla biraz tatmıştır bu güzelliklerden,

Ömrünün sonuna kadar daha öğrenmek istedikleri vardır,

Siz suyun kaynağındasınız, O’nun da susuzluğunu giderin biraz.”

 

Beatrice’in bu sözleri üzerine ruhlar parıldadı;

Bir daire oluşturup sevinçle dönmeye başladılar.

Bazısı yavaş, bazısı hızlı olarak kendi eksenleri etrafında dönmekteydiler.

 

En parlak olanı Beatrice’in etrafında üç kez döndü.

“Kutsal hemşirem” dedi Beatrice’ e

“Çok içten dua ediyorsun.

Beni sevginle çağırdın.”

 

“Efendimizin anahtarları teslim ettiği büyük ruh,

Seni su üzerinde yürüten iman hakkında bu adamı imtihan eder misin?

Sevgi, umut ve iman varsa O’nda; göreceksin.

Senin gözlerin görülmesi gerekeni görür

 

Bu kademe İsa’nın ümmetinden insanlarla dolu olduğu için burada daha iyi cevap verebilir sana.”

 

Hoca’nın sorusunu bekleyen talebe gibiydim.

 Beklerken bir yandan da hazırlanıyordum sorulara.

 

“İyi mümin konuş!” dedi.

Göster kendini!

İman nedir?”

 

Beatrice’e baktım; konuşmamı işaret etti.

İçim doluydu zaten, taşmayı bekliyordu:

“Ordu’nun en önündeki safların birinci askeri!

Allah bu konuşmamızı mübarek kılsın.

 

Kendimi düzgün ifade etmeme yardım etsin.

Seninle beraber Roma’yı doğru yola eriştiren

Kutsal Birader’inin (Saint Paul)  doğru kaleminin yazmış olduğu gibi,

 

İman, umut edilenlere güvenmek,

görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İman görmeyi umut ettiğimiz şeylerin esası

 

Göremediklerimiz için bir kanıttır.

İşin özü budur bence.”

 

“Esası budur ama neden önce Esas sonra Kanıt dedi Aziz Paul?” dediğini duydum

 

 

“Esas yani derin mana burada açıkça görünüyor ama

orada (Dünya’da) bu kadar açık görünemez.

 

Ölümlüler için sadece inanç vardır.

İmanla beraber umut yükselir.

Esası temeli budur.

Bu inançla başlar sonra kanıt ararız.

Kıyas yöntemiyle cevap bulmaya çalışırız.

Daha fazlasını göremeyiz

Ama iman bizim için ispatlanmıştır.

 

 

 

“Herkes ahlaki konuları, bu kadar iyi anlasaydı; sofistlere gerek kalmazdı

 

Paranın geçer akçe olduğunu anladık

-ağırlığı metal oranı tam.

Ama söyle bana cüzdanında mı? Dedi.

 

“Tabii hem de çok parlak, çok düzgün kullanımla hiç bozulmamış.

Paranın geçerliliği konusunda hiçbir şüphem yok” dedim

 

“Bu mücevherin kaynağı nerede, üzerinde her erdem olan?” diye sordu.

 

“Kutsal Ruh- Cebrail’in nuru hiç tükenmezcesine,

Kutsal sayfalar üzerine, Tevrat’a ve İncil’e indirdi;

 

Bundan belli ki iman gerçek imandır.

Diğer bütün mantık yürütme metotları eksik kalır bunun karşısında.” Diye cevap verdim

 

 

“ Kutsal sayfaları hem eskiyi hem yeniyi (Tevrat ve İncil’i)

Okuduktan sonra bu kanaate vardın.

Ama neden bunlarının Tanrı sözü olduğuna inanıyorsun?” diye sordu.

 

“Delili mucizelerdedir”

 

“Kim sana bunun gerçek olduğunu söyledi? Mucizeyi ispat için de Tanrıya inanmak gerek”

 

“Hiçbir mucize olmadan da insanlar iman ediyorsa esas mucize budur

Sen fakirdin, bir şeyin yoktu

 bir ekilecek tarla buldun ektin eskiden bağdı şimdi dikenlik oldu.”

 

 

 

 

Bunun üzerine koro “ Te Deum Laudomus”  Tanrım sana hamdederiz seni överiz

İlahisini söylemeye başladı.

Son sayfaya geliyorduk.

 

“Buraya kadar Allah’ın izniyle iyi gitti.

İyi düşünüp iyi cevap verdin

 

Şimdi söyle; Neye inanıyorsun, 

sana bu iman nasıl nasip oldu?”

 

“Kutsal Peder, Galille’deki mezara ilk sen inmiştin.

İnandığını herkesten önce görmek için.

 

Ben Tanrı’nın Birliğine inanırım.

Tek, Ebedi,

Ebedi, Gökleri harekete geçiren, kendi sabit olan.

 

 

 

 

Bunun kanıtı sadece fizik ve metafizik âleminde değil;

Bütün duyularımla kavradığım Hakikattedir.

Musa ile; diğer peygamberler ile,

Zebur ile; İncil ile;

senin ile ve büyük ruhun seni kiliseye vekil tayin ettiğinde,

 yazdıkların ile. 

 

Ve Üç’e inanırım;

 Üçün Bir;

Bir’in Üç olmasına.

Hem tekil hem çoğul olmasına

 Hakikate,

 

Kutsal kitapların yazdıkları;(teslis anlayışını anlatan İncil bölümleri)

bir mühür gibi beynime kazınmıştır.

 

Ezelden ateşlenmiş olan kıvılcım büyümüş,

Alev olmuş,

Gökteki yıldız gibi içimde parıldamaktadır.”

 

Müjdeli haberi getiren köleye, efendinin sarılması gibi;

Beni dinleyen Kutsal Havari,

Beni takdir ettiğini söyledi.

 

Etrafımda sevincinden üç kez döndü.

Söylediklerim onu memnun etmişti.

 

 

 

 

Faith hope charity Caritas – love

Adlı üç Hrıstiyanlık değerinden Dante Cennet’te sınava girecek.

Hocaları İsa’nın en sevdikleri

Aziz Peter – Faith İman

 

Aziz
James- Ümit

Yahya Peygamber Aşk konusunda Dante’ye sorular soracak

 

24. Kanto da İman konusu işleniyor.

 

Kıyas konusu geçiyor burada felsefi bir tabir olarak

Dante sanki hocasının sorusuna hazırlanan bir öğrenci gibi heyecanlı

 

Felsefedeki kıyas yöntemiyle konuları açıklamak istiyor şair.

 

İman nedir

Senin imanın var mı soruları geliyor peş peşe

 

İyi hrıstiyan iman nedir? diyor Aziz Peter.

 

Dante nin imanı tanımlaması gerekiyor o da Aziz Paul’den örnek gösteriyor.

 

Hebrews 11 -1

 

İbraniler

Aziz Paul’un İbranilere Mektubu

İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. 2 Atalarımız bununla Tanrı’nın beğenisini kazandılar. 3 Evrenin Tanrı’nın buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz. 4 Habil’in Tanrı’ya Kayin’den daha iyi bir kurban sunması iman sayesinde oldu. İmanı sayesinde doğru biri olarak Tanrı’nın beğenisini kazandı. Çünkü Tanrı onun sunduğu adakları kabul etti. Nitekim Habil ölmüş olduğu halde, iman sayesinde hâlâ konuşmaktadır.

 

 

-Gördüğüne inanmak rasyonelliğin gereğidir ama iman için görmek şart değildir.

 

Sacrato poem Paradiso 23 kendi şiirine kutsal şiir diyor

Aziz Paul’e doğru kalem Veracious pen diyor

 

Cüzdanında para var mı diyor St Peter

Daha önce sahte para basanları görmüştük, burada para iman anlamında kullanılıyor ve geçer akçe altını tam ağırlığı tam, üstündekidamga hakiki

Akıllı bir insanın bilim adamının imanı daha değerli

 

 

 

 

 

Açıklamalar

 

 

Galile’deki mezar:

Aziz Peter Isa’nın mezarına inip mezarın boş olduğunu gören kişi. Diriliş hadisesini ilk o anlamış oluyor.

Mucize:

“Kutsal kitaplardaki mucizelere inanmazsak, Hıristiyanlığın dünyaya yayılmasını açıklamak için daha büyük başka mucizeler bulmamız gerekirdi” demek istiyor.

Geçer Akçe:

Argümanların sağlam diyor ama hakikaten cüzdanında mı? Yani kalbinde mi bu iman?

Daha önceki bölümlerde kalp para basanları, paranın değeriyle oynayıp devalüasyon yapanları; sahtekarları eleştirmişti. Burada kendisinin imanının tam ve sağlam olduğunu anlatmak için değeriyle oynanmamış altın oranı doğru sağlam para örneğini verdi.