Saturday, August 8, 2020
Kanto 26
Adem'le Karşılaşma
Cennet Kanto 26
İlahi Aşk;
Hazreti Yahya ve Hazreti Adem ile Karşılaşma
Lisan Meselesi
Coşkuyla Beatrice’e döndüm
Döndüm ama O’nu göremedim.
Yanındaydım Cennet’teydim ama onu göremiyordum!
Işıklardan kör olmuştum
O sırada bir ses duydum. Bana;
“Gözlerin açılıncaya kadar
Konuşalım seninle
Zamanı değerlendirelim.
Colloquy theological discussion
Konuş ruhun ne çağırırsa onu söyle önce
Merak etme gözlerin açılacak.
Seni buraya kadar getiren Beatrice’ in elinde
Ananias’ ın gücü var.” Dedi
“O dilerse er veya geç açılır gözlerim
Onu ilk gördüğümden beri
İçimi yakan alev hiç sönmemiştir.
Bu mahkemenin istediği iyilik,
Aşk hakkında yazılanların Alpha ve Omega’ sıdır
İlk ve sondur.
İster alçak sesle ister yüksek okunmuştur bana.
İncil’deki Vahiy bölümünde “Var olan, var olmuş her şeye gücü yeten Tanrı Alpha ve Omega benim diyor.
Yunan alfabesinin başı ve sonu.
Ezelden Ebede
O’na bakarken gözlerimi kamaştıran ruhun sesiydi bu konuşan ses.
Benim yeniden konuşmamı istedi.
“Daha ince eleyip sık dokuyalım” dedi
“Hedefi bu kadar yüksek tutmana sebep ne?
Kim etkili oldu bu inancında?
Aşk kaç dişle seni ısırdı?” dedi.
“Felsefefi mütealalar vekaynağı burası olan otorite
Aşkın mührü kalbime vurulmuş olmalı.
İyilik aşkın ateşini yakar.
Daha çok iyilik daha çok sevgi getirir.
Bunu anlayabilen daha çok sevgiye yönelir
Sevginin kaynağına,
Esasına, özüne,
Çünkü diğer bütün sevgiler ışığını o kaynaktan alır.
Güneş ışınlarının yansıması gibi.
…..Karşılığında daha çok sevgi ve daha çok iyilik gelir.
Bu esası anlayan en çok sevmesi gerekenin
En Yüce; en Aziz olduğunu anlar.
Çünkü bütün iyilik O’ ndan kaynaklanır.
Bizim görebildiğimiz ancak Güneş’in kaynağından yansıyan ışınlardır.
Güneşin kendisi değil……
Aşkın kaynağının Yaratan olduğunu bilirim.
O bana ebedi ruhların ilk aşkının Yaratanları olduğunu öğretmiştir.
O ki; kendi sesiyle Musa’ya
“Sana bütün iyilikleri göstereceğim” demiştir.
Exodus Mısırdan çıkış:
18-Musa Lütfen görkemini bana göster” dedi
19-Rab bütün iyiliğimi önünden geçireceğim”
İncil de senin bölümünde, diğer kısımlardan daha fazla olarak,
Cennetin sırlarını dünyaya anlatır.” Dedim.
“Felsefe ve yükseklerden gelen ve insan aklıyla uyumlu otoriteyle,
en büyük aşkın-İlahi aşk -olduğunu anlamışsın!
Seni bu aşka çeken başka ne güçler var?”
Isa’ nın Kartalı’nın sözlerindeki maksadı anlamıştım
Benim ne söylememi istediği açıktı.
“Yaşadığımız her tecrübeden sonra kalbimiz Yaradan’a döner
Dünyanın ve benim varlığım,
Bizim yaşamamız için O’nun ölmesi,
Bütün umudumuz,
Bilgimiz,
Beni yanlıştan korumuş
Ve doğru yol iletmiştir, salimen kıyıya ulaştırmıştır.
Yanlış sevdalardan Doğru aşka yöneltmiştir.
Bahçedeki her çiçek,
O’nun rahmetinden nasibini alır.
Yaratan’dan ötürü severim.” Dedim.
Ben konuşmamı bitirdiğimde,
Cennet’te “Kutsal! Kutsal!” nidaları işitildi.
Bu seslere benim Güzel Hanımım da katılmıştı.
Yavaş yavaş, görme yetim geri gelmişti.
Sanki gözlerine parlak bir ışık tutulmuş da, uykudan uyandırılmış biri gibiydim.
Öyle biri nasıl ilk önce ne olduğunu anlamaz da,
sonra yavaş yavaş aklı başına gelince,
Ne olduğunu; nerede olduğunu algılarsa, ben de o durumdaydım.
Artık gözlerim eskisinden de iyi görür olmuştu.
Beatrice’in gözlerindeki ışık sanki kilometrelerce uzağı aydınlatıyordu.
Büyülenmiş gibi, Beatrice’e yaklaşan dördüncü ışığın kim olduğunu sordum.
“Allah’ın elleriyle ilk yarattığıdır” dedi.
Hazreti Adem.
Rüzgara tutulan ağacın dallarının sağa sola savrulup yine kendi gücüyle düzelmesi gibi ben de kendime geldim Beatrice konuşurken.
Önce sarsıldım, sonra konuşma arzusuyla toparladım.
“Adem Babamız, dünyaya olgunlaşmış olarak
gelen tek meyva,
Hepimizin atası, bütün kızların gelinlerin babası Konuş benimle.
Neyi merak ettiğimi biliyorsun.
Biran evvel sesini duymak için söylemiyorum” dedim heyecanla.
Üstündeki örtülerin altında hareket ederek,
ne kadar mutlu olduğunu gösterdi.
“Neyi merak ettiğini biliyorum söylemene gerek yok,
Allah’ ın aynasında görüyorum herşeyi apaçık olarak.
O herşeyi apaçık gösterir ama hiçbir şey O’nu tam olarak yansıtamaz.
Benim ne zaman yaratıldığımı,
Yeryüzü Cennet’ine ne zaman bırakıldığımı merak ediyorsun.
O bahçede bu hanım seni Cennet yolculuğuna hazırladı.
Cennet bahçesinde kaç sene kaldığımı,
Ve sonra neden ret edildiğimi!
Bunun gerçek nedenini soruyorsun!
Bir de konuştuğum dili, kendi icat ettiğim dilin hangisi olduğunu
Öğrenmek istiyorsun.
Ağaçtan elmayı yemek değildi sorun olan,
Beni uzun sürgüne gönderen hata.
Allah’ın emrine karşı gelmek yüzünden cezalandırıldım.
Haddi aşmaktan.
Dört bin üç yüz iki yıl geçmişti Cennet’te.
Dünya’da da tam dokuz yüz otuz yıl yaşadım
Nemrut’un adamlarının imkânsız işe kalkışmalarından
Çok önce benim konuştuğum dil ortadan kalkmıştı.
Zihin ürünü olan ne varsa, sonsuza kadar yaşamaz.
Çünkü insanın öncelikleri, tercihleri değişir durmadan.
İnsanın konuşma kabiliyeti doğası gereğidir
Ama nasıl konuşacağına, hangi dilden konuşacağına kendi karar verir.
Tanrının ismi önceleri I idi Sonra EL oldu.
İnsanın lisanı kullanımı ağacın yaprakları gibidir,
Bir daldan bir yaprak düşerse yenisi çıkar.
kelimelerin biri kaybolursa yerine yenisi gelir.
Cennet ’ten çıkarılmadan önce
Orada ne kadar kaldığımı soruyorsun
Güneşin tepeye çıkmasına kadar
Yani ilk mutluluk 6 saat kadar sürdü...
De Vulgari Eloquentia.
Halk Diliyle Belagat
Cennet Kanto 26
Açıklamalar
Burada Dante üç ilkeden sonuncusu olan Aşk ilkesinden imtihan ediliyor.
Konuştuğu kişi Hazreti Yahya.
Diğer ilkeler İman ve Umut olarak tanımlanmıştı ve ikisi birbiriyle bağlantılı idi.
Üçüncü ilke Charity- İyilik ilkesi de Aşk ve sevgi ile bağlantılı kelime anlamı olarak da Latince Caritas kelimesinden geliyor Sevgi manasına geliyor. Sevgi olmadan iyilik olmayacağı için ikisi bir arada anlatılıyor. Yardımlaşma dayanışma ile ilgili her şey zekât vermek sadaka vermek de buraya dahil.
İlk başta gözlerinin kör olması; Aziz Paul’ un Şam yolunda attan düşerek kör olması hadisesini akla getiriyor. O sıralarda Hristiyanlık karşıtı olan Paul (Saul) Hristiyanlara eziyet etmekteydi. Ama Şama giderken yolda kendisine Hazreti Isa görülür ve Neden bana (ümmetime) eziyet ediyorsun der. Bunun üzerine Paul attan düşer ve kör olur. Sonra Ananias tarafından iyileştirilir.
Bu hadise esnasında kendisine ahiret gösterilir ve Hristiyan olur.
Gene ilk Kanto’yu okuyanlar hatırlayacaktır. Dante “Ben Paul değilim Aeneas da değilim (Virgil ’in kahramanı) nasıl olurda yaşayan biri olarak Cehennemi görebilirim?” demişti.
Hazreti Yahya- Saint John
Meryem Suresi 12. Ayet
“Ey Yahya! Kitabı kuvvetle tut! Biz ona daha sabi iken hikmet verdik.,
13
Katımızdan bir kalp yumuşaklığı, bir temizlik verdik. Korunan biriydi o.
14
Ana- babasına iyilik eden biriydi; zorba isyancı biri değil.
15
Selam olsun ona, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün.
Meryem suresinde hem Hazreti Yahya hem de Hazreti İsa aynı şekilde selamlanıyor, doğduğu gün (ikisinin ki de özel bir doğum, doğumları önceden müjdelendi Zekeriya ve eşi yaşlı oldukları halde duaları Kabul edildi ve çocukları oldu.
Öleceği gün- öldüğü denmiyor da öleceği deniyor- Hazreti Isa çarmıha geriliyor Hazreti Yahya başı kesilerek şehit ediliyor.
“Şehitler için öldü demeyin onlar diridirler” ayetinde olduğu gibi Bu iki peygamber için öldü denilmemesi gerektiği anlatılıyor belki de.
Ali Imran Suresi
169. Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.
170. Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar.
Dante’ nin yaşadığı devirde de buna benzer bir inanç var. Hazreti Yahya nın Cennet’e bedeniyle yükseltildiğine inanılıyor; o yüzden ruhunu temsil eden ışığa çok dikkatli bakarak geçici bir körlük yaşadı ama Yahya’nın ruhu öyle olmadığını açıkladı ona. Cennet’ te ruh, bir enerji olarak bulunuyor.
Aşk- Caritas üzerine Sınav
Yahya Dante ’ye Aşk ‘a olan inancının nereden kaynaklandığını sorar.
İnsan aklı ve İlahi vahiy olduğunu, kutsal kitapların İlahi Aşkı anlattığını söyler.
Hazreti Isa’ nın “I am Alpha and Omega, the beginning and the ending, which is and which was and which is to come the Almighty.”
Tanrı sevgiyi temsil ettiğine göre Tanrı’nın başı sonu olmadığı ne varsa A dan Z ye Tanrıya ait ve Onun kudreti altında olduğu ayetleri hatırlatılıyor.
Dante dönüşün Allah’ a olacağını belirtip, bu konudaki sınavından da geçiyor.
Hazreti Adem
Bakara Suresi
31. Ayet
Ve Adem’ e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu:
“Hadi haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz.”
32
Dediler: “Yücedir şanın senin! Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim’sin, herşeyi hakkıyla bilirsin; Hakimsin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin.”
33.
Allah buyurdu: "Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklaya geldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim."
34.
O vakit biz meleklere, "Âdem’e secde edin" demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.
35.
Ve Âdem’e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."
36.
Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet / bir yararlanma imkânı olacaktır.
37.
Bunun üzerine Âdem, Rabb’inden bazı kelimeler öğrenip belledi de O’na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb’dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm’dir, rahmetini cömertçe yayar.
Dante’ nin De Vulgari Eloquentia – Halk dilinde belagat adlı bir eseri vardır. Burada Latince kökenli lisanları inceler. Bu eserde Adem’ in dilinin İbanice olduğu ve Babil Kulesi’nin yıkılmasına kadar bütün insanların bu dili ortak olarak kullandığını iddia eder.
Bu düşünceleri İncil’ deki Babil Kulesi efsanesine dayanır. Efsaneye göre insanlar Tanrı’ya ulaşmak için bir kule yaparlar. Meraklarını gidermek isterler. Bu istekleri büyüklenme olarak görülür. Tanrı kuleyi yıkar, insanlar o kuleden indiklerinde dillerini karışmış bulurlar ve tüm dünyaya ayrı ayrı diller konuşarak yayılırlar.
Bu bölümde Adem kendi konuştuğu Hebrew- Ibranice dilinin Babil Kulesi efsanesinden daha önce yok olduğunu söylüyor.
Çeşitli dillerdeki Tanrı’nın isimlerinin de zaman içinde değiştiğini anlatıyor.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment