Saturday, August 8, 2020
Kanto 26
Thursday, August 6, 2020
Cennet 24
Kanto 24
“Bu değerli topluluğun mümtaz üyeleri;
Son yemekte Hazreti İsa’ ya eşlik etmiş olanlar;
O sofrayla sonsuza kadar açlığı giderenler;
Bu yanımdaki adam Allah’ın izni ve lütfuyla biraz tatmıştır bu güzelliklerden,
Ömrünün sonuna kadar daha öğrenmek istedikleri vardır,
Siz suyun kaynağındasınız, O’nun da susuzluğunu giderin biraz.”
Beatrice’in bu sözleri üzerine ruhlar parıldadı;
Bir daire oluşturup sevinçle dönmeye başladılar.
Bazısı yavaş, bazısı hızlı olarak kendi eksenleri etrafında dönmekteydiler.
En parlak olanı Beatrice’in etrafında üç kez döndü.
“Kutsal hemşirem” dedi Beatrice’ e
“Çok içten dua ediyorsun.
Beni sevginle çağırdın.”
“Efendimizin anahtarları teslim ettiği büyük ruh,
Seni su üzerinde yürüten iman hakkında bu adamı imtihan eder misin?
Sevgi, umut ve iman varsa O’nda; göreceksin.
Senin gözlerin görülmesi gerekeni görür
Bu kademe İsa’nın ümmetinden insanlarla dolu olduğu için burada daha iyi cevap verebilir sana.”
Hoca’nın sorusunu bekleyen talebe gibiydim.
Beklerken bir yandan da hazırlanıyordum sorulara.
“İyi mümin konuş!” dedi.
Göster kendini!
İman nedir?”
Beatrice’e baktım; konuşmamı işaret etti.
İçim doluydu zaten, taşmayı bekliyordu:
“Ordu’nun en önündeki safların birinci askeri!
Allah bu konuşmamızı mübarek kılsın.
Kendimi düzgün ifade etmeme yardım etsin.
Seninle beraber Roma’yı doğru yola eriştiren
Kutsal Birader’inin (Saint Paul) doğru kaleminin yazmış olduğu gibi,
İman, umut edilenlere güvenmek,
görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.
İman görmeyi umut ettiğimiz şeylerin esası
Göremediklerimiz için bir kanıttır.
İşin özü budur bence.”
“Esası budur ama neden önce Esas sonra Kanıt dedi Aziz Paul?” dediğini duydum
“Esas yani derin mana burada açıkça görünüyor ama
orada (Dünya’da) bu kadar açık görünemez.
Ölümlüler için sadece inanç vardır.
İmanla beraber umut yükselir.
Esası temeli budur.
Bu inançla başlar sonra kanıt ararız.
Kıyas yöntemiyle cevap bulmaya çalışırız.
Daha fazlasını göremeyiz
Ama iman bizim için ispatlanmıştır.
“Herkes ahlaki konuları, bu kadar iyi anlasaydı; sofistlere gerek kalmazdı
Paranın geçer akçe olduğunu anladık
-ağırlığı metal oranı tam.
Ama söyle bana cüzdanında mı? Dedi.
“Tabii hem de çok parlak, çok düzgün kullanımla hiç bozulmamış.
Paranın geçerliliği konusunda hiçbir şüphem yok” dedim
“Bu mücevherin kaynağı nerede, üzerinde her erdem olan?” diye sordu.
“Kutsal Ruh- Cebrail’in nuru hiç tükenmezcesine,
Kutsal sayfalar üzerine, Tevrat’a ve İncil’e indirdi;
Bundan belli ki iman gerçek imandır.
Diğer bütün mantık yürütme metotları eksik kalır bunun karşısında.” Diye cevap verdim
“ Kutsal sayfaları hem eskiyi hem yeniyi (Tevrat ve İncil’i)
Okuduktan sonra bu kanaate vardın.
Ama neden bunlarının Tanrı sözü olduğuna inanıyorsun?” diye sordu.
“Delili mucizelerdedir”
“Kim sana bunun gerçek olduğunu söyledi? Mucizeyi ispat için de Tanrıya inanmak gerek”
“Hiçbir mucize olmadan da insanlar iman ediyorsa esas mucize budur
Sen fakirdin, bir şeyin yoktu
bir ekilecek tarla buldun ektin eskiden bağdı şimdi dikenlik oldu.”
Bunun üzerine koro “ Te Deum Laudomus” Tanrım sana hamdederiz seni överiz
İlahisini söylemeye başladı.
Son sayfaya geliyorduk.
“Buraya kadar Allah’ın izniyle iyi gitti.
İyi düşünüp iyi cevap verdin
Şimdi söyle; Neye inanıyorsun,
sana bu iman nasıl nasip oldu?”
“Kutsal Peder, Galille’deki mezara ilk sen inmiştin.
İnandığını herkesten önce görmek için.
Ben Tanrı’nın Birliğine inanırım.
Tek, Ebedi,
Ebedi, Gökleri harekete geçiren, kendi sabit olan.
Bunun kanıtı sadece fizik ve metafizik âleminde değil;
Bütün duyularımla kavradığım Hakikattedir.
Musa ile; diğer peygamberler ile,
Zebur ile; İncil ile;
senin ile ve büyük ruhun seni kiliseye vekil tayin ettiğinde,
yazdıkların ile.
Ve Üç’e inanırım;
Üçün Bir;
Bir’in Üç olmasına.
Hem tekil hem çoğul olmasına
Hakikate,
Kutsal kitapların yazdıkları;(teslis anlayışını anlatan İncil bölümleri)
bir mühür gibi beynime kazınmıştır.
Ezelden ateşlenmiş olan kıvılcım büyümüş,
Alev olmuş,
Gökteki yıldız gibi içimde parıldamaktadır.”
Müjdeli haberi getiren köleye, efendinin sarılması gibi;
Beni dinleyen Kutsal Havari,
Beni takdir ettiğini söyledi.
Etrafımda sevincinden üç kez döndü.
Söylediklerim onu memnun etmişti.
Faith hope charity Caritas – love
Adlı üç Hrıstiyanlık değerinden Dante Cennet’te sınava girecek.
Hocaları İsa’nın en sevdikleri
Aziz Peter – Faith İman
Aziz
James- Ümit
Yahya Peygamber Aşk konusunda Dante’ye sorular soracak
24. Kanto da İman konusu işleniyor.
Kıyas konusu geçiyor burada felsefi bir tabir olarak
Dante sanki hocasının sorusuna hazırlanan bir öğrenci gibi heyecanlı
Felsefedeki kıyas yöntemiyle konuları açıklamak istiyor şair.
İman nedir
Senin imanın var mı soruları geliyor peş peşe
İyi hrıstiyan iman nedir? diyor Aziz Peter.
Dante nin imanı tanımlaması gerekiyor o da Aziz Paul’den örnek gösteriyor.
Hebrews 11 -1
İbraniler
Aziz Paul’un İbranilere Mektubu
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. 2 Atalarımız bununla Tanrı’nın beğenisini kazandılar. 3 Evrenin Tanrı’nın buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz. 4 Habil’in Tanrı’ya Kayin’den daha iyi bir kurban sunması iman sayesinde oldu. İmanı sayesinde doğru biri olarak Tanrı’nın beğenisini kazandı. Çünkü Tanrı onun sunduğu adakları kabul etti. Nitekim Habil ölmüş olduğu halde, iman sayesinde hâlâ konuşmaktadır.
-Gördüğüne inanmak rasyonelliğin gereğidir ama iman için görmek şart değildir.
Sacrato poem Paradiso 23 kendi şiirine kutsal şiir diyor
Aziz Paul’e doğru kalem Veracious pen diyor
Cüzdanında para var mı diyor St Peter
Daha önce sahte para basanları görmüştük, burada para iman anlamında kullanılıyor ve geçer akçe altını tam ağırlığı tam, üstündekidamga hakiki
Akıllı bir insanın bilim adamının imanı daha değerli
Açıklamalar
Galile’deki mezar:
Aziz Peter Isa’nın mezarına inip mezarın boş olduğunu gören kişi. Diriliş hadisesini ilk o anlamış oluyor.
Mucize:
“Kutsal kitaplardaki mucizelere inanmazsak, Hıristiyanlığın dünyaya yayılmasını açıklamak için daha büyük başka mucizeler bulmamız gerekirdi” demek istiyor.
Geçer Akçe:
Argümanların sağlam diyor ama hakikaten cüzdanında mı? Yani kalbinde mi bu iman?
Daha önceki bölümlerde kalp para basanları, paranın değeriyle oynayıp devalüasyon yapanları; sahtekarları eleştirmişti. Burada kendisinin imanının tam ve sağlam olduğunu anlatmak için değeriyle oynanmamış altın oranı doğru sağlam para örneğini verdi.
Thursday, July 30, 2020
Cennet 22
Saturn’den Sabit Yıldızlar Cennetine Çıkış
Aziz Benedict
Benedict of Nursia 480-543
Mount Cassino near Rome.
Hayretler içerisindeydim.
Kendisini en güven de hissettiği yere koşan bir çocuk gibi rehberime döndüm.
Nefes nefese gelen oğlunu teselli etmeye alışmış bir anne sesiyle;
“Cennet’te olduğunu, burasının ne kadar kutsal olduğunu,
Her hareketin hakkaniyetle olduğunu bilmiyor musun?
Bu sesin seni ne kadar etkilediğini gördüğüne göre
Benim gülümsememi görmek veya o müziği duymanın etkisini de hesap edebilirsin.
Cennet’ten inme kılıç ne çok çabuk ne de çok yavaştır.
Ama adaleti bekleyene yavaş, adaletten korkan için çabuk gelir darbesi.
Şimdi diğer ruhlara bak, içlerinde önemli kişiler görebilirsin.”
Rehberimin arzu ettiği gibi dönüp baktım parlamakta olan yüz tane küçük güneş gördüm
Birbirlerine ışık yansıtan sevimli güneşcikler.
Birisi hem konuşmak istedi hem de çok öne çıkmak istemeyerek geriledi.
Benedict of Nursia 480-543
Maount Cassino near Rome.
“Bizde yanan iyiliği - benim seni gördüğüm gibi-
görebilmiş olsaydın bize soru sormaya çekinmezdin” dedi bana.
O dağın (Cassino dağı) tepesinde henüz inanmamış olanlar yaşarken,
Hazreti İsa’nın mesajını ilk defa zirveye taşıyan ben oldum.
Eski inançlar silindi bizim mesajımız yayıldı çevre şehirlere.
Buradaki ruhlar hep mütefekkirdir.
Dünyada kutsal meyve ve çiçekleri büyüten o kutsal ışıkla nurlanmıştır hepsi
Makaryos, Romualdus benim kardeşlerimdir,
İkisi de manastırlara kapanmış, imanlarını sağlam tutmuş kişilerdir.”
“Güneşin ışığıyla çiçeğin açması gibi senin sözlerindeki şefkat
ve ışığındaki nezaket beni cesaretlendirdi.
O’nun için Peder, rica etsem bana dünyadaki yüzünü gösterir misin?” diye sordum ona.
“Kardeşim, herkesin arzuları en son halkada gerçekleştirilecek benim ki de seninki de,
Orada her arzu olgunlaşmış ve tamdır. Bütündür.
O son durakta her şey yerli yerindedir. Başlangıçta nasılsa öyle.
O yer mekân kavramının dışındadır
Arşı tutan direkte yoktur.
Merdiven oraya çıkar ama sen merdivenin sonunu göremezsin.
Yakup Peygamber merdivenin en üst basamağını ve etrafındaki melekleri görmüştür
Ama dünyadaki hiç kimse o merdivene çıkmak için adımını atamaz.
Benim kanunumun yazıldığı kâğıt parçası artık değersizdir.
Eskiden manastır olarak kullandığımız bina şimdi hırsız yatağıdır.
Cüppelerinin kapüşonu şimdi çürümüş et torbası gibi
Faizcilerden beter bunların hali.
Kiliseye ait ne varsa Tanrınındır ve Tanrı adını anan yoksullara verilmelidir.
Papazların akrabalarına ve metreslerine değil.
İnsan tabiatı zayıftır. Her tohum güçlü bir meşe ağacı olmaz.
Peter’ın ne altını ne de gümüşü vardı.
Benim sadece duam ve orucum vardı.
Aziz Francis en mütevazı koşullarda başladı işine.
Her bir kimsenin nasıl başladığını ve nereye vardığını dikkatle incelersen
Beyazın nerede griye dönüştüğünü, yoldan nerede çıktıklarını görebilirsin.
Nasıl Tanrı’nın iradesiyle Hazreti Musa’nın kavmi için deniz yarıldıysa,
Burada da O’nun yardımıyla daha müthiş şeyler göreceksin.”
Diyerek geri çekildi, diğer ruhlarla birleşerek hep bir oldular bir girdap gibi dönerek,
Yükselip gözden kayboldular.
Kibar hanımın bir işaretiyle o merdivenden bizim de tırmanmamız gerektiğini anladım.
Hanımdan gelen kuvvetle, ben de kanatlanarak merdivene koştum.
Değerli okuyucu;
İnşallah bir kez daha bu zafer basamaklarına varabilirim.
Göğsümü yumruklar, günahlarım için ağlarım.
Eliniz ateşten yanarda nasıl hızla geri çekerseniz, ondan daha büyük bir hızla,
Boğa Burcu’ndan sonraki Burç göründü gökyüzünde.
Ah, parıl parıl parıldayan yıldızlar, benim eğer bir aklım varsa kaynağı sizsiniz.
Güneş İkizler Burcundayken Toskana’da doğdum, ilk nefesi ciğerime çektim.
Bu yükseklere gelmeme izin verildiğinde de,
Cennet’in bu halkasına girmek gene İkizler Burcundan oldu.
İç çekiyor ruhum ve ihtiyacı olan tüm gücü toplamaya çalışıyor.
Beatrice “son rahmet noktasına çok yakınsın” dedi.
Gözlerin daha da berraklaşmalı daha iyi görmelisin.
Önce aşağıya dünyaya bak,
Dünyayı ayaklarının altına serdim.
Ne kadar yol geldiğini bunun nasıl bir zafer olduğunu düşün dolu gir.
Bu halkaya kalbin neşe dolu girsin.”
Önce yedi gezegene sonra dünyayı dolaştı gözlerim.
Gülümsedim, Dünyaya az değer verenlerin düşüncesini onayladım.
Dünyayı değil ahireti düşünenlerin en erdemliler olduğunu anladım.
Latona’nın kızı (Ay)parlıyordu.
Üzerinde gölgeler yoktu.
Artık Hyperion’un oğluna (Güneşe) bakabiliyor,
onun etrafında dolaşan Dione ( Venus un annesi Saturn un ayı)
ve Maia’nın (Mercury) imajlarını görebiliyordum.
Jupiter ‘i oğlu ve babası arasında gördüm.
Nasıl yer değiştirdiklerini de.
Yedi gezegende bana büyüklüklerini, hızlarını ve aralarındaki mesafeyi gösterdiler.
İkizler burcundan dünyanın, uğruna savaşlar yapılan, insanları vahşileştiren,
bütün dağlarını ovalarını ırmaklarını gördüm.

Geceyi yavrularını korumakla geçirip de;
Bir an önce sabahın olmasını,
tekrar yavrularını doyurmak için,
yiyecek toplamaya gitmeyi bekleyen, bir ana kuş gibi,
Beatrice heyecanla beklemekteydi.
Gözleri şafak ışıklarında, güneşin doğumunu bekliyordu.
Dik duruyor; pür dikkat bakıyordu.
Onun bu hali beni de heyecanlandırdı!
Umudundan başka bir şeyi olmayanların tatlı heyecanı,
sevinçli beklentisi kapladı içimi.
Beklenti fazla uzun sürmedi;
Gökyüzü yeni bir ışıkla kabardı.
“Isa’ nın muzaffer bölükleri geliyor;
Bütün bu alemlerin, meyveleri de.” dedi Beatrice;
Yüzü al al olmuş;
Gözleri sevinçliydi;
Tarif edilemez bir güzellik;
Binlerce ışık ve onları aydınlatan
tek bir Güneş;
Gördüğümüz herşeyi aydınlatan Güneş.
O Yaşayan Işık içinde,
Öz’ü, Madde’yi gördüm.
Öyle parlıyordu ki,
sersemledim bayılacak gibi oldum.
Beatrice güzel rehberim!
“Karşı koyulmaz bir güçtür senin hissettiğin
Seni kendinden geçiren,
Akıl ve Kudrettir
Dünya ve Cennet arasındaki,
hep beklediğimiz yolları açan." Dedi.
Yıldırımın göklere hapsedilememesi;
sığmayıp, düşmesi gibi,
“Aç gözlerini de bak bana,
benim şimdi ne hale geldiğime,
Yaşadığın tecrübe seni -bana bakacak kadar kuvvetli -hale getirdi
Artık gülümsememi görmeye –gücün- yeter.”
Rüyadan uyanıp da,
o rüyayı hatırlamak için boşuna çabalayan biri gibiydim.
Bana ne teklif ettiğini duyunca
İçim o kadar minnetle doldu ki;
bu anın unutulması;
Anı defterinden silinmesi mümkün değildi.
Politmina ve diğer ilham perilerinin hepsi de gelse,
bu güzel gülümsemenin,
Binde birini yazmama yardım edemezdi.
Şimdi bir başka konuya atlayacağım,
Anlattığım şeyler o kadar yoğun ki
Omuzlarıma ağır geliyor, belimi büküyor;
Düşünceli okuyucu bunu anlayacaktır,
Bu yük altında titrememi hoş görecektir.
Bu okyanus küçük bir kayıkla geçilemez...
“Niye benim yüzüme takılı kaldın?
Isa’nın lütfuyla yeşillenen şu bahçelere baksana.
Kelimetullahı dünyaya getiren “Güzel Gül” de orada.
Misk kokuları içinde bahçe,
Bahçenin içinde doğru yol.”
Artık Beatrice ve ben
`Beatrice’ in bir sonraki tavsiyesine göre` hareket etmeye hazırdık.
Bulutların arasından gün ışığı süzülüyor
Çiçekli bahçe bulutların gölgesinde
Yıldızlardan ordular
Yukarıdan aydınlatılıyorlardı.
O ışınlar nereden geliyor?
göremiyorduk.
“Ey İyi Kudret! ışığınla aydınlatan varlık!
Bulunduğum yerden seni göremiyordum;
O zaman gözlerim zayıftı.
Benim görebilmem için yükseldin”
O sırada bir ışık daha geldi
Her zaman sabah akşam dualarımda olan güzel çiçek ;
Ruhumu aldı,
Gözlerime kudret verdi
Yer de ve gökte daima Muzaffer olan
Yüce varlığa bakabilecek hale gelince;
Göklerin en üst katından Muhteşem bir varlık indi (Cebrail)
Bir ışık halkası halinde Meryem Ana’ nın etrafını çevirdi
Ona ışıklardan tacını giydirdi;
En güzel melodiler eşliğinde.
Cennet’in en güzel safiri parlıyordu (Meryem Ana)
“Sana oğlunun ardından, yukarı -en üst mertebeye kadar- eşlik edeceğim” dedi
Senin varlığınla gittiğin yer, bir kez daha kutsanacaktır.”
Cebrail’in kendisini tanıtmasıyla,
bütün alem Meryem’in adını haykıran ruhların sesiyle inledi,
Artık bu ışıkları takip edemiyordum,
Cennet’in en üst katına yükseldiler.
Anasının arkasından bakakalan bebek gibiydim.
Bütün Kâinat, Hazreti Meryem’ e olan aşkını dile getiriyordu.
En güzel sesle Regina Coeli (Göklerin Kraliçesi) ilahisini okumaya başladılar.
Dünyaya bırakılan en güzel tohum onun oğluydu.
Babil’de sürgünde olanlar bu ekini biçiyorlar
Onlar altın derdinde değiller…
Cennet’te Hazreti Isa ve Meryem’in gittikleri yerde,
Anahtarı elinde tutan Aziz Peter vardı..
Açıklamalar
Dante, Cennet kademelerinde yükseldikçe kendisi artık bu güzelliklere daha uzun bakabilecek hale gelir. Beatrice gökyüzüne bakarak Hazreti Isa’nın kendilerine Güneş olarak görünmesini beklemektedir. Dante bu kutsal ışığa bakamaz,
İnferno Mısır
Araf Çöl
Paradiso Cennet
Dante “Babil’de sürgünde” olanların (dünyadakilerin) Isa’nın ektiği ekini biçtiklerini, para pul düşünmeden iyilik için çalıştıklarını söyler.
Babil Sürgünü tarihte Nebukadnezar’ın Yahudileri Kudüs’ ten çıkartıp; Babil’e sürgün gönderdiği dönemi anlatıyor. Burada şair dünyadaki insanları sürgün de sayıyor asıl ulaşmak istedikleri yer Kudüs- Cennet.
Çünkü insan ilk günahı işleyerek kovulmuş asıl evi asıl varmak istediği hedef Cennet.
Aziz Peter: İncil de Matthew bölümünde Hazreti Isa,nın Cennet’in anahtarlarını Aziz Peter’a vermesi sembolik olarak kendisinden sonra onu yetkili kılması anlatılıyor.
isanın zaferi Kurtardığı bütün ruhlarla beraber
ecstasis menti, literally an ec-stasis, a “standing outside of the mind”: an ecstasy, a raptus, in which “la mente mia . . . fatta più grande, di se stessa uscìo” (my mind, having grown more expansive, went outside of itself [
Sabi dedi: “ Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi, ben, peygamber yaptı.”
31
Beni bulunduğum her yerde kutsal ve bereketli kıldı.Yaşadığım sürece bana namazı/duayı zekatı önerdi.”
32
“Anneme iyilik etmemi önerdi. Beni zorba bir eşkıya yapmadı.”
33
“Selam baa doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün.”
34
İşte Meryem oğlu İsa budur! Hakkında kuşku ve çelişmeye düştükleri sözün doğrusu bu sözdür



