Saturday, August 8, 2020

Kanto 26

Adem'le Karşılaşma Cennet Kanto 26 İlahi Aşk; Hazreti Yahya ve Hazreti Adem ile Karşılaşma Lisan Meselesi Coşkuyla Beatrice’e döndüm Döndüm ama O’nu göremedim. Yanındaydım Cennet’teydim ama onu göremiyordum! Işıklardan kör olmuştum O sırada bir ses duydum. Bana; “Gözlerin açılıncaya kadar Konuşalım seninle Zamanı değerlendirelim. Colloquy theological discussion Konuş ruhun ne çağırırsa onu söyle önce Merak etme gözlerin açılacak. Seni buraya kadar getiren Beatrice’ in elinde Ananias’ ın gücü var.” Dedi “O dilerse er veya geç açılır gözlerim Onu ilk gördüğümden beri İçimi yakan alev hiç sönmemiştir. Bu mahkemenin istediği iyilik, Aşk hakkında yazılanların Alpha ve Omega’ sıdır İlk ve sondur. İster alçak sesle ister yüksek okunmuştur bana. İncil’deki Vahiy bölümünde “Var olan, var olmuş her şeye gücü yeten Tanrı Alpha ve Omega benim diyor. Yunan alfabesinin başı ve sonu. Ezelden Ebede O’na bakarken gözlerimi kamaştıran ruhun sesiydi bu konuşan ses. Benim yeniden konuşmamı istedi. “Daha ince eleyip sık dokuyalım” dedi “Hedefi bu kadar yüksek tutmana sebep ne? Kim etkili oldu bu inancında? Aşk kaç dişle seni ısırdı?” dedi. “Felsefefi mütealalar vekaynağı burası olan otorite Aşkın mührü kalbime vurulmuş olmalı. İyilik aşkın ateşini yakar. Daha çok iyilik daha çok sevgi getirir. Bunu anlayabilen daha çok sevgiye yönelir Sevginin kaynağına, Esasına, özüne, Çünkü diğer bütün sevgiler ışığını o kaynaktan alır. Güneş ışınlarının yansıması gibi. …..Karşılığında daha çok sevgi ve daha çok iyilik gelir. Bu esası anlayan en çok sevmesi gerekenin En Yüce; en Aziz olduğunu anlar. Çünkü bütün iyilik O’ ndan kaynaklanır. Bizim görebildiğimiz ancak Güneş’in kaynağından yansıyan ışınlardır. Güneşin kendisi değil…… Aşkın kaynağının Yaratan olduğunu bilirim. O bana ebedi ruhların ilk aşkının Yaratanları olduğunu öğretmiştir. O ki; kendi sesiyle Musa’ya “Sana bütün iyilikleri göstereceğim” demiştir. Exodus Mısırdan çıkış: 18-Musa Lütfen görkemini bana göster” dedi 19-Rab bütün iyiliğimi önünden geçireceğim” İncil de senin bölümünde, diğer kısımlardan daha fazla olarak, Cennetin sırlarını dünyaya anlatır.” Dedim. “Felsefe ve yükseklerden gelen ve insan aklıyla uyumlu otoriteyle, en büyük aşkın-İlahi aşk -olduğunu anlamışsın! Seni bu aşka çeken başka ne güçler var?” Isa’ nın Kartalı’nın sözlerindeki maksadı anlamıştım Benim ne söylememi istediği açıktı. “Yaşadığımız her tecrübeden sonra kalbimiz Yaradan’a döner Dünyanın ve benim varlığım, Bizim yaşamamız için O’nun ölmesi, Bütün umudumuz, Bilgimiz, Beni yanlıştan korumuş Ve doğru yol iletmiştir, salimen kıyıya ulaştırmıştır. Yanlış sevdalardan Doğru aşka yöneltmiştir. Bahçedeki her çiçek, O’nun rahmetinden nasibini alır. Yaratan’dan ötürü severim.” Dedim. Ben konuşmamı bitirdiğimde, Cennet’te “Kutsal! Kutsal!” nidaları işitildi. Bu seslere benim Güzel Hanımım da katılmıştı. Yavaş yavaş, görme yetim geri gelmişti. Sanki gözlerine parlak bir ışık tutulmuş da, uykudan uyandırılmış biri gibiydim. Öyle biri nasıl ilk önce ne olduğunu anlamaz da, sonra yavaş yavaş aklı başına gelince, Ne olduğunu; nerede olduğunu algılarsa, ben de o durumdaydım. Artık gözlerim eskisinden de iyi görür olmuştu. Beatrice’in gözlerindeki ışık sanki kilometrelerce uzağı aydınlatıyordu. Büyülenmiş gibi, Beatrice’e yaklaşan dördüncü ışığın kim olduğunu sordum. “Allah’ın elleriyle ilk yarattığıdır” dedi. Hazreti Adem. Rüzgara tutulan ağacın dallarının sağa sola savrulup yine kendi gücüyle düzelmesi gibi ben de kendime geldim Beatrice konuşurken. Önce sarsıldım, sonra konuşma arzusuyla toparladım. “Adem Babamız, dünyaya olgunlaşmış olarak gelen tek meyva, Hepimizin atası, bütün kızların gelinlerin babası Konuş benimle. Neyi merak ettiğimi biliyorsun. Biran evvel sesini duymak için söylemiyorum” dedim heyecanla. Üstündeki örtülerin altında hareket ederek, ne kadar mutlu olduğunu gösterdi. “Neyi merak ettiğini biliyorum söylemene gerek yok, Allah’ ın aynasında görüyorum herşeyi apaçık olarak. O herşeyi apaçık gösterir ama hiçbir şey O’nu tam olarak yansıtamaz. Benim ne zaman yaratıldığımı, Yeryüzü Cennet’ine ne zaman bırakıldığımı merak ediyorsun. O bahçede bu hanım seni Cennet yolculuğuna hazırladı. Cennet bahçesinde kaç sene kaldığımı, Ve sonra neden ret edildiğimi! Bunun gerçek nedenini soruyorsun! Bir de konuştuğum dili, kendi icat ettiğim dilin hangisi olduğunu Öğrenmek istiyorsun. Ağaçtan elmayı yemek değildi sorun olan, Beni uzun sürgüne gönderen hata. Allah’ın emrine karşı gelmek yüzünden cezalandırıldım. Haddi aşmaktan. Dört bin üç yüz iki yıl geçmişti Cennet’te. Dünya’da da tam dokuz yüz otuz yıl yaşadım Nemrut’un adamlarının imkânsız işe kalkışmalarından Çok önce benim konuştuğum dil ortadan kalkmıştı. Zihin ürünü olan ne varsa, sonsuza kadar yaşamaz. Çünkü insanın öncelikleri, tercihleri değişir durmadan. İnsanın konuşma kabiliyeti doğası gereğidir Ama nasıl konuşacağına, hangi dilden konuşacağına kendi karar verir. Tanrının ismi önceleri I idi Sonra EL oldu. İnsanın lisanı kullanımı ağacın yaprakları gibidir, Bir daldan bir yaprak düşerse yenisi çıkar. kelimelerin biri kaybolursa yerine yenisi gelir. Cennet ’ten çıkarılmadan önce Orada ne kadar kaldığımı soruyorsun Güneşin tepeye çıkmasına kadar Yani ilk mutluluk 6 saat kadar sürdü... De Vulgari Eloquentia. Halk Diliyle Belagat Cennet Kanto 26 Açıklamalar Burada Dante üç ilkeden sonuncusu olan Aşk ilkesinden imtihan ediliyor. Konuştuğu kişi Hazreti Yahya. Diğer ilkeler İman ve Umut olarak tanımlanmıştı ve ikisi birbiriyle bağlantılı idi. Üçüncü ilke Charity- İyilik ilkesi de Aşk ve sevgi ile bağlantılı kelime anlamı olarak da Latince Caritas kelimesinden geliyor Sevgi manasına geliyor. Sevgi olmadan iyilik olmayacağı için ikisi bir arada anlatılıyor. Yardımlaşma dayanışma ile ilgili her şey zekât vermek sadaka vermek de buraya dahil. İlk başta gözlerinin kör olması; Aziz Paul’ un Şam yolunda attan düşerek kör olması hadisesini akla getiriyor. O sıralarda Hristiyanlık karşıtı olan Paul (Saul) Hristiyanlara eziyet etmekteydi. Ama Şama giderken yolda kendisine Hazreti Isa görülür ve Neden bana (ümmetime) eziyet ediyorsun der. Bunun üzerine Paul attan düşer ve kör olur. Sonra Ananias tarafından iyileştirilir. Bu hadise esnasında kendisine ahiret gösterilir ve Hristiyan olur. Gene ilk Kanto’yu okuyanlar hatırlayacaktır. Dante “Ben Paul değilim Aeneas da değilim (Virgil ’in kahramanı) nasıl olurda yaşayan biri olarak Cehennemi görebilirim?” demişti. Hazreti Yahya- Saint John Meryem Suresi 12. Ayet “Ey Yahya! Kitabı kuvvetle tut! Biz ona daha sabi iken hikmet verdik., 13 Katımızdan bir kalp yumuşaklığı, bir temizlik verdik. Korunan biriydi o. 14 Ana- babasına iyilik eden biriydi; zorba isyancı biri değil. 15 Selam olsun ona, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün. Meryem suresinde hem Hazreti Yahya hem de Hazreti İsa aynı şekilde selamlanıyor, doğduğu gün (ikisinin ki de özel bir doğum, doğumları önceden müjdelendi Zekeriya ve eşi yaşlı oldukları halde duaları Kabul edildi ve çocukları oldu. Öleceği gün- öldüğü denmiyor da öleceği deniyor- Hazreti Isa çarmıha geriliyor Hazreti Yahya başı kesilerek şehit ediliyor. “Şehitler için öldü demeyin onlar diridirler” ayetinde olduğu gibi Bu iki peygamber için öldü denilmemesi gerektiği anlatılıyor belki de. Ali Imran Suresi 169. Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar. 170. Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar. Dante’ nin yaşadığı devirde de buna benzer bir inanç var. Hazreti Yahya nın Cennet’e bedeniyle yükseltildiğine inanılıyor; o yüzden ruhunu temsil eden ışığa çok dikkatli bakarak geçici bir körlük yaşadı ama Yahya’nın ruhu öyle olmadığını açıkladı ona. Cennet’ te ruh, bir enerji olarak bulunuyor. Aşk- Caritas üzerine Sınav Yahya Dante ’ye Aşk ‘a olan inancının nereden kaynaklandığını sorar. İnsan aklı ve İlahi vahiy olduğunu, kutsal kitapların İlahi Aşkı anlattığını söyler. Hazreti Isa’ nın “I am Alpha and Omega, the beginning and the ending, which is and which was and which is to come the Almighty.” Tanrı sevgiyi temsil ettiğine göre Tanrı’nın başı sonu olmadığı ne varsa A dan Z ye Tanrıya ait ve Onun kudreti altında olduğu ayetleri hatırlatılıyor. Dante dönüşün Allah’ a olacağını belirtip, bu konudaki sınavından da geçiyor. Hazreti Adem Bakara Suresi 31. Ayet Ve Adem’ e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: “Hadi haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz.” 32 Dediler: “Yücedir şanın senin! Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim’sin, herşeyi hakkıyla bilirsin; Hakimsin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin.” 33. Allah buyurdu: "Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklaya geldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim." 34. O vakit biz meleklere, "Âdem’e secde edin" demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu. 35. Ve Âdem’e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz." 36. Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet / bir yararlanma imkânı olacaktır. 37. Bunun üzerine Âdem, Rabb’inden bazı kelimeler öğrenip belledi de O’na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb’dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm’dir, rahmetini cömertçe yayar. Dante’ nin De Vulgari Eloquentia – Halk dilinde belagat adlı bir eseri vardır. Burada Latince kökenli lisanları inceler. Bu eserde Adem’ in dilinin İbanice olduğu ve Babil Kulesi’nin yıkılmasına kadar bütün insanların bu dili ortak olarak kullandığını iddia eder. Bu düşünceleri İncil’ deki Babil Kulesi efsanesine dayanır. Efsaneye göre insanlar Tanrı’ya ulaşmak için bir kule yaparlar. Meraklarını gidermek isterler. Bu istekleri büyüklenme olarak görülür. Tanrı kuleyi yıkar, insanlar o kuleden indiklerinde dillerini karışmış bulurlar ve tüm dünyaya ayrı ayrı diller konuşarak yayılırlar. Bu bölümde Adem kendi konuştuğu Hebrew- Ibranice dilinin Babil Kulesi efsanesinden daha önce yok olduğunu söylüyor. Çeşitli dillerdeki Tanrı’nın isimlerinin de zaman içinde değiştiğini anlatıyor.

Thursday, August 6, 2020

Cennet 24

Kanto 24








“Bu değerli topluluğun mümtaz üyeleri;

Son yemekte Hazreti İsa’ ya eşlik etmiş olanlar;

O sofrayla sonsuza kadar açlığı giderenler;

 

Bu yanımdaki adam Allah’ın izni ve lütfuyla biraz tatmıştır bu güzelliklerden,

Ömrünün sonuna kadar daha öğrenmek istedikleri vardır,

Siz suyun kaynağındasınız, O’nun da susuzluğunu giderin biraz.”

 

Beatrice’in bu sözleri üzerine ruhlar parıldadı;

Bir daire oluşturup sevinçle dönmeye başladılar.

Bazısı yavaş, bazısı hızlı olarak kendi eksenleri etrafında dönmekteydiler.

 

En parlak olanı Beatrice’in etrafında üç kez döndü.

“Kutsal hemşirem” dedi Beatrice’ e

“Çok içten dua ediyorsun.

Beni sevginle çağırdın.”

 

“Efendimizin anahtarları teslim ettiği büyük ruh,

Seni su üzerinde yürüten iman hakkında bu adamı imtihan eder misin?

Sevgi, umut ve iman varsa O’nda; göreceksin.

Senin gözlerin görülmesi gerekeni görür

 

Bu kademe İsa’nın ümmetinden insanlarla dolu olduğu için burada daha iyi cevap verebilir sana.”

 

Hoca’nın sorusunu bekleyen talebe gibiydim.

 Beklerken bir yandan da hazırlanıyordum sorulara.

 

“İyi mümin konuş!” dedi.

Göster kendini!

İman nedir?”

 

Beatrice’e baktım; konuşmamı işaret etti.

İçim doluydu zaten, taşmayı bekliyordu:

“Ordu’nun en önündeki safların birinci askeri!

Allah bu konuşmamızı mübarek kılsın.

 

Kendimi düzgün ifade etmeme yardım etsin.

Seninle beraber Roma’yı doğru yola eriştiren

Kutsal Birader’inin (Saint Paul)  doğru kaleminin yazmış olduğu gibi,

 

İman, umut edilenlere güvenmek,

görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İman görmeyi umut ettiğimiz şeylerin esası

 

Göremediklerimiz için bir kanıttır.

İşin özü budur bence.”

 

“Esası budur ama neden önce Esas sonra Kanıt dedi Aziz Paul?” dediğini duydum

 

 

“Esas yani derin mana burada açıkça görünüyor ama

orada (Dünya’da) bu kadar açık görünemez.

 

Ölümlüler için sadece inanç vardır.

İmanla beraber umut yükselir.

Esası temeli budur.

Bu inançla başlar sonra kanıt ararız.

Kıyas yöntemiyle cevap bulmaya çalışırız.

Daha fazlasını göremeyiz

Ama iman bizim için ispatlanmıştır.

 

 

 

“Herkes ahlaki konuları, bu kadar iyi anlasaydı; sofistlere gerek kalmazdı

 

Paranın geçer akçe olduğunu anladık

-ağırlığı metal oranı tam.

Ama söyle bana cüzdanında mı? Dedi.

 

“Tabii hem de çok parlak, çok düzgün kullanımla hiç bozulmamış.

Paranın geçerliliği konusunda hiçbir şüphem yok” dedim

 

“Bu mücevherin kaynağı nerede, üzerinde her erdem olan?” diye sordu.

 

“Kutsal Ruh- Cebrail’in nuru hiç tükenmezcesine,

Kutsal sayfalar üzerine, Tevrat’a ve İncil’e indirdi;

 

Bundan belli ki iman gerçek imandır.

Diğer bütün mantık yürütme metotları eksik kalır bunun karşısında.” Diye cevap verdim

 

 

“ Kutsal sayfaları hem eskiyi hem yeniyi (Tevrat ve İncil’i)

Okuduktan sonra bu kanaate vardın.

Ama neden bunlarının Tanrı sözü olduğuna inanıyorsun?” diye sordu.

 

“Delili mucizelerdedir”

 

“Kim sana bunun gerçek olduğunu söyledi? Mucizeyi ispat için de Tanrıya inanmak gerek”

 

“Hiçbir mucize olmadan da insanlar iman ediyorsa esas mucize budur

Sen fakirdin, bir şeyin yoktu

 bir ekilecek tarla buldun ektin eskiden bağdı şimdi dikenlik oldu.”

 

 

 

 

Bunun üzerine koro “ Te Deum Laudomus”  Tanrım sana hamdederiz seni överiz

İlahisini söylemeye başladı.

Son sayfaya geliyorduk.

 

“Buraya kadar Allah’ın izniyle iyi gitti.

İyi düşünüp iyi cevap verdin

 

Şimdi söyle; Neye inanıyorsun, 

sana bu iman nasıl nasip oldu?”

 

“Kutsal Peder, Galille’deki mezara ilk sen inmiştin.

İnandığını herkesten önce görmek için.

 

Ben Tanrı’nın Birliğine inanırım.

Tek, Ebedi,

Ebedi, Gökleri harekete geçiren, kendi sabit olan.

 

 

 

 

Bunun kanıtı sadece fizik ve metafizik âleminde değil;

Bütün duyularımla kavradığım Hakikattedir.

Musa ile; diğer peygamberler ile,

Zebur ile; İncil ile;

senin ile ve büyük ruhun seni kiliseye vekil tayin ettiğinde,

 yazdıkların ile. 

 

Ve Üç’e inanırım;

 Üçün Bir;

Bir’in Üç olmasına.

Hem tekil hem çoğul olmasına

 Hakikate,

 

Kutsal kitapların yazdıkları;(teslis anlayışını anlatan İncil bölümleri)

bir mühür gibi beynime kazınmıştır.

 

Ezelden ateşlenmiş olan kıvılcım büyümüş,

Alev olmuş,

Gökteki yıldız gibi içimde parıldamaktadır.”

 

Müjdeli haberi getiren köleye, efendinin sarılması gibi;

Beni dinleyen Kutsal Havari,

Beni takdir ettiğini söyledi.

 

Etrafımda sevincinden üç kez döndü.

Söylediklerim onu memnun etmişti.

 

 

 

 

Faith hope charity Caritas – love

Adlı üç Hrıstiyanlık değerinden Dante Cennet’te sınava girecek.

Hocaları İsa’nın en sevdikleri

Aziz Peter – Faith İman

 

Aziz
James- Ümit

Yahya Peygamber Aşk konusunda Dante’ye sorular soracak

 

24. Kanto da İman konusu işleniyor.

 

Kıyas konusu geçiyor burada felsefi bir tabir olarak

Dante sanki hocasının sorusuna hazırlanan bir öğrenci gibi heyecanlı

 

Felsefedeki kıyas yöntemiyle konuları açıklamak istiyor şair.

 

İman nedir

Senin imanın var mı soruları geliyor peş peşe

 

İyi hrıstiyan iman nedir? diyor Aziz Peter.

 

Dante nin imanı tanımlaması gerekiyor o da Aziz Paul’den örnek gösteriyor.

 

Hebrews 11 -1

 

İbraniler

Aziz Paul’un İbranilere Mektubu

İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. 2 Atalarımız bununla Tanrı’nın beğenisini kazandılar. 3 Evrenin Tanrı’nın buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz. 4 Habil’in Tanrı’ya Kayin’den daha iyi bir kurban sunması iman sayesinde oldu. İmanı sayesinde doğru biri olarak Tanrı’nın beğenisini kazandı. Çünkü Tanrı onun sunduğu adakları kabul etti. Nitekim Habil ölmüş olduğu halde, iman sayesinde hâlâ konuşmaktadır.

 

 

-Gördüğüne inanmak rasyonelliğin gereğidir ama iman için görmek şart değildir.

 

Sacrato poem Paradiso 23 kendi şiirine kutsal şiir diyor

Aziz Paul’e doğru kalem Veracious pen diyor

 

Cüzdanında para var mı diyor St Peter

Daha önce sahte para basanları görmüştük, burada para iman anlamında kullanılıyor ve geçer akçe altını tam ağırlığı tam, üstündekidamga hakiki

Akıllı bir insanın bilim adamının imanı daha değerli

 

 

 

 

 

Açıklamalar

 

 

Galile’deki mezar:

Aziz Peter Isa’nın mezarına inip mezarın boş olduğunu gören kişi. Diriliş hadisesini ilk o anlamış oluyor.

Mucize:

“Kutsal kitaplardaki mucizelere inanmazsak, Hıristiyanlığın dünyaya yayılmasını açıklamak için daha büyük başka mucizeler bulmamız gerekirdi” demek istiyor.

Geçer Akçe:

Argümanların sağlam diyor ama hakikaten cüzdanında mı? Yani kalbinde mi bu iman?

Daha önceki bölümlerde kalp para basanları, paranın değeriyle oynayıp devalüasyon yapanları; sahtekarları eleştirmişti. Burada kendisinin imanının tam ve sağlam olduğunu anlatmak için değeriyle oynanmamış altın oranı doğru sağlam para örneğini verdi.

Thursday, July 30, 2020

Cennet 22


Kanto 22



Saturn’den Sabit Yıldızlar Cennetine Çıkış

Aziz Benedict


Benedict of Nursia 480-543

Mount Cassino near Rome.





Hayretler içerisindeydim.

Kendisini en güven de hissettiği yere koşan bir çocuk gibi rehberime döndüm.

Nefes nefese gelen oğlunu teselli etmeye alışmış bir anne sesiyle;

“Cennet’te olduğunu, burasının ne kadar kutsal olduğunu,

Her hareketin hakkaniyetle olduğunu bilmiyor musun?



Bu sesin seni ne kadar etkilediğini gördüğüne göre

Benim gülümsememi görmek veya o müziği duymanın etkisini de hesap edebilirsin.



Cennet’ten inme kılıç ne çok çabuk ne de çok yavaştır.

Ama adaleti bekleyene yavaş, adaletten korkan için çabuk gelir darbesi.

Şimdi diğer ruhlara bak, içlerinde önemli kişiler görebilirsin.”



Rehberimin arzu ettiği gibi dönüp baktım parlamakta olan yüz tane küçük güneş gördüm

Birbirlerine ışık yansıtan sevimli güneşcikler.

Birisi hem konuşmak istedi hem de çok öne çıkmak istemeyerek geriledi.

Benedict of Nursia 480-543

Maount Cassino near Rome.



“Bizde yanan iyiliği - benim seni gördüğüm gibi-

görebilmiş olsaydın bize soru sormaya çekinmezdin” dedi bana.



O dağın (Cassino dağı) tepesinde henüz inanmamış olanlar yaşarken,

Hazreti İsa’nın mesajını ilk defa zirveye taşıyan ben oldum.

Eski inançlar silindi bizim mesajımız yayıldı çevre şehirlere.



Buradaki ruhlar hep mütefekkirdir.

Dünyada kutsal meyve ve çiçekleri büyüten o kutsal ışıkla nurlanmıştır hepsi



Makaryos, Romualdus benim kardeşlerimdir,

İkisi de manastırlara kapanmış, imanlarını sağlam tutmuş kişilerdir.”



“Güneşin ışığıyla çiçeğin açması gibi senin sözlerindeki şefkat

 ve ışığındaki nezaket beni cesaretlendirdi.

O’nun için Peder, rica etsem bana dünyadaki yüzünü gösterir misin?” diye sordum ona.



“Kardeşim, herkesin arzuları en son halkada gerçekleştirilecek benim ki de seninki de,

Orada her arzu olgunlaşmış ve tamdır. Bütündür.

O son durakta her şey yerli yerindedir. Başlangıçta nasılsa öyle.



O yer mekân kavramının dışındadır

Arşı tutan direkte yoktur.

Merdiven oraya çıkar ama sen merdivenin sonunu göremezsin.

Yakup Peygamber merdivenin en üst basamağını ve etrafındaki melekleri görmüştür



Ama dünyadaki hiç kimse o merdivene çıkmak için adımını atamaz.

Benim kanunumun yazıldığı kâğıt parçası artık değersizdir.



Eskiden manastır olarak kullandığımız bina şimdi hırsız yatağıdır.

Cüppelerinin kapüşonu şimdi çürümüş et torbası gibi

Faizcilerden beter bunların hali.

Kiliseye ait ne varsa Tanrınındır ve Tanrı adını anan yoksullara verilmelidir.

Papazların akrabalarına ve metreslerine değil.



İnsan tabiatı zayıftır. Her tohum güçlü bir meşe ağacı olmaz.



Peter’ın ne altını ne de gümüşü vardı.

Benim sadece duam ve orucum vardı.

Aziz Francis en mütevazı koşullarda başladı işine.



Her bir kimsenin nasıl başladığını ve nereye vardığını dikkatle incelersen

Beyazın nerede griye dönüştüğünü, yoldan nerede çıktıklarını görebilirsin.



Nasıl Tanrı’nın iradesiyle Hazreti Musa’nın kavmi için deniz yarıldıysa,

Burada da O’nun yardımıyla daha müthiş şeyler göreceksin.”



Diyerek geri çekildi, diğer ruhlarla birleşerek hep bir oldular bir girdap gibi dönerek,

Yükselip gözden kayboldular.



Kibar hanımın bir işaretiyle o merdivenden bizim de tırmanmamız gerektiğini anladım.



Hanımdan gelen kuvvetle, ben de kanatlanarak merdivene koştum.





Değerli okuyucu;

İnşallah bir kez daha bu zafer basamaklarına varabilirim.

 Göğsümü yumruklar, günahlarım için ağlarım.



Eliniz ateşten yanarda nasıl hızla geri çekerseniz, ondan daha büyük bir hızla,

 Boğa Burcu’ndan sonraki Burç göründü gökyüzünde.



Ah, parıl parıl parıldayan yıldızlar, benim eğer bir aklım varsa kaynağı sizsiniz.



Güneş İkizler Burcundayken Toskana’da doğdum, ilk nefesi ciğerime çektim.

Bu yükseklere gelmeme izin verildiğinde de,

 Cennet’in bu halkasına girmek gene İkizler Burcundan oldu.



İç çekiyor ruhum ve ihtiyacı olan tüm gücü toplamaya çalışıyor.



Beatrice “son rahmet noktasına çok yakınsın” dedi.

Gözlerin daha da berraklaşmalı daha iyi görmelisin.

Önce aşağıya dünyaya bak,

Dünyayı ayaklarının altına serdim.

Ne kadar yol geldiğini bunun nasıl bir zafer olduğunu düşün dolu gir.

Bu halkaya kalbin neşe dolu girsin.”



Önce yedi gezegene sonra dünyayı dolaştı gözlerim.

Gülümsedim, Dünyaya az değer verenlerin düşüncesini onayladım.

Dünyayı değil ahireti düşünenlerin en erdemliler olduğunu anladım.



Latona’nın kızı (Ay)parlıyordu.

Üzerinde gölgeler yoktu.

Artık  Hyperion’un oğluna (Güneşe) bakabiliyor,

 onun etrafında dolaşan Dione ( Venus un annesi Saturn un ayı)

ve Maia’nın (Mercury) imajlarını görebiliyordum.



Jupiter ‘i oğlu ve babası arasında gördüm.

Nasıl yer değiştirdiklerini de.



Yedi gezegende bana büyüklüklerini, hızlarını ve aralarındaki mesafeyi gösterdiler.

İkizler burcundan dünyanın, uğruna savaşlar yapılan, insanları vahşileştiren,

 bütün dağlarını ovalarını ırmaklarını gördüm.



Sonra bakışlarımı yeniden o güzel gözlere çevirdim.




İsa'nın Zaferi






Geceyi yavrularını korumakla geçirip de;
Bir an önce sabahın olmasını,
 tekrar yavrularını doyurmak için,
 yiyecek toplamaya gitmeyi bekleyen, bir ana kuş gibi,
 Beatrice heyecanla beklemekteydi.

Gözleri şafak ışıklarında, güneşin doğumunu bekliyordu.
Dik duruyor; pür dikkat bakıyordu.
Onun bu hali beni de heyecanlandırdı!
Umudundan başka bir şeyi olmayanların tatlı heyecanı,
 sevinçli beklentisi kapladı içimi.

Beklenti fazla uzun sürmedi;
Gökyüzü yeni bir ışıkla kabardı.

“Isa’ nın muzaffer bölükleri geliyor;
Bütün bu alemlerin, meyveleri de.” dedi Beatrice;

Yüzü al al olmuş;
Gözleri sevinçliydi;
Tarif edilemez bir güzellik;
Binlerce ışık ve onları aydınlatan
 tek bir Güneş;
Gördüğümüz herşeyi aydınlatan Güneş.
O Yaşayan Işık içinde,
 Öz’ü, Madde’yi gördüm.
Öyle parlıyordu ki,
 sersemledim bayılacak gibi oldum.

Beatrice güzel rehberim!

“Karşı koyulmaz bir güçtür senin hissettiğin
Seni kendinden geçiren,
Akıl ve Kudrettir
Dünya ve Cennet arasındaki,
 hep beklediğimiz  yolları açan." Dedi.


Yıldırımın göklere hapsedilememesi;
sığmayıp, düşmesi gibi,
Benim aklımda bu görüntü karşısında kabına sığamadı

Büyüdü ne oldu ne hale geldi bilemiyorum.


“Aç gözlerini de bak bana,
benim şimdi ne hale geldiğime,
Yaşadığın tecrübe seni -bana bakacak kadar kuvvetli -hale getirdi
Artık gülümsememi görmeye –gücün- yeter.”

Rüyadan uyanıp da,
 o rüyayı hatırlamak için boşuna çabalayan biri gibiydim.
Bana ne teklif ettiğini duyunca
İçim o kadar minnetle doldu ki;
 bu anın unutulması;
Anı defterinden silinmesi mümkün değildi.


Politmina ve diğer ilham perilerinin hepsi de gelse,
 bu güzel gülümsemenin,
Binde birini yazmama yardım edemezdi.

Şimdi bir başka konuya atlayacağım,
Anlattığım şeyler o kadar yoğun ki
Omuzlarıma ağır geliyor, belimi büküyor;


Düşünceli okuyucu bunu anlayacaktır,
Bu yük altında titrememi hoş görecektir.
Bu okyanus küçük bir kayıkla geçilemez...

“Niye benim yüzüme takılı kaldın?
Isa’nın lütfuyla yeşillenen şu bahçelere baksana.
Kelimetullahı dünyaya getiren “Güzel Gül” de orada.
Misk kokuları içinde bahçe,
 Bahçenin içinde doğru yol.”
Artık Beatrice ve ben
`Beatrice’ in bir sonraki tavsiyesine göre` hareket etmeye hazırdık.

Bulutların arasından gün ışığı süzülüyor
Çiçekli bahçe bulutların gölgesinde
Yıldızlardan ordular
Yukarıdan aydınlatılıyorlardı.
O ışınlar nereden geliyor?
 göremiyorduk.

“Ey İyi Kudret! ışığınla aydınlatan varlık!
Bulunduğum yerden seni göremiyordum;
O zaman gözlerim zayıftı.

 Benim görebilmem için yükseldin”

O sırada bir ışık daha geldi
Her zaman sabah akşam dualarımda olan güzel çiçek ;
Ruhumu aldı,
Gözlerime kudret verdi


Yer de ve gökte daima Muzaffer olan
  Yüce varlığa bakabilecek hale gelince;
Göklerin en üst katından Muhteşem bir varlık indi (Cebrail)


Bir ışık halkası halinde Meryem Ana’ nın etrafını çevirdi
Ona ışıklardan tacını giydirdi;
En güzel melodiler eşliğinde.
 Cennet’in en güzel safiri parlıyordu (Meryem Ana)


“Sana oğlunun ardından, yukarı -en üst mertebeye kadar- eşlik edeceğim” dedi
Senin varlığınla gittiğin yer, bir kez daha kutsanacaktır.”

Cebrail’in kendisini tanıtmasıyla,
 bütün alem Meryem’in adını haykıran ruhların sesiyle inledi,
Artık bu ışıkları takip edemiyordum,
Cennet’in en üst katına yükseldiler.


Anasının arkasından bakakalan bebek gibiydim.
Bütün Kâinat, Hazreti Meryem’ e olan aşkını dile getiriyordu.
En güzel sesle Regina Coeli (Göklerin Kraliçesi) ilahisini okumaya başladılar.


Dünyaya bırakılan en güzel tohum onun oğluydu.
Babil’de sürgünde olanlar bu ekini biçiyorlar
Onlar altın derdinde değiller…

Cennet’te Hazreti Isa ve Meryem’in gittikleri yerde,
Anahtarı elinde tutan Aziz Peter vardı..

Cennet Kanto 23
Açıklamalar

Dante, Cennet kademelerinde yükseldikçe kendisi artık bu güzelliklere daha uzun bakabilecek hale gelir. Beatrice gökyüzüne bakarak Hazreti Isa’nın kendilerine Güneş olarak görünmesini beklemektedir. Dante bu kutsal ışığa bakamaz,

Beatrice kendisine bu ışığın aydınlattığı Cennet Bahçelerine bakmasını söyler. Orada Gül olarak tasvir edilmiş Meryem Ana vardır. Diğer çiçeklerde Hristiyanlığın yayılmasına yardım eden azizleri temsil etmektedir. Biraz sonra Hazreti Isa, Dante’nin gözlerinin kamaşması üzerine çekilir ve Meryem Ana’yı alıp tekrar Cennet’in en üstüne çıkarmak üzere Cebrail a.s. gelir. Bir ışık halkası, dönmekte olan bir meşale şeklinde görülür onlara.

İnferno Mısır
Araf Çöl
Paradiso Cennet


Dante “Babil’de sürgünde” olanların (dünyadakilerin) Isa’nın ektiği ekini biçtiklerini, para pul düşünmeden iyilik için çalıştıklarını söyler.

Babil Sürgünü tarihte Nebukadnezar’ın Yahudileri Kudüs’ ten çıkartıp; Babil’e sürgün gönderdiği dönemi anlatıyor. Burada şair dünyadaki insanları sürgün de sayıyor asıl ulaşmak istedikleri yer Kudüs- Cennet.

Çünkü insan ilk günahı işleyerek kovulmuş asıl evi asıl varmak istediği hedef Cennet.
Aziz Peter: İncil de Matthew bölümünde  Hazreti Isa,nın Cennet’in anahtarlarını Aziz Peter’a vermesi sembolik olarak kendisinden sonra onu yetkili kılması anlatılıyor.


Babil Sürgünü ya da Babil Esareti, Yehuda Krallığı'nın Babilliler tarafından MÖ 598/7 ve MÖ 587/6 yıllarında fethedilmesi sonucu Yahudilerin Babil'e sürülmesi ve buradaki tutsaklık dönemi.[1] Sürgün dönemi, MÖ 538'de Babil'in Persler tarafından fethedilmesi ile resmen sona ermiştir. Pers kralı Büyük Kiros (İngilizce: Cyrus) Yahudilerin Filistin'e dönmelerine izin vermiştir.[1]
Tarihçiler, Filistin'deki ayaklanmalar nedeniyle birkaç defa sürgün yaşandığı, tüm Yahudilerin yurtlarını terk etmek zorunda bırakılmadığı, bir kısım Yahudi'nin sürgün bittikten sonra Babil'de kalmayı tercih ettikleri ve böylece ilk Yahudi diasporasını oluşturdukları konusunda hemfikirdir.[

isanın zaferi Kurtardığı bütün ruhlarla beraber
ecstasis menti, literally an ec-stasis, a “standing outside of the mind”: an ecstasy, a raptus, in which “la mente mia . . . fatta più grande, di se stessa uscìo” (my mind, having grown more expansive, went outside of itself [

Meryem suresi 30
Sabi dedi: “ Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi, ben, peygamber yaptı.”
31
Beni bulunduğum her yerde kutsal ve bereketli kıldı.Yaşadığım sürece bana namazı/duayı zekatı önerdi.”
32
“Anneme iyilik etmemi önerdi. Beni zorba bir eşkıya yapmadı.”
33
“Selam baa doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün.”
34
İşte Meryem oğlu İsa budur! Hakkında kuşku ve çelişmeye düştükleri sözün doğrusu bu sözdür