Wednesday, July 29, 2020

Cennet 21 Saturn



Cennet

Kanto 21

Açıklamalar

Mûsa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle yakardı: "Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni!" Dedi: "Asla göremezsin beni! Ama şu dağa bak! Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin!" Rabbi, dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Mûsa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: "Tespih ederim seni. Tövbe edip sana yöneldim! İman edenlerin ilkiyim ben."

Araf Suresi 143. Ayet






Gözlerim, bir kez daha Sevgili Hanım’ ın yüzüne takılı kalmıştı.

Gözlerimle birlikte ruhum…

Ve ruhumdan, O’nun düşüncesi dışında her şey uçup gitmişti



Gülümsemedi,

“Gülümseseydim” dedi,

Küle dönerdin,

Jupiter’ in Tanrılık vasfını gören Semele gibi…

Çünkü benim güzelliğim- bildiğin gibi- her basamakta artmakta.

 daha da parıldamakta.

Dikkat etmezsen, senin gibi ölümlüyü -üstüne yıldırım düşmüş bir kuru-dal gibi- yakar, geçer.



Aslan burcunda olan, bir sonraki gezegene doğru havalandık.

Aşağıdaki dünyaya hem kendi ışığını,

 hem de aslanın kudretini yansıtıyor ışıltıları.

Şimdi gözlerin bu ışıltının aynası olsun;

Gözlerinin arkasındaki beynin de bu çok dikkat etsin göreceklerine”



Onun gözlerinde bulduğum tahayyül edilemez güzelliğin

Daha fazlasını, onun emriyle dönüp, baktığım yerde buldum

Ve büyük bir mutluluk ve kutsanmışlık hissiyle, bir o yana, bir bu yana baktım

Bu kristal dünyanın içinde,

Dünyanın günahtan evvelki altın çağında Kralı olan,

Satürn’ ün ismini taşıyan bu gezegende,

Güneşin parıltısının üzerine vurmuş olduğu

Göklere uzanan som altından bir merdiven gördüm,

Merdivenin nerelere kadar uzandığını göremiyordum

O merdivenden aşağı, ışıltılar iniyordu,

 Öyle ki, gökyüzünün bütün yıldızları bana doğru geliyor sandım.

Kuşların bir arada uçması gibiydi ruhların bu hali



Biri yanıma yaklaştı, benim için parıldadı

“Bana olan sevgini anladım” dedim,

Konuşayım mı, susayım mı bilemedim rehberime baktım,

Sessizdi.

Soru sormamam gerektiğini anladım,

Sonra kalp gözüyle gördü.



Gönlünün muradına kanat ver” dedi,

kendi parıltısı içerisinde gizlenmiş olan kutsal varlık” dedim ruha,

Büyük bir saygıyla hitap ettim ona.

Ben kıymetsiz biriyim ama bu güzel rehberimin hatırına bana cevap ver.

Niye bu kadar ruhun içinde sen aşağıya inip yanıma geldin?

Ve bana söyler misin niye her gittiğimiz yerde,

Allah’a duyulan hayranlığın bir ifadesi olarak, güzel müzik yükselirken göklere,

burada  sessizlik hakim?”



Gözlerin ölümlüdür. Kulakların değil mi?” diye sordu

“Beatrice gülümsemesini senden niye esirgediyse, biz de o sebepten sessiziz burada.

Seni sevdiğimiz için.

Senin ruhunu daha da mutlu etmek için geldim,

Söylediklerimle, üzerimde parıldayan ilahi nurla ve

İlahi aşkla…

O aşkla sema ediyoruz, dönüyoruz.

Aşk herkesin kalbinde,

bu parıldayan ruhlardan anlayabileceğin gibi,

O ilahi aşk,

O dünyanın Hakim’ine hizmet etmemizi söyler,

O Hakim, her birimizin kaderine hükmeder.”



Ey Kutsal ışık” dedim,

Bu yerde mutlu aşk,

 Tanrının rahmetine, (Providence)

Hiçbir emre gerek kalmadan itaat eder.



Ama yine de anlayamadığım bir şey var:

Beraber olduğun bütün bu ruhlar içinde niye sen bu göreve talip oldun?

Niye bu görev sana verildi?

Ben daha sözümü bitirmeden ruh, kendi ekseni üzerinde hızla döndü

Lambanın içindeki aşk cevap verdi:

Allah’ın gönderdiği ışınların, benim üzerime hedeflendiğini görüyorum;

O ışığın içindeyim ben.

O ışık, benim ışığımla birleşti

Beni yücelere yükseltti

Kaynağına gittim ben.

O ışıkla kutsandım.

Görmeme müsaade edilen ihtişamı, kendi ışığımla beraber yansıtıyorum.



Bütün Cennet’ te kendisine en fazla ışık nasip edilen Serafim meleğidir

Tanrıya en yakın olan,

Ama o bile soruna cevap veremez.



Hakikat Gaiptedir, göklerin kanunlarındadır.

bütün yaratılmışların gözlerinden gizlidir.

Bunu döndüğüne dünyadakilere söyle;

Bu yolda hiçbir ölümlü yürüyemez!

Dünyada zihin dumandır;

Burada ateş.

Burada Cennet’in korosuna alınanların yapamadığını,

Dünyadakiler nasıl yapsın?”



Bu soruyu bıraktım artık.

Tevazu içinde ona kim olduğunu sordum.

“Senin doğduğun yerlerden pek de uzakta değil;

İtalya’nın iki sahili arasında,

Yüksek tepelerde,

Catria’nın eteklerinde bir zamanlar bir manastır vardı.

Oradakilerin tek düşüncesi Allah’a ibadet idi.



Allah aşkıyla hizmet için oradaydım;

Yiyeceğim bir kuru ekmek ve zeytinyağı idi.

Sıcakta, soğukta şikâyet etmeden yalınayak dolaşırdım.

Tefekkür ediyordum.

O düşünceyle mutlu oluyordum.



O manastırdan buraya bir zamanlar

Bölük, bölük ruhlar gelirdi;

Ama şimdi bütün çabaları,

Yaptıkları işler boşadır

Bunun böyle olduğunu yakında

Kutsal Adalet gösterecektir.

Haklı bir şekilde cezalandırılacaklar.

Orada Peter Damiano idim,



Adriyatik kıyısında (Ravenna)ise

Günahkâr Peter,

Meryem Ana’nın ismini taşıyan manastırdaydım. (Santa Maria Pomposa)

Ömrümün sonunda bana -şimdilerde her seferinde kötünün kötüsüne geçmekte olan-

Kardinal başlığı nasip oldu…

Cephas (Aziz Peter) ve  Kutsal ruhun taşıyıcısı (Aziz Paul) zayıftılar

Yalınayak gezdiler, insanla arasında.

Sırası gelirse, kendilerine ikram eden olursa, yemek yiyebildiler.

Şimdi kilisenin başındakinin karnı şişkindir,

Gösteriş içerisindedirler.



Yere yıkılmasınlar diye sağından solundan yardımcıları onlara destek olur.

Birisi önden gider,

Birisi arkadan gelir; cübbesinin uzun kuyruklarını taşır.

O kadar uzun ve heybetlidir ki, bu cübbeler

Ata bindiğinde atın da üstünü örter.



 Iki hayvan bir görünür aynı postun altında.

Ya Sabır!

Tanrım daha ne kadar sabredeceksin bunlara?”



O bunları anlatırken, merdivenden aşağıya doğru inmekte olan daha başka parıltılar gördüm.

İndikçe daha da ışıldıyorlardı.

Peter’in etrafında toplanıp aşk için öyle bir içten çığlık attılar ki;

Dünyada böylesi duyulmamıştır.



Öyle duygulanmış, Peter’in söylediklerinden o kadar etkilenmiştim ki;

 ne dediklerini anlayamadım.












Açıklamalar

Mûsa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle yakardı: "Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni!" Dedi: "Asla göremezsin beni! Ama şu dağa bak! Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin!" Rabbi, dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Mûsa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: "Tespih ederim seni. Tövbe edip sana yöneldim! İman edenlerin ilkiyim ben."

Araf Suresi 143. Ayet



Bu kanto’da Beatice ve Dante Satürn’e yükseltilirler.  Saturn gezegeni TEFEKKÜR’ü simgelemektedir.  Bir şeyi dikkalice düşünme. Fikir kelimesi de Arapça aynı anlama elmektedir. Cennet bölümü komedya da daha çok felsefeyle ilgilidir

Satürn’ ün burada ki bir diğer anlamı da Klasik devirde eski Yunan Tanrılarından birinin adı olması ve ZAMAN’ı temsil etmesidir.  Bu sebeple - Altın çağın kralı, daha insan yaratılmadan daha henüz hiç bir suç işlenmeden de buradaydı- deniyor.

Bütün gezegenler bir kristal gibi parlıyor ve Allah’ın Nur’unu yansıtıyor. Beatrice de Komedya’da Allah’ın vahiy yoluyla, peygamberler aracılığıyla veya başka şekillerde insana ilham vererek, insanları doğru yola sevk etmesini simgeliyor. Dante’ nin iki rehberi vardı Virgil akıl ve felsefeyi temsil ederken; Beatrice Tanrının insanı doğru yola iletmesini temsil ediyor. İki kanat gibi düşünürsek, insanın doğruyu bulması ve doğru yolda devam edebilmesi, dengeli olabilmesi için her ikisine de ihtiyaç var.

Beatrice hem Dante’  nin gençliğinde sevdiği, çok genç yaşta ölen bir kız, hem de bu sembolik rolü üstleniyor; tıpkı Dante’ nin gerçek hayatta şair, Komedya’da Yolcu-( Pilgrim- Hacı )olması gibi.

Beatrice’in  bu özelliği dolayısıyla, üstüne Tanrı’nın Nur’u düşüyor, Cennet’in daha yüksek kademelerine ulaştıkça, bu Nur artıyor; daha da güzelleşiyor. Artık, bir ölümlü olan Dante’nin yüzüne bakamayacağı bir güzelliğe erişiyor.

Burada Yunan mitolojisinden Semele örneği verildi.  Efsaneye göre, Semele Jupiter’e, yani Zeus’a aşık olmuş. Zeus ta bu aşkı, ancak insan suretinde görünmek şartıyla kabul etmiş. Ama Hera, Semele’yi kandırıyor, Semele Zeus’tan kendisini Tanrı suretinde de göstermesini istiyor. Zeus bu şekilde Semele ye görününce, Semele yanıp kül oluyor. Bu hikaye Latin şair Ovid’in Metamorfoz adlı eserinden.



Göğe yükselen “altın bir merdiven” görüyorlar Satürn’de, bu merdivenin nereye kadar çıktığını göremiyor Dante.

Miraç kelimesi de bilindiği gibi Arapça merdiven anlamına geliyor; uruç kelimesinden türemiş.

İncil’de de Genesis- Yaratılış bölümünde, Yakup Peygamber ile ilgili olarak, göğe uzatılan bir merdiven ve Meleklerin inip çıkışı anlatılmaktadır.

Bu merdivenden ruhlar, Dante’ye yardımcı olmak için iniyorlar. Burada Tevazu ve Allah aşkı gösteriliyor. Daha evvelki ölümlerde Dante’ nin dedesi görünmüştü bu bölümde Dante kendisiyle konuşan ruha kim olduğunu sordu. Kendisini tanımadığı diğer ruhlardan bir farkı olmadığı halde gelip konuştu, diğer ruhların da aynı olduğunu söyledi.

Bu konuşan ruh Peter Damiano (1007-1072 yılları arası yaşamış) Cennet’te -Mevlevilerin sema ayini gibi- Allah aşkıyla dönüyor. Hayattayken Benedictin rahibiymiş “ bir lokma bir hırka” esasına inanmış. Kendisinden sonrakilerin zengin hayatı tercih ettiklerini söylüyor. Gerçekten de Dante nin yaşadığı dönemde Papalık Avignon’a taşınmış Fransız krallarının etkisi altına girmiş ve anlatılmayacak kadar zengin olmuş.

Dante’ nin ikinci sorusu müzikle ilgili oldu. “Cennetin diğer bölümlerinde müzik sesi duyulurken burada niye duyulmuyor?” dedi. Peter’ in cevabı, “artık Cennet’in bu bölümünün güzellikleri o kadar fazla ki; bir ölümlünün kulağı bunları duymaya uygun değil” şeklinde oldu.

Bir başka konu, “Kader mi, serbest irade mi?” sorusu.

Kaderi kimsenin Başmelek Serafim’in bile anlayamayacağı, onun bilgisinin sadece Allah’ta olduğu söyleniyor.

Providence denince Allahın rahmeti, sevgisiyle insanı koruması anlaşılıyor.  Pro önce  videre görmek anlamına geliyor. Allah’ın önceden her şeyi görüp, bilip; kaderi yazması; O’nun yazdığı kaderde bizim için hayır olduğu sonucuna varılıyor.

In his will our peace” dizlerinde daha önce gördüğümüz gibi “bizim huzurumuz onun iradesindedir” diyor ruhlar.



Providence kelimesinin pek çok anlamı ve tarifi var.

the protective care of God or of nature as a spiritual power.-Allah’ın koruyuculuğu

God or nature as providing protective care.

timely preparation for future eventualities- tedbirli davranmak gelecekte doğabilecek şartlara hazırlıklı olmak,

1. ihtiyat

2. tasarruf

3. tedbir

4. hazırlık

5. tutum

6. kader

7. takdiri ilâhi

8. Allah'ın takdiri



Bu kavramı belki dini anlamda en güzel anlayabileceğimiz ayet, Ayet el Kürsi

Bakara 255




Allah’tan başka ilah yok. Hayy’dır O. Sürekli diridir; Kayyum’dur. O kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır ona ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça kim şefaat edebilir! O insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da! İnsanlar O’nun bilgisinden bizzat kendisinin dileği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O,nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O,na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceliği sırsızdır. Azim’dir O, büyüklüğü sınırsızdır.


satun
authority
society
structure
bounderies
limitations
time
karma



Tefekkür

Contemplation

Temple

Tempus

Definition of contemplation. 1a : concentration on spiritual things as a form of private devotion. b : a state of mystical awareness of God's being. 2 : an act of considering with attention : study made the decision after much contemplation. 3 : the act of regarding steadily was lost in quiet contemplation of the scene.



Saturn tıme Benedict



Önemli şeyleri düşünme

Temno cut greek

Consideration of higher things.





Tefekkür, İslam dininde günahlarını, kainatı, varlıkları, doğayı, yaratıkları, kendini ve Allah'ı düşünmek, ve O'nun yarattığı varlıklardan, kainattaki eşsiz mükemmellikteki düzenden ders çıkarmak demektir.

Saturn (Latin: Sāturnus [saːˈtʊrnʊs]) was a god in ancient Roman religion, and a character in Roman mythology. He was described as a god of generation, dissolution, plenty, wealth, agriculture, periodic renewal and liberation. Saturn's mythological reign was depicted as a Golden Age of plenty and peace.

No comments:

Post a Comment