Kanto 10
12 Bilge
Cennet
Kanto 10
Okuyucu, benimle beraber gözlerini kaldır,
Ve yukarıdaki çemberlere bak.
Birbirine aksi
yönde dönene hareketi,
Yaratılış
harikasını gör.
Okuyucu, sana ziyafet hazırladım,
Tadına bak.
Doğanın harika görevlisi Güneş
Tanrının isteğini dünyaya aktarıyor,
onun ışığıyla zamanı hesaplarız,
Şimdi güneş Koç burcundadır,
Gene nasıl olduğunu nasıl buraya geldiğimi bilemeden
kendimi güneşte buldum.
"İyiden- daha iyiye" olan çıkışımız da lider yine Beatrice'
di.
O kadar hızlı yol aldık ki; bu hız zaman içinde ifade edilemez.
Güneş şimdi ben içindeyken, rengini göstermeden sadece parıldıyor.
Bu kadar bilgime, sanatıma, tecrübeme rağmen; 'ne'
gördüğümü ifade edemem!
Ama bana inanın ve gerçeği aramaya devam edin!
Kudretimiz, 'halimizi ifade etmeye yetmezse' bunda şaşılacak
bir şey yoktur.
Çünkü güneş görülebilecek en parlak cisimdir.
Dördüncü halkada, Tanrı ruhları kutsar;
Nasıl "ruha üflediğini; nasıl yarattığını"
kullarına gösterir.
"Şükret!" dedi güzel hanım.
Bütün gücünle, seni güneşe yücelten; meleklerin
ve güneşin Yaratan' ına şükret!
Hiç bir ölümlü o anda Allah' a benim şükrettiğim kadar
şükretmemiştir hayatta.
Bütün kalbimle, sevgimi sundum ona.
O anda Beatrice' i de unutmuşum; kayboldu
ufukta.
Gülümsedi, hiç de alınmadı
Bakışı beynimi deldi geçti yine; binlerce parçaya
ayırdı aklımı.
Işık halesi etrafımızda oluştu bir tac şeklini
aldı.
Bazan Ay' ın etrafında da böyle bir ışık halkası oluşur.
Benim geldiğim yerde, bu harika ışıkların hepsi
görülmez.
Onlar Cennet' e özeldir.
Çok kıymetlidir
Tanrı onları ancak Cennet'inde saklar.
Dünyadakiler bunların haberini duyar ama tam
anlayamaz.
Çünkü hiç bir dil bunları anlatmaya kifayet etmez.
Başımızın üzerindeki ışık halkası,
yörüngesi etrafında dönen gezegenler gibi,
yörüngesi etrafında dönen gezegenler gibi,
Etrafımızda üç kez döndü,
Dansçıların en son dönüşü tamamladıktan sonra,
hala daha zevk içerisindeyken, durup müziğin yeniden
başlamasını beklemeleri gibi durdular,
O parıltının içerisinden biri:
Thomas Aquinas
"Gerçek aşkın kıvılcımlandığı, büyüdüğü,
çoğaldığı yere tırmanıyorsun.
Buraya tırmanan hiç kimse bir daha aşağıya inmez.
Tekrar gelecek olan dışında.
Artık senin susadığın şarabı içmene kimse mani olamaz.
Nasıl suyun denize akışını durdurulamazsa,
Senin gideceğin yere varmana da kimse mâni olamaz.
Senin Cennet'e çıkışını kolaylaştıran, bu hanımın
yanındaki ruhların kimler olduğunu öğrenmek istersin,
Dominic' in yolundan gidenlerden biriydim
Sürüden ayrılanların dışında herkesi
Selamete kavuşturdu O.
Sağımdaki ruh Köln Universitesi hocalarından
Sonradan benimde hocam olan Albert;
Ben de Aquıinalı Thomas!
Sonra ki Hukukçu Gratian
Kilise hukuku ve medeni hukuku üzerine çalışmış
Diğeri Petrus Lombardus klise alimi;
Son kuruşuna kadar kiliseye bağışta bulunan yaşlı bir kadın gibi
Nesi varsa verdi.
Beşinci ışık en parlağı dünyadakilerin kendisinden
haber almayı en çok istediği
En akıllı ölümlüler içinde en yüksek mertebede olanı
Hazreti Süleyman‘ dır.
Onun yanında Dionysus, melekleri görmüştür.
Hocam Albert'ın yanında,
Augustine' in Hristiyanlığa geçmesine sebep olan Bilge
Paulus
Sekizincisi Boethius Severinus sürgüne
yollandı, şehit oldu.
Aziz Peter kilisesinde gömüldü.
Onun yanındakiler, İsidore, Sevil Başpiskoposu;
Bede ve Richard Contemplations' ı yazan alim. Tefekkür- Dünyada melek
olma amacı
En sonuncusu Siger Brabant
Rue de Feurre'
de ders vermiştir (Paris Universitesinde)
Averroisttir
Söylediği doğrulardan dolayı kendisinden neftret
etmişler
Fransa da engizisyon mahkemesine çıkarılmıştır
Papalık mahkemesine temyiz için başvuracağı sırada
Sekreteri tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür
Thomas bunları anlattıktan sonra
Ruhlar şarkılar söyleyerek, danslar ederek
yanımızdan ayrıldılar...
Bu
kantonun anısına Rue de Feurre nin adı Rue Dante olarak değiştirilmiş
Yorum ve Çeviri: Elif Mat
12 Burç; Isanın 12
havarisi; kutsal kitaplarda geçen Israil' in 12 kabilesi; Musa' nin asasını
vurmasıyla fışkıran 12 pınar gibi dinler tarihinde 12 rakamının önemi
olmuş.
Kilise kubbelerinde
Isa ortada,- güneş gibi- etrafı 12 havariyle veya din adamlarıyla çevrilmiş
şekilde tasvir edilmiş resimleri vardır. Burada da 12
bilgenin bir ışık halkası halinde, kendilerini Dante' ye gösterdiklerini
görüyoruz.
Diğer
bölümlerde, Dante ruhlarla konuşmak istiyordu. Cennet 'te ruhlar- iyiliklerinde
olacak- kendileri geliyorlar. Dante‘ nin bir ruhla konuşması, o ruhun
kendisini Dante' ye göstermesine bağlı. Yani, Dante
tesadüfen onları görmüyor da, ruh kendisini gösteriyor. Daha sormadan ne
soracağını anlayıp, ona cevap veriyor. Bir yardımseverlik ve iyilik sözkonusu.
Işık
halinde kendisini gösteren ruhlar, o kadar parlak ki; güneşte olmalarına rağmen
güneş ışığı içinde de parıldıyorlar.
Dante'yle
konuşan ruh Thomas Aquinas.
Aquina'lı
Thomas( veya Thomas d‘ Aquinas) diye bildiğimiz Hristiyanlık felsefesinde ve
hukuk felsefesinde görüşlerine yer verilen o dönemin en önemli din bilgini. Aristo felsefesini ve İbni Rüst' un eserlerini
incelemiş. Aristo' ya "The Philospher", Ibni Rust' e
"The Commentator"diyor.
Eski Yunan ve Latin
yazarları, felsefe ve bilim adamları ortaçağda unutulmuşken; Arap dünyası altın
çağını yaşıyordu.Bir çok eser, Yunanca'dan Arapça'ya çevrilmiş; müslüman bilim
adamları tıp; matematik; astroloji ve hukuk konularında çalışıyordu;
Cordoba da, halifenin
isteği üzerine, Ibni Rüsd Aristo' nun kitaplarına yorum yazdı.-Politika kitabı hariç -(o elinde bulunmuyordu) diğer bütün kitaplarını
inceledi.
Önce kısa şerh ( özetliyor);
sonra orta şerh (metni olduğu gibi, ama kendi cümleleriyle tekrar
yazıyor) sonra da, uzun şerh (tek tek; satır satır; bütün metni)
ayrıntılı olarak açıklıyor.
İbni Rüst'ün bu
yaptığı hizmetler ilerde aydınlanma çağına bir başlangıç teşkil etmiştir Aynı
zamanda kendi kitapları da var tabii.
En meşhuru Tahafut
u Tahafut (Tutarsızlıgın Tutarsızlığı) Imam Gazali nin kitabı
Felsefenin tutarsızlığına cevaben yazılmıştır.
Aristo' nun
kitaplarını yorumlamasından dolayı, Arap dünyasında kendisine "Şarih"
denmiş "şerh" kelimesinden geliyor" şerh eden" anlamında.
43 yaşında başlıyor
Aristo ile ilgili çalışmalarına ve 72 yaşında ölümüne kadar devam ediyor.
(Doğumu 1126 ölümü 1198)
Yaşamının
sonuna doğru İspanya, Kuzey Afrika'dan gelen başka Müslüman güçlerce bir akıma
uğruyor, bu yeni gelen yöneticiler, eski halife kadar aydın görüşlü değil.
Kitaplarında geçen eski Yunan' da Venüs gezegeninden bahsedilirken,
"Tanrı" ifadesi nedeniyle, gözden düşüyor, Kordoba dışına sürülüyor,
kitapları yakılıyor. Bu sebeple Arap dünyasında fazla kitabı -Arapça olarak-
kalmıyor ve kendisiyle ilgili çok çalışma yapılmıyor ama Latinceye çevrilen
kitapları Latin dünyasında uzun müddet felsefeye yön veriyor. Aynı şekilde
İbraniceye çevrilen kitapları da Musevi filozoflar tarafından inceleniyor.
Thomas Aquinas İbni Rüst'ün kitaplarından çokça yararlanıyor ama bazı
noktalarda ayrı düşüyorlar ve çokça da eleştiriyor.
Bir kısım düşünür İbni
Rüşt'ün yolundan gidiyor onlara Avveroist deniyor.
Nereden bakarsak
bakalım Orta çağ felsefesini derinden etkilemiş bir kişi.
Kilise din dışı
açıklamalardan -felsefeden- rahatsız oluyor. Tek doğru "dini" olmalı
ve kilise tarafından "ifade edilmeli" onlara göre.
Ama Ibni Rüst 'e
ve diğer başka Islam düşünürlerine göre hakikat tekdir ama iki yoldan
ulaşılabilir; biri insan aklı ve bilim yoluyla diğeri dini yolla.
Gördüğümüz gibi Dante
nin bu eseri yazarken izlediği yola çok benziyor bu anlayış, Virgil felsefeyi
ve insan aklını temsil ediyordu Beatrice ise dini “divine revelation”
denen Allahın vahiy yoluyla peygamberler vasıtasıyla insanlara öğrettiği
bilgileri. Dante bilmediği konuları bu yolculuk boyunca her iki rehberinden de
sorup öğreniyor. Ama Virgil Hristiyan olmadığı pagan olduğu için, Cennet'e
çıkamıyor; onun bilgisi, insan aklıyla sınırlı, bir yere kadar gidebiliyor.
Aristo'
dan da, onun yöntemlerinden de, sıklıkla bahsediliyor eserde.
Aquinas,
burada önce kendi hocası Albertus Magnus’u,
sonra Aziz Dominik (kendisinin
bağlı olduğu Dominican rahiplerinin kurucusu)
daha
sonra Boethius (pagan felsefesiyle ilgili çalışmış olan bir
düşünür);
yukarıda
gördüğümüz gibi en iyi idareci en akıllı adam olarak Hazreti Süleyman
ve tanınmış Averroist' lerden biri olan Siger
Brabant' ı tanıtıyor.
Burada
dünyadayken farklı görüşte olan düşünürler, özellikle Averroist olanlarla,
ibni Rüst' ün görüşlerine karşı olanlar, yan yana ve "uyum"
içerisindeler.
Cennet
olduğu için, artık anlaşmazlıklar geride kalmış, anlaşma yolu bulunmuş.
İbni
Rüst ise buraya alınmamış, (kendisi müslüman olduğu için,) Virgil, Aristo
ve diğer virtuous pagans dediği Hristıyanlık öncesi yaşamış büyük
Yunan ve Latin bilim adamları, şair ve felsefecilerle beraber Limbo da
bulunuyor (Infeno 4' de görmüştük felsefe evinde.)
Kanto
bu ışık halesinin şarkı söylemesi ve dansetmesiyle mutlu bir şekilde bitiyor.
Aziz
Thomas Dominican rahip, Aziz Francesco’yı anlatıyor
X
Aziz
Bonaventure, Fransiscan, Aziz Dominik’i anlatıyor.
Trinity
Bir
gerçek içinde çok görüş barındırır
Teklikte
çokluk, Çoklukta teklik
Vahdette
çokluk, çoklukta vahdet
Francesco ve Poverta
Kanto 11
Ölümlülerin lüzumsuz kaygıları,
Basit mantık yürütmeleri,
Sizin kanatlarınızı aşağıya indiren
dünyevi şeyler...
Biri hukukçu oldu; diğeri tıbbi
sloganları ezberledi.
Biri rahip olma yolunda,
Diğeri -ister hilekarlıkla, ister
zorbalıkla- liderlik yolunda,
Biri yağma peşinde, diğeri siyaset,
Biri çok çalışır zevk-ü sefa
uğruna,
Diğeri tembelliğin tadını çıkarır,
Bense bütün bunlardan azade,
Cennet'in tepelerinde,
Beatrice' le birlikte,
En iyi şekilde ağırlanıyorum!
Daha önce benimle konuşan ruh, tekrar
hitap etti bana;
o ışığın içinden gülümseyerek
ve daha da parıldayarak;
"Senin ne düşündüğünü, neyi merak
ettiğini biliyorum" dedi
"Klisenin iki prensini anlatacağım,
İnsanlara rehberlik eden iki prensi,
Birisi melek gibiydi, diğeri alimdi dünyaya ışık
saçan;
Birini anlatacağım ama söyleyeceklerim ikisi içinde
geçerli olacak.
Çünkü ikisi de tek amaç için çalışmıştır.
Asisi de bir güneş doğmuştur ki; Hindistanda Ganj
üzerine doğan,
şu anda üzerinde bulunduğumuz güneş gibidir.
Artık onun doğduğu yerlere Ascesi demeyelim
de,
sadece Orient (doğu) diyelim.
Doğduğu yerlerden henüz fazla uzaklaşmamıştı ki;
dünyaya ferahlık rahatlık getirdi, etkisiyle.
Daha gençliğinde babasına karşı çıkarak,
Sevdiği hanımla, klise huzurunda evlendi.
Gün geçtikçe, o güzeli daha çok sevdi.
Tam on bir yüzyıl bu güzele bakan olmamıştı;
taa ki güneş gelip yeniden ısıtana
kadar.
Francesco ve Poverta' yı aşıklar sanmayasın bu hikayeme bakıp da;
Birbirleriyle uyumları, aşkları, düşünceleri,
diğerlerine ilham kaynağı olmuştur.
Öyle ki; Bernard, 'pabucunu atıp' koşmuştur
Francesco' nun hizmetine.
Koşsa da, kendi hızını, 'eksik' bulmuştur bu
yolda.
Bilinmeyen zenginlik,
Bereketli iyilik, kendisine pek çok destekçi buldu.
Aziz Francesco belinde kemer yerine sarılı mütevazı
'ip'
Bu hanım ve iman kardeşleriyle yola koyuldu;
Pietro Bernardone nın oğlu olduğuna utanmadı;
Etrafta, kendisine 'şaşkınlıkla' bakanlara da aldırmadı.
Kararlı ve heybetli bir yönetici gibi bütün zorluklarıyla,
Tarikatını nasıl idare edeceğini anlattı.
Gerekli mührü de aldı Papa Innocent‘ tan.
Ondan sonra kendisine pek çok katılan oldu.
Francesco' nun hikayesi Cennet'in daha
yükseklerinde anlatılmalıdır.
Onun yaptıkları Papa Honorius tarafından da takdir
edildi;
Taçlandırıldı.
Şehadet arzusuyla Sultan'ın da karşısına
çıktı.
Ona hrıstıyanlığı anlattı;
Ama onlar bu mesaja hazır değildi.
Hrıstıyanlığa geçmeyeceklerini anlayınca,
Italya' ya döndü.
Arno ve Tiber arasında, Isa' dan son mührü de aldı.
Ona bu kaderi Yazan,
Francesco' nun alçakgönüllülüğünden memnun
oldu;
Onu ödüllendirdi.
Francesco bu güzel hanımı Poverta' yı, kardeşlerine emanet edip,
dünyadan ayrıldı.
Onu sadakatle sevmelerini istedi.
Onu takip edenler Peter‘ in gemisini doğru
yolda tuttular.
Ama bazısı da yoldan ayrıldı
Başka yerler aradı.
Sürüden kopup gittiler...
Aziz Francis İtalyanca adıyla San Francesco d’Assisi Italya’nın Asisi
şehrinde 1182 yılında doğmuş Babası kumaş tüccarı, annesi asil bir aileden gelen
bir hanım. Doğduğunda babası, Fransa' ya seyahatteyken, annesi ona 'Giovanni'
ismini veriyor; babası seyahatten döndüğünde ismini Francesco olarak
değiştiriyor -Fransız manasına- Fransızcadaki François ismi gibi. Bu ismin aynı
zamanda 'dürüst' ve' özgür' manaları da var.
Gençliğinde zengin hayatı yaşıyor; yakışıklı ve iyi giyinmeyi, eğlenmeyi, Fransa’yı,
Trubadur şairlerini, şarkıcılarını seven bir genç. Bir gün kumaş satarken, bir
fakir kendisinden para istiyor, bu durumdan duygulanan genç adam, o akşam işi
kapatıp, cebinde olan bütün parayı bu fakire veriyor. Arkadaşlarının alayı
ve bütün günün 'kazancını' fakire sadaka olarak vermesi nedeniyle
babasının azarıyla karşılaşıyor.
İtalya’daki iç savaşlara dahil oluyor. 1202 yılında Perugia' ya karşı savaşıp,
bir sene esir kalıyor, Hastalanıyor, zor bir dönem geçiriyor. Esaretten
kurtulup, memleketine dönünce, gene eski rahat yaşamına dönüyor.
Gene başka bir savaşa katılacakken, kendisine bir vision görünüyor
ve vazgeçip Assisi’ ye geri dönüyor; artık dünyevi şeylerden elini, eteğini
çekip, kendisini dine veriyor. Arkadaşları "ne zaman
evleneceksin?" deyip, onunla alay ettiklerinde "Benim
evleneceğim kız hepsinden güzel" diyor (Fakirliği kastediyor)
Geçen bölümün adı Francesco e Poverta idi. Daha önceki İnferno bölümünün
okuyucuları hatırlayacaktır; Orada Francesca ve Paolo' nun aşkı konu
edilmişti (Francesca kadın Paolo erkek ismiydi)
Burada Poverta fakirlik bir kadın gibi tasvir ediliyor Lady
Poverty olarak adlandırılıyor.
Buradaki aşk, ilahi bir aşk 'Allah rızası' için, Aziz
Francesco, hayatını 'fakirlere yardıma' adıyor.
Bu dönemde Roma’ ya 'hac' yolculuğuna gidiyor; kendisinin daha çok
aydınlanması için dua ediyor, dönüşte Assisi’ ye yakın San Damian kilisesinde
(küçük bir şapel) kendisiyle Isa' nın konuştuğu, "kilisem yıkık, dökük
tamir et" dediği hissine kapılıyor. Hemen gene kendi dükkanlarından
para getirip, tamir ettirmek istiyor kiliseyi, "babasından habersiz aldığı
parayı" rahip kabul etmiyor, o da kızıp yere atıyor altınları, Babadan
kaçmak için bir ay mağarada yaşıyor, sonunda aç, bilaç dönüyor,
Bunu öğrenen baba ikinci defa öfkeleniyor bu sefer onu evlatlıktan ret
ediyor," daha mirastan da pay alamayacaksın" diyor; bütün
parasını kiliseye vermesini istemiyor. Francesco memnuniyetle kabul ediyor bu
ayrılmayı; o da babaya karşı itaat etmek zorunda kalmayacak baba da ona
karışmayacak. Hatta kilise duvar resimlerinde, çıkarıp üzerindeki zengin
giysilerini, babasına vermesi ve sonra köylülerin giydiği basit bir kıyafeti
giymesi var.
Manastırlarda, mutfakta çalışıyor, rahiplerin yardımıyla yaşıyor,
insanlardan "taş" isteyip, şapeli tamir etmeye çalışıyor; cüzzamlıların
bakımına yardım ediyor.
Daha sonra, onun yolundan gidenler oluyor, 11 kişilik müridi oluyor (12
rakamı) papadan kendisine izin verilmesini istiyor. Resmen papaz olmuyor ama kardeşlik
cemiyeti kuruyor. Papa İnnocent müsaade ediyor.
Kendi gurubuna katılan bir zengin kadın dolayısıyla, kadınlar manastırını da
kuruyor; üçüncü olarak evini barkını terk edip, onlara katılmayan, ama
destekleyenler için bir ayrı gurup kuruluyor. Dördüncü olarak da Kudüs’teki
Saint Franciscan Kilisesi.
İtalya dışında da vaaz vermek istiyor, birinde Dalmaçya' ya gidecekken hava
durumundan dolayı dönmek zorunda kalıyor; diğerinde Fas' a gidecekken, hastalık
yüzünden İspanya' ya dönüyor.
Sonra Beşinci haçlı seferine katılıyor
İki ordu arasında savaş oluyor, savaştan sonra dört hafta ateşkes ilan
ediliyor; Mısır Sultanı Al Kâmil' e gidip, dini tebliğ yapmak ve barışı
sağlamak istiyor, amacı Müslümanları Hristiyanlığa davet etmek.
"Gidemezsin Müslümanlar seni öldürür" diyorlar; "o
zaman şehit olurum" diyor; yine de Müslümanların yanına gidiyor.
Al Kamil onu iyi karşılıyor, misafir ediyor, sonra Müslümanların Hristiyanlığa
geçmeyi kabul etmediklerini görünce,- sağ, salim- gene Hristiyan tarafına
dönüyor.
Al Kamil (1177-1238) Selahaddin Eyyubi'nin yeğeni. Belki bu görüşmenin etkisiyle,
daha sonra Kudüs’ te Franciscan Kilisesinin açılmasına izin veriliyor; bugün de
Papalığı Kudüs’te onlar temsil ediyor.
Dante de Francesco' nun kurduğu dini cemiyete yakın, hem fakirleri
koruması, hem Papalığı, para ve güç düşkünü olmakla eleştirmesi bakımından
seviyor. Onun faaliyeti şapeli tamir etmenin ötesinde kiliseyi manevi yönden
de daha iyiye götürme olarak anlaşılıyor.
Bunun yanında Müslümanlarla savaş değil diyalog yoluna gitmesini de takdir
ediyor. Bu sebeple 11. Kanto'da Thomas Aquinas'ın ağzından Francesco'
nun hayatı anlatılıyor
.
Ölümünden sonra, Asisi 'nin ve İtalya’nın ve başka bazı yerlerin Koruyucu
Aziz'i olarak kabul edilmiş San Francisco' nun ismi de Francesco' dan
geliyor.
Hayvanları sevmesi, kuşlara da onları da bir ümmet kabul edip, vaaz
etmesi, Ay'ı Güneş'i, yaratılan herşeyi, doğayı sevmesi onun
özellikleri arasında. Dünya hayvanlar gününün kutlanması o günde kiliselerde
hayvanlar için de ayin yapılması gene Aziz Francis' in öğretilerinden
kaynaklanıyor.
*Al Kamil, (Kamil bin Adil) batıda Meledin adıyla tanınıyor, 1. Adil' in oğlu. Resimde Kutsal Roma İmparatoru
Federico ile beraber.
kinci Halka
Allah katında
Isa'nın durumu Adem' in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona
"Ol" dedi. Artık o olur.
Ali Imran 59.
Ayet
Kanto 13
Cennet
Dante
İlahi Komedya
Şimdi ne yazacağımı
daha iyi anlamak isterseniz,
Gökyüzünün en parlak
on beş yıldızını hayal edin ve
Bu imgeyi aklınızda -sanki
elinizde sert bir taş tutarcasına- tutun
O yıldızların ışığının
puslu havayı nasıl deldiğini düşünün
Bu yıldızlara büyük
ayı gurubundan yedi yıldız ve iki daha ilave edin
Bu yıldızların-
aslında ruhların- iki halka halinde
benim
bulunduğum nokta etrafında dans ettiklerini,
ve
bu dansla Üç'ü- aslında üçün temsil ettiği- Bir'i kutsadığını
hayal edin
ve Bir'in içindeki
Iki'yi
İki'nin içindeki Bir'i
Eğer
insan oğlu bunu hayal edebilirse...
Ruhlar
bu dansları yaparken ve bu ilahileri söylerken
durup
bize baktılar
zevkten
(Allah için ilahi söylemekten)
bir
başka zevke (Allah‘ın kulunu aydınlatma zevkine)geçerek
Aziz
Thomas anlatmaya başladı:
"Beşinci
yıldızın-Hazreti Süleymanın- insanlarin en akıllısı olduğunu
Onunla bilgelikte
kimsenin yaraşamayacağını söylediğimde şaşırmıştın değil mi?"
Gözlerini
aç, iyi dinle şimdi beni;
Senin
düşüncen ve benim anlatacaklarım birbirine uyuşacak ve
tek
doğru olacak sonunda
Bütün
ölümlüler ve hiç ölmeyecek olanlar
(canlı
ve cansız varlıklar)
Allahın
sevgisiyle nuruyla nurlanırlar
O
nur dünyaya inerken yaratıcı kaynaktan asla ayrılmaz
Tanrının
sevgisinden ve Rahmetinden de asla ayrılmaz
Zekanın
9 kademesinden geçer de iner
Rahmeti
öyle yayılır aleme
diğer
yıldızlara değer de iner
Maddenin
özellikleri değişiktir;
onun
için kiminde çok parlar, kiminde az,
Her
tohumdan başka başka meyveler çıkar;
Aynı
cins ağacın kiminden daha iyi meyve çıkar,
Kiminde
daha az lezzetli meyve.
Insanın
tohumundan da, bazan daha yeteneklisi çıkar, daha değerlisi;
Her
zaman iyi bir adamın iyi bir evladı olmaz.
Kiminin
üzerinde Nur daha çok parlar,
Kimi
ressamın elinden hakiki sanat çıkar.
kimi sanatı iyi bilse
de, eli titrer yapamaz, iyi netice alamaz.
Ama
iki kişi var ki;
(Hazreti
Adem ve Hazreti İsa)
Yaratanın
ilk yarattığına nur aracısız geçmiştir.
Parıl
parıl parıldar.
O
ikisinde olana, insanlık ulaşamayacaktır.
Ama
sana daha iyi anlatabilmek için,
Hazreti
Süleyman‘ın hikayesini hatırlatayım.
Allah ona, " sana
ne vereyim?” dediğinde
O bir kral olarak
halkını daha iyi idare edebilmek için, Allah‘ tan "bilgelik"
istemişti
Gereksiz
sorulara cevap aramamıştı.
Benim
kastettiğim Krallık bilgeliğiydi
Bu
konuda benzersiz bir zekası vardır Hazreti Süleyman‘ ın.
Dikkat
edersen "yükseldi" demiştim
Bildiğin
gibi çok kral vardır ama aklı başında olanı azdır.
Bu
söylediklerim ilk atamız Hazreti Adem ve
En
çok Sevdiğimiz Hazreti Isa ya olan inancımızla bağdaşmaktadır.
„Evet” veya “hayır”
diye bir sonuca varmadan önce acele etme
“Hakikate” doğru, ağır
adımlarla ilerle.
Çünkü körlemesine
giden,
ne olduğunu
bilmeden bir konu hakkında hemen hüküm veren
akranları
arasında akıllı sayılmaz.
Hemen fikir sahibi
olmaya çalışan, kendi gururunu ön planda tutar ve hataya düşer.
Hakikate varmak için
yola çıkmak;
Aslında bir beceri
gerektirir.
Nasıl sanatını
bilmeyen balıkçılar bazen eli boş dönerse
Bazen kıyıdan
ayrılmamak, denize hiç açılmamak daha iyidir.
Arius
ve Sabellus ta hataya düştüler
Kutsal
kitabı çarpıttılar.
Kendi
mantığına çok güvenmemeli insan
Bazen
kışın da gül açabilir.
Bazen
koca denizi geçen gemi gelir de limanda batar.
Bazen
bakarsın bir hırsız hidayete erer, cennete girer.
Bazen
bakarsın zekatı bol veren saygıdeğer biri sonradan yoldan çıkar,
Kimin
sonunun ne olacağını bilemeyiz..."
aith
İman etmek ve Allah 'ın emirlerine
uymak.
Hope
Ümit
Allahtan ümidi kesmemek ve
yukarıdaki Temperence kısmında gördüğümüz gibi dayanma gücünü de temsil ediyor
Bunun tersi despair ümitsizliğe düşmek günah olarak görülüyor
Charity
İnsanları sevmek merhametli olmak iyilik
etmek güleryüzlü olmak iyi davranmak
Yardımlaşma iyi niyet
No comments:
Post a Comment