Saturday, June 13, 2020

12 Bilge


Kanto 10

12 Bilge



Cennet
Kanto 10


Okuyucu, benimle beraber gözlerini kaldır,

Ve yukarıdaki çemberlere bak.

Birbirine aksi yönde dönene hareketi,

Yaratılış harikasını gör.

Okuyucu, sana ziyafet hazırladım,

Tadına bak.

Doğanın harika görevlisi Güneş

Tanrının isteğini dünyaya aktarıyor,

onun ışığıyla zamanı hesaplarız,



Şimdi güneş Koç burcundadır,

Gene nasıl olduğunu nasıl buraya geldiğimi bilemeden

 kendimi güneşte  buldum.

"İyiden- daha iyiye" olan çıkışımız da lider yine Beatrice' di.



O kadar hızlı yol aldık ki; bu hız zaman içinde ifade edilemez.

Güneş şimdi ben içindeyken, rengini göstermeden sadece parıldıyor.

Bu kadar bilgime, sanatıma, tecrübeme rağmen; 'ne' gördüğümü ifade edemem!



Ama bana inanın ve gerçeği aramaya devam edin!

Kudretimiz, 'halimizi ifade etmeye yetmezse' bunda şaşılacak bir şey yoktur.

Çünkü güneş görülebilecek en parlak cisimdir.



Dördüncü halkada, Tanrı ruhları kutsar;

Nasıl "ruha üflediğini; nasıl yarattığını" kullarına gösterir.

"Şükret!" dedi güzel hanım.

Bütün gücünle, seni güneşe yücelten; meleklerin ve güneşin Yaratan' ına şükret!

Hiç bir ölümlü o anda Allah' a benim şükrettiğim kadar şükretmemiştir hayatta.

Bütün kalbimle, sevgimi sundum ona.

O anda Beatrice' i de unutmuşum;  kayboldu ufukta.

Gülümsedi, hiç de alınmadı

Bakışı beynimi deldi geçti yine; binlerce parçaya ayırdı aklımı.

Işık halesi etrafımızda oluştu bir tac şeklini aldı.



Bazan Ay' ın etrafında da böyle bir ışık halkası oluşur.

Benim geldiğim yerde, bu harika ışıkların hepsi görülmez.

Onlar Cennet' e özeldir.



Çok kıymetlidir

Tanrı onları ancak Cennet'inde saklar.

Dünyadakiler bunların haberini duyar ama tam anlayamaz.

Çünkü hiç bir dil bunları anlatmaya kifayet etmez.



Başımızın üzerindeki ışık halkası, 
yörüngesi etrafında dönen gezegenler gibi,

Etrafımızda üç kez döndü,

Dansçıların en son dönüşü tamamladıktan sonra,

hala daha zevk içerisindeyken, durup müziğin yeniden başlamasını beklemeleri gibi durdular,

O parıltının içerisinden biri:

Thomas Aquinas



"Gerçek aşkın kıvılcımlandığı, büyüdüğü, çoğaldığı yere tırmanıyorsun.

Buraya tırmanan hiç kimse bir daha aşağıya inmez.

Tekrar gelecek olan dışında.



Artık senin susadığın şarabı içmene kimse mani olamaz.

Nasıl suyun denize akışını durdurulamazsa,

Senin gideceğin yere varmana da kimse mâni olamaz.



Senin Cennet'e çıkışını kolaylaştıran, bu hanımın

 yanındaki ruhların kimler olduğunu öğrenmek istersin,

Dominic' in yolundan gidenlerden biriydim

Sürüden ayrılanların dışında herkesi

Selamete kavuşturdu O.



Sağımdaki ruh Köln Universitesi hocalarından

Sonradan benimde hocam  olan Albert;

Ben de Aquıinalı Thomas!



Sonra ki Hukukçu Gratian

Kilise hukuku ve medeni hukuku üzerine çalışmış



Diğeri Petrus Lombardus klise alimi;

Son kuruşuna kadar kiliseye bağışta bulunan yaşlı bir kadın gibi

Nesi varsa verdi.



Beşinci ışık en parlağı dünyadakilerin kendisinden haber almayı en çok istediği

En akıllı ölümlüler içinde en yüksek mertebede olanı

Hazreti Süleyman‘ dır.



Onun yanında Dionysus, melekleri görmüştür.



Hocam Albert'ın yanında,

Augustine' in Hristiyanlığa geçmesine sebep olan Bilge Paulus



Sekizincisi Boethius Severinus sürgüne yollandı, şehit oldu.

Aziz Peter kilisesinde gömüldü.



Onun yanındakiler, İsidore, Sevil Başpiskoposu;

Bede ve Richard Contemplations' ı yazan alim. Tefekkür- Dünyada melek olma amacı



En sonuncusu Siger Brabant

Rue de Feurre' de ders vermiştir (Paris Universitesinde)

Averroisttir



Söylediği doğrulardan dolayı kendisinden neftret etmişler

Fransa da engizisyon mahkemesine çıkarılmıştır

Papalık mahkemesine temyiz için başvuracağı sırada

Sekreteri tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür



Thomas bunları anlattıktan sonra

  Ruhlar şarkılar söyleyerek, danslar ederek yanımızdan ayrıldılar...



Bu kantonun anısına Rue de Feurre nin adı Rue Dante olarak değiştirilmiş

Yorum ve Çeviri: Elif Mat



12 Burç; Isanın 12 havarisi; kutsal kitaplarda geçen Israil' in 12 kabilesi; Musa' nin asasını vurmasıyla fışkıran 12 pınar gibi dinler tarihinde 12 rakamının önemi olmuş.

Kilise kubbelerinde Isa ortada,- güneş gibi- etrafı 12 havariyle veya din adamlarıyla çevrilmiş şekilde tasvir edilmiş resimleri vardır. Burada da 12 bilgenin bir ışık halkası halinde, kendilerini Dante' ye gösterdiklerini görüyoruz.



Diğer bölümlerde, Dante ruhlarla konuşmak istiyordu. Cennet 'te ruhlar- iyiliklerinde olacak- kendileri geliyorlar.  Dante‘ nin bir ruhla konuşması, o ruhun kendisini Dante' ye göstermesine bağlı. Yani, Dante tesadüfen onları görmüyor da, ruh kendisini gösteriyor. Daha sormadan ne soracağını anlayıp, ona cevap veriyor. Bir yardımseverlik ve iyilik sözkonusu.

Işık halinde kendisini gösteren ruhlar, o kadar parlak ki; güneşte olmalarına rağmen güneş ışığı içinde de parıldıyorlar.

Dante'yle konuşan ruh Thomas Aquinas.



Aquina'lı Thomas( veya Thomas d‘ Aquinas) diye bildiğimiz Hristiyanlık felsefesinde ve hukuk felsefesinde görüşlerine yer verilen o dönemin en önemli din bilgini. Aristo felsefesini ve İbni Rüst' un eserlerini incelemiş. Aristo' ya "The Philospher", Ibni Rust' e "The Commentator"diyor.

Eski Yunan ve Latin yazarları, felsefe ve bilim adamları ortaçağda unutulmuşken; Arap dünyası altın çağını yaşıyordu.Bir çok eser, Yunanca'dan Arapça'ya çevrilmiş; müslüman bilim adamları tıp; matematik; astroloji ve hukuk konularında çalışıyordu;



Cordoba da, halifenin isteği üzerine, Ibni Rüsd Aristo' nun kitaplarına yorum yazdı.-Politika kitabı hariç -(o elinde bulunmuyordu) diğer bütün kitaplarını inceledi.

Önce kısa şerh ( özetliyor); sonra orta şerh (metni olduğu gibi, ama kendi cümleleriyle tekrar yazıyor) sonra da, uzun şerh (tek tek; satır satır; bütün metni) ayrıntılı olarak açıklıyor.

İbni Rüst'ün bu yaptığı hizmetler ilerde aydınlanma çağına bir başlangıç teşkil etmiştir Aynı zamanda kendi kitapları da var tabii.

En meşhuru Tahafut u Tahafut (Tutarsızlıgın Tutarsızlığı) Imam Gazali nin kitabı Felsefenin tutarsızlığına cevaben yazılmıştır.



Aristo' nun kitaplarını yorumlamasından dolayı, Arap dünyasında kendisine "Şarih" denmiş "şerh" kelimesinden geliyor" şerh eden" anlamında.

43 yaşında başlıyor Aristo ile ilgili çalışmalarına ve 72 yaşında ölümüne kadar devam ediyor. (Doğumu 1126 ölümü 1198)

  Yaşamının sonuna doğru İspanya, Kuzey Afrika'dan gelen başka Müslüman güçlerce bir akıma uğruyor, bu yeni gelen yöneticiler, eski halife kadar aydın görüşlü değil. Kitaplarında geçen eski Yunan' da Venüs gezegeninden bahsedilirken, "Tanrı" ifadesi nedeniyle, gözden düşüyor, Kordoba dışına sürülüyor, kitapları yakılıyor. Bu sebeple Arap dünyasında fazla kitabı -Arapça olarak- kalmıyor ve kendisiyle ilgili çok çalışma yapılmıyor ama Latinceye çevrilen kitapları Latin dünyasında uzun müddet felsefeye yön veriyor. Aynı şekilde İbraniceye çevrilen kitapları da Musevi filozoflar tarafından inceleniyor.

Thomas Aquinas İbni Rüst'ün kitaplarından çokça yararlanıyor ama bazı noktalarda ayrı düşüyorlar ve çokça da eleştiriyor.

Bir kısım düşünür İbni Rüşt'ün yolundan gidiyor onlara Avveroist deniyor.

Nereden bakarsak bakalım Orta çağ felsefesini derinden etkilemiş bir kişi.

Kilise din dışı açıklamalardan -felsefeden- rahatsız oluyor. Tek doğru "dini" olmalı ve kilise tarafından "ifade edilmeli" onlara göre.

Ama Ibni Rüst 'e  ve diğer başka Islam düşünürlerine göre hakikat tekdir ama iki yoldan ulaşılabilir; biri insan aklı ve bilim yoluyla diğeri dini yolla.

Gördüğümüz gibi Dante nin bu eseri yazarken izlediği yola çok benziyor bu anlayış, Virgil felsefeyi ve insan aklını temsil ediyordu Beatrice ise dini “divine revelation” denen Allahın vahiy yoluyla peygamberler vasıtasıyla insanlara öğrettiği bilgileri. Dante bilmediği konuları bu yolculuk boyunca her iki rehberinden de sorup öğreniyor. Ama Virgil Hristiyan olmadığı pagan olduğu için, Cennet'e çıkamıyor; onun bilgisi, insan aklıyla sınırlı, bir yere kadar gidebiliyor.

Aristo' dan da, onun yöntemlerinden de, sıklıkla bahsediliyor eserde.

Aquinas, burada önce kendi hocası Albertus Magnus’u,

 sonra Aziz Dominik (kendisinin bağlı olduğu Dominican rahiplerinin kurucusu)

daha sonra Boethius (pagan felsefesiyle ilgili çalışmış olan bir düşünür);

yukarıda gördüğümüz gibi en iyi idareci en akıllı adam olarak Hazreti Süleyman

 ve tanınmış Averroist' lerden biri olan Siger Brabant' ı tanıtıyor.

Burada dünyadayken farklı görüşte olan düşünürler, özellikle Averroist olanlarla, ibni Rüst' ün görüşlerine karşı olanlar, yan yana ve "uyum" içerisindeler.

Cennet olduğu için, artık anlaşmazlıklar geride kalmış, anlaşma yolu bulunmuş.

İbni Rüst ise buraya alınmamış, (kendisi müslüman olduğu için,) Virgil, Aristo ve diğer virtuous pagans dediği Hristıyanlık öncesi yaşamış büyük Yunan ve Latin bilim adamları, şair ve felsefecilerle beraber Limbo da bulunuyor (Infeno 4' de görmüştük felsefe evinde.)

Kanto bu ışık halesinin şarkı söylemesi ve dansetmesiyle mutlu bir şekilde bitiyor.



Aziz Thomas Dominican rahip, Aziz Francesco’yı anlatıyor

X

Aziz Bonaventure, Fransiscan, Aziz Dominik’i anlatıyor.



Trinity

Bir gerçek içinde çok görüş barındırır

Teklikte çokluk, Çoklukta teklik

Vahdette çokluk, çoklukta vahdet





Francesco ve Poverta





Kanto 11





Ölümlülerin lüzumsuz kaygıları,

Basit mantık yürütmeleri,

Sizin kanatlarınızı aşağıya indiren dünyevi şeyler...

Biri hukukçu oldu; diğeri tıbbi sloganları ezberledi.

Biri rahip olma yolunda,

Diğeri -ister hilekarlıkla, ister zorbalıkla- liderlik yolunda,

Biri yağma peşinde, diğeri siyaset,

Biri çok çalışır zevk-ü sefa uğruna,

Diğeri tembelliğin tadını çıkarır,

Bense bütün bunlardan azade,

Cennet'in tepelerinde,

Beatrice' le birlikte,

En iyi şekilde ağırlanıyorum!

Daha önce benimle konuşan ruh, tekrar hitap etti bana;

 o ışığın içinden gülümseyerek ve daha da parıldayarak;

"Senin ne düşündüğünü, neyi merak ettiğini biliyorum" dedi



"Klisenin iki prensini anlatacağım,

İnsanlara rehberlik eden iki prensi,

Birisi melek gibiydi, diğeri alimdi dünyaya ışık saçan;

Birini anlatacağım ama söyleyeceklerim ikisi içinde geçerli olacak.

Çünkü ikisi de tek amaç için çalışmıştır.

Asisi de bir güneş doğmuştur ki; Hindistanda Ganj üzerine doğan,

 şu anda üzerinde bulunduğumuz güneş gibidir.

Artık onun doğduğu yerlere Ascesi demeyelim de,

 sadece Orient (doğu) diyelim.



Doğduğu yerlerden henüz fazla uzaklaşmamıştı ki;

dünyaya ferahlık rahatlık  getirdi, etkisiyle.

Daha gençliğinde babasına karşı çıkarak,

Sevdiği hanımla, klise huzurunda evlendi.

Gün geçtikçe, o güzeli  daha çok sevdi.

Tam on bir yüzyıl bu güzele bakan olmamıştı;

 taa ki güneş gelip yeniden ısıtana kadar.

Francesco ve Poverta' yı aşıklar sanmayasın bu hikayeme bakıp da;

Birbirleriyle uyumları, aşkları, düşünceleri, diğerlerine ilham kaynağı olmuştur.



Öyle ki; Bernard, 'pabucunu atıp' koşmuştur Francesco' nun hizmetine.

Koşsa da, kendi hızını, 'eksik' bulmuştur bu yolda.

Bilinmeyen zenginlik,

Bereketli iyilik, kendisine pek çok destekçi buldu.

Aziz Francesco belinde kemer yerine sarılı mütevazı 'ip'

Bu hanım ve iman kardeşleriyle yola koyuldu;



Pietro Bernardone nın oğlu olduğuna utanmadı;

Etrafta, kendisine 'şaşkınlıkla' bakanlara da aldırmadı.

Kararlı ve heybetli bir yönetici gibi bütün zorluklarıyla,

Tarikatını nasıl idare edeceğini anlattı.



Gerekli mührü de aldı Papa Innocent‘ tan.

Ondan sonra kendisine pek çok katılan oldu.

Francesco' nun hikayesi Cennet'in daha yükseklerinde anlatılmalıdır.

Onun yaptıkları Papa Honorius tarafından da takdir edildi;

Taçlandırıldı.

Şehadet arzusuyla Sultan'ın da karşısına çıktı.



Ona hrıstıyanlığı anlattı;

Ama onlar bu mesaja hazır değildi.

 Hrıstıyanlığa geçmeyeceklerini anlayınca, Italya' ya döndü.

Arno ve Tiber arasında, Isa' dan son mührü de aldı.

Ona bu kaderi Yazan,

 Francesco' nun alçakgönüllülüğünden memnun oldu;

Onu ödüllendirdi.



Francesco bu güzel hanımı Poverta' yı, kardeşlerine emanet edip, dünyadan ayrıldı.

Onu sadakatle sevmelerini istedi.

Onu takip edenler Peter‘ in gemisini doğru yolda tuttular.



Ama bazısı da yoldan ayrıldı

Başka yerler aradı.

Sürüden kopup gittiler...



Aziz Francis İtalyanca adıyla San Francesco d’Assisi Italya’nın Asisi şehrinde 1182 yılında doğmuş Babası kumaş tüccarı, annesi asil bir aileden gelen bir hanım. Doğduğunda babası, Fransa' ya seyahatteyken, annesi ona 'Giovanni' ismini veriyor; babası seyahatten döndüğünde ismini Francesco olarak değiştiriyor -Fransız manasına- Fransızcadaki François ismi gibi. Bu ismin aynı zamanda 'dürüst' ve' özgür' manaları da var.



Gençliğinde zengin hayatı yaşıyor; yakışıklı ve iyi giyinmeyi, eğlenmeyi, Fransa’yı, Trubadur şairlerini, şarkıcılarını seven bir genç. Bir gün kumaş satarken, bir fakir kendisinden para istiyor, bu durumdan duygulanan genç adam, o akşam işi kapatıp, cebinde olan bütün parayı bu fakire veriyor. Arkadaşlarının alayı ve bütün günün 'kazancını' fakire sadaka olarak vermesi nedeniyle babasının azarıyla karşılaşıyor.



İtalya’daki iç savaşlara dahil oluyor. 1202 yılında Perugia' ya karşı savaşıp, bir sene esir kalıyor, Hastalanıyor, zor bir dönem geçiriyor. Esaretten kurtulup, memleketine dönünce, gene eski rahat yaşamına dönüyor. 



Gene başka bir savaşa katılacakken, kendisine bir vision görünüyor ve vazgeçip Assisi’ ye geri dönüyor; artık dünyevi şeylerden elini, eteğini çekip, kendisini dine veriyor.  Arkadaşları "ne zaman evleneceksin?" deyip, onunla alay ettiklerinde "Benim evleneceğim kız hepsinden güzel" diyor (Fakirliği kastediyor)



Geçen bölümün adı Francesco e Poverta idi. Daha önceki İnferno bölümünün okuyucuları hatırlayacaktır; Orada Francesca ve Paolo' nun aşkı konu edilmişti (Francesca kadın Paolo erkek ismiydi)

 Burada Poverta fakirlik bir kadın gibi tasvir ediliyor Lady Poverty olarak adlandırılıyor.

Buradaki aşk, ilahi bir aşk 'Allah rızası' için, Aziz Francesco, hayatını 'fakirlere yardıma' adıyor.

Bu dönemde Roma’ ya 'hac' yolculuğuna gidiyor; kendisinin daha çok aydınlanması için dua ediyor, dönüşte Assisi’ ye yakın San Damian kilisesinde (küçük bir şapel) kendisiyle Isa' nın konuştuğu, "kilisem yıkık, dökük tamir et" dediği hissine kapılıyor. Hemen gene kendi dükkanlarından para getirip, tamir ettirmek istiyor kiliseyi, "babasından habersiz aldığı parayı" rahip kabul etmiyor, o da kızıp yere atıyor altınları, Babadan kaçmak için bir ay mağarada yaşıyor, sonunda aç, bilaç dönüyor,

Bunu öğrenen baba ikinci defa öfkeleniyor bu sefer onu evlatlıktan ret ediyor," daha mirastan da pay alamayacaksın" diyor; bütün parasını kiliseye vermesini istemiyor. Francesco memnuniyetle kabul ediyor bu ayrılmayı; o da babaya karşı itaat etmek zorunda kalmayacak baba da ona karışmayacak. Hatta kilise duvar resimlerinde, çıkarıp üzerindeki zengin giysilerini, babasına vermesi ve sonra köylülerin giydiği basit bir kıyafeti giymesi var.



Manastırlarda, mutfakta çalışıyor, rahiplerin yardımıyla yaşıyor, insanlardan "taş" isteyip, şapeli tamir etmeye çalışıyor; cüzzamlıların bakımına yardım ediyor.



Daha sonra, onun yolundan gidenler oluyor, 11 kişilik müridi oluyor (12 rakamı) papadan kendisine izin verilmesini istiyor. Resmen papaz olmuyor ama kardeşlik cemiyeti kuruyor. Papa İnnocent müsaade ediyor.

Kendi gurubuna katılan bir zengin kadın dolayısıyla, kadınlar manastırını da kuruyor; üçüncü olarak evini barkını terk edip, onlara katılmayan, ama destekleyenler için bir ayrı gurup kuruluyor. Dördüncü olarak da Kudüs’teki Saint Franciscan Kilisesi.



İtalya dışında da vaaz vermek istiyor, birinde Dalmaçya' ya gidecekken hava durumundan dolayı dönmek zorunda kalıyor; diğerinde Fas' a gidecekken, hastalık yüzünden İspanya' ya dönüyor.

 Sonra Beşinci haçlı seferine katılıyor



İki ordu arasında savaş oluyor, savaştan sonra dört hafta ateşkes ilan ediliyor; Mısır Sultanı Al Kâmil' e gidip, dini tebliğ yapmak ve barışı sağlamak istiyor, amacı Müslümanları Hristiyanlığa davet etmek.

"Gidemezsin Müslümanlar seni öldürür" diyorlar; "o zaman şehit olurum" diyor; yine de Müslümanların yanına gidiyor.



Al Kamil onu iyi karşılıyor, misafir ediyor, sonra Müslümanların Hristiyanlığa geçmeyi kabul etmediklerini görünce,- sağ, salim- gene Hristiyan tarafına dönüyor.



Al Kamil (1177-1238) Selahaddin Eyyubi'nin yeğeni. Belki bu görüşmenin etkisiyle, daha sonra Kudüs’ te Franciscan Kilisesinin açılmasına izin veriliyor; bugün de Papalığı Kudüs’te onlar temsil ediyor.

Dante de Francesco' nun kurduğu dini cemiyete yakın, hem fakirleri koruması, hem Papalığı, para ve güç düşkünü olmakla eleştirmesi bakımından seviyor. Onun faaliyeti şapeli tamir etmenin ötesinde kiliseyi manevi yönden de daha iyiye götürme olarak anlaşılıyor.



Bunun yanında Müslümanlarla savaş değil diyalog yoluna gitmesini de takdir ediyor. Bu sebeple 11. Kanto'da Thomas Aquinas'ın ağzından Francesco' nun hayatı anlatılıyor

.

Ölümünden sonra, Asisi 'nin ve İtalya’nın ve başka bazı yerlerin Koruyucu Aziz'i olarak kabul edilmiş San Francisco' nun ismi de Francesco' dan geliyor.

Hayvanları sevmesi, kuşlara da onları da bir ümmet kabul edip, vaaz etmesi, Ay'ı Güneş'i,  yaratılan herşeyi, doğayı sevmesi onun özellikleri arasında. Dünya hayvanlar gününün kutlanması o günde kiliselerde hayvanlar için de ayin yapılması gene Aziz Francis' in öğretilerinden kaynaklanıyor.



*Al Kamil, (Kamil bin Adil) batıda Meledin adıyla tanınıyor, 1. Adil' in oğlu. Resimde Kutsal Roma İmparatoru Federico ile beraber.





kinci Halka





Allah katında Isa'nın durumu Adem' in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol" dedi. Artık o olur.

Ali Imran 59. Ayet




Kanto 13
Cennet
Dante
İlahi Komedya


Şimdi ne yazacağımı daha iyi anlamak isterseniz,

Gökyüzünün en parlak on beş yıldızını hayal edin ve

Bu imgeyi aklınızda -sanki elinizde sert bir taş tutarcasına-  tutun

O yıldızların ışığının puslu havayı nasıl deldiğini düşünün

Bu yıldızlara büyük ayı gurubundan yedi yıldız ve iki daha ilave edin

Bu yıldızların- aslında ruhların- iki halka halinde

 benim bulunduğum nokta etrafında dans ettiklerini,

 ve bu dansla Üç'ü- aslında üçün temsil ettiği- Bir'i kutsadığını hayal edin

ve Bir'in içindeki Iki'yi

İki'nin içindeki Bir'i

Eğer insan oğlu bunu hayal edebilirse...



Ruhlar bu dansları yaparken ve bu ilahileri söylerken

durup bize baktılar

zevkten (Allah için ilahi söylemekten)

 bir başka zevke (Allah‘ın kulunu aydınlatma zevkine)geçerek

Aziz Thomas anlatmaya başladı:



"Beşinci yıldızın-Hazreti Süleymanın-  insanlarin en akıllısı olduğunu

Onunla bilgelikte kimsenin yaraşamayacağını söylediğimde şaşırmıştın değil mi?"

Gözlerini aç, iyi dinle şimdi beni;

Senin düşüncen ve benim anlatacaklarım birbirine uyuşacak ve

 tek doğru olacak sonunda

Bütün ölümlüler ve hiç ölmeyecek olanlar

(canlı ve cansız varlıklar)

Allahın sevgisiyle nuruyla nurlanırlar

O nur dünyaya inerken yaratıcı kaynaktan asla ayrılmaz

Tanrının sevgisinden ve Rahmetinden de asla ayrılmaz

Zekanın 9 kademesinden geçer de iner

Rahmeti öyle yayılır aleme

 diğer yıldızlara değer de iner

Maddenin özellikleri değişiktir;

 onun için kiminde çok parlar, kiminde az,

Her tohumdan başka başka meyveler çıkar;

Aynı cins ağacın kiminden daha iyi meyve çıkar,

Kiminde daha az lezzetli meyve.



Insanın tohumundan da, bazan daha yeteneklisi çıkar, daha değerlisi;

Her zaman iyi bir adamın iyi bir evladı olmaz.

Kiminin üzerinde Nur daha çok parlar,

Kimi ressamın elinden hakiki sanat çıkar.



 kimi sanatı iyi bilse de, eli titrer  yapamaz, iyi netice alamaz.

Ama iki kişi var ki;

(Hazreti Adem ve Hazreti İsa)

Yaratanın ilk yarattığına nur aracısız geçmiştir.

Parıl parıl parıldar.



O ikisinde olana, insanlık ulaşamayacaktır.

Ama sana daha iyi anlatabilmek için,

Hazreti Süleyman‘ın hikayesini hatırlatayım.



Allah ona, " sana ne vereyim?” dediğinde

O bir kral olarak halkını daha iyi idare edebilmek için, Allah‘ tan "bilgelik" istemişti

Gereksiz sorulara cevap aramamıştı.

Benim kastettiğim Krallık bilgeliğiydi

Bu konuda benzersiz bir zekası vardır Hazreti Süleyman‘ ın.



Dikkat edersen "yükseldi" demiştim

Bildiğin gibi çok kral vardır ama aklı başında olanı azdır.



Bu söylediklerim ilk atamız Hazreti Adem ve

En çok Sevdiğimiz Hazreti Isa ya olan inancımızla bağdaşmaktadır.

„Evet” veya “hayır” diye bir sonuca varmadan önce acele etme

“Hakikate” doğru, ağır adımlarla ilerle.

Çünkü körlemesine giden,

 ne olduğunu bilmeden bir konu hakkında hemen hüküm veren

 akranları arasında akıllı sayılmaz.



Hemen fikir sahibi olmaya çalışan, kendi gururunu ön planda tutar ve hataya düşer.

Hakikate varmak için yola çıkmak;

Aslında bir beceri gerektirir.

Nasıl sanatını bilmeyen balıkçılar bazen eli boş dönerse

Bazen kıyıdan ayrılmamak, denize hiç açılmamak daha iyidir.



Arius ve Sabellus ta hataya düştüler

Kutsal kitabı çarpıttılar.



Kendi mantığına çok güvenmemeli insan

Bazen kışın da gül açabilir.



Bazen koca denizi geçen gemi gelir de limanda batar.

Bazen bakarsın bir hırsız hidayete erer, cennete girer.

Bazen bakarsın zekatı bol veren saygıdeğer biri sonradan yoldan çıkar,

Kimin sonunun ne olacağını bilemeyiz..."

















aith

İman etmek ve Allah 'ın emirlerine uymak.




Hope

 Ümit

 Allahtan ümidi kesmemek ve  yukarıdaki Temperence kısmında gördüğümüz gibi dayanma gücünü de temsil ediyor Bunun tersi despair ümitsizliğe düşmek günah olarak görülüyor




Charity

İnsanları sevmek merhametli olmak iyilik etmek güleryüzlü  olmak iyi davranmak

Yardımlaşma iyi niyet





















































No comments:

Post a Comment