Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz
Tekvir Suresi 29. Ayet
Cennet 3
Cennet Kanto 3
İlk göz ağrım, kalbimi ilk ısıtan güneş bana gerçekleri anlatıyordu,
benim tezlerimi çürüterek, kendi tezini kanıtlayarak; tatlı tatlı.
Ben onun anlattıklarını kabul ettiğimi
ve kendi görüşümde yanılmış olduğumu göstermek için tam başımı
kaldırmıştım ki;
Yeni bir şey göründü ve bu görüntü beni adeta esir aldı;
artık ne söyleyeceğimi unuttum;
Yanılmış olduğumu itiraf edemedim.
Beyaz zeminde inci gibiydi,
Kristal sularda ayna gibiydi;
Duru suda bana bir şey göründü ama ne olabilirdi?
Temiz ve berrak suyun ayna gibi o görüntüyü yansıttığını anlayınca,
hızla dönüp arkama baktım.
Bir şey göremedim; tekrar ışığım ve değerli rehberim olan Beatrice' e
döndüm.
Gülünce mübarek gözlerinin içi güldü:
“Niye gülümsediğimi merak ediyorsun değil mi?
Çünkü çocuk adımlarıyla ilerliyorsun, henüz
hakikati keşfedemedin!
Gördüklerin hayal değil, gerçek.
Bu hanımlar Cennet‘in ilk kademesi olan Ay’ dalar
çünkü
yeminlerini bozdular, güvenilir olamadılar.
Konuş, dinle onları bakalım ne diyecekler sana?
Huzuru buldukları yerde artık yanlış adım atmaz onlar.”
Heyecanla döndüm ruhlarla konuşabilmek için:
“İyilik üzere doğmuş olan ruh;
Ebediyetin ışığı altında bu tatlı diyardasın;
Buraya gelmeyenin tadamayacağı güzellikler içindesin.
Bana ismini bağışlar mısın?
Ve seni buraya getiren kaderin ne olduğunu söyler misin?”
Hiç çekinmeden gülümseyen gözlerle hemen cevap verdi:
“İyi niyetle istenen hiçbir şey geri çevrilmez burada;
Bizim sevgimiz Rahman‘ın sevgisine, şefkatine
benzer;
Cennet‘ in her bahçesi Allah‘ ın özelliklerine
benzer.
Hayattayken ben rahibeydim,
Hatırlarsın belki beni?
Buradaki güzelliğim hayattayken kim olduğumu
gizlemesin.
Buraya diğer kutsanmış ruhlarla beraber
Yerleştirilmiş olan Piccarda‘ yım
En yavaş dönen alemdeyiz,
Burada ki duygularımız isteklerimiz, Kutsal Ruhun,
Emirleri
yerine getirmek konusundaki arzusuna hizmet eder ancak
Biz Cennet‘in en aşağı bölümündeyiz çünkü
yeminimizi bozduk;
Yerine getiremedik;
O yüzden hatalıyız, eksik amelimiz”
“Seni ilk görüşte tanıyamadım hemen
çünkü burada bir başka Nur’la parlıyor yüzün;
ama anlattıklarından kim olduğunu anladım.
Burada mutlu olduğunu anlıyorum ama daha yukarılarda olmak,
O’na daha yakın olmak istemez miydin?”
Diğer ruhlarla beraber gülümsedi önce bu sözlere;
Sonra ilk aşk ateşiyle yananlar gibi hevesle cevap
verdi:
"Birader, aşkın ateşi o kadar kuvvetli ki
burada
Gönlümüzün muradı verilir;
insan Cennet‘ te sahip olduğundan fazlasına
susamaz;
Daha fazla rahmet istemez.
Eğer daha fazlasını isteyecek olursak bu arzumuz
bizi buraya yerleştirmiş olanın arzusuyla çelişir
Burada çelişme göremezsin,
Göklerin özelliği ahenktir.
Aşk içinde yaşamak buranın kanunudur
Eğer aşkın ne demek olduğunu düşünürsen anlarsın dediğimi.
Bu kutsanmış hayatın özü Allah' ın istediği sınırlar içinde olmaktan geçer
Allah’ın isteğiyle bizim irademiz, Allah' ın iradesiyle bir olur
Cennet basamak, basamaktır;
Allah’ ın dilediğini dileriz biz;
O’nun hükümranlığındayız.
Yani Allah’ ın dediği olur…
Tanrı’ ın iradesi bizim huzurumuzdur.
Onun dileğinde bizim huzurumuz yatar.
Bütün alem, O’nun yarattığı ahenk üzere döner”
O zaman anladım ki; göklerde ne görüyorsak Cennet‘ e
dahildir
Ama gene anladım ki;
Cennet de olsa, Rahmet yağmuru her yere aynı
miktarda yağmıyordu.
Ama biz insanlar bir gıdayla karnımızı doyurunca,
gözümüz bir başkasında kalır.
İlk gıdaya şükrederken, canımız başka bir şeyi
çeker.
Ondan bir şey öğrenmiştim ama daha fazlasını sormak
istiyordum:
"Niye arzusuna ulaşamamıştı hayatta?"
“En güzel hayatı yaşamaktaydım,
Kliseye hizmet ediyordum,
Rahibe kıyafeti ve örtüsü giymiştim.
Daha çok gençken dünyadan kaçtım; klisenin hizmeti
için herşeyden vazgeçtim
Manastıra kapandım;
Ömrümü O'na adamaya yemin ettim.
Ama iyilikten çok -kötülüğe -alışık olan adamlar
Beni güzel yuvamdan- hoyratça- çekip aldılar
Sonra neler oldu bana…
Bu yanımda gördüğün sana kendisini
Cennet'in olanca parıltısı ve ihtişamı içerisinde
gösteren ruh da
benim ne demek istediğimi çok iyi anlıyor.
O da bir zamanlar rahibeydi.
O 'nun başından da kutsal başörtüsü- zorla- çekilip
alındı.
Manastırdan ayrılıp dünyaya döndü,
Isteği haricinde, hiç -olmayacak -bir şekilde.
Ama kalbindeki iman örtüsü hiç açılmadı
Bu parıltı -Imparatoriçe Konstanz- dır
Swabian’ lara üçüncü ve son aslanı doğurdu”
Bunu anlattıktan sonra Ave Maria’ yı söylemeye başladı
ve suya ağır bir şeyin düşüp kaybolması gibi hızla kayboldu.
Arkasından bakakaldım…
Sonra bakışlarımı gözlerimin her zaman hasretini çektiği Beatrice’ e
yönelttim.
Öyle parıldıyordu ki; çarpıldım gene
Sormak istediğim soruyu ertelemek zorunda kaldım.
moon diana virginitu rahibeler
Francesca prisoner of lust prisinor of convent
constant variable
sabit sayılar pi sayısı gibi değişken olanlar.
constanz
moon
No comments:
Post a Comment