Tuesday, June 2, 2020

Şüpheler



Cennet Kanto 4



İradesi serbest olan ve kendisine eşit yakınlıktaki iki tabak yemekten

Hangisini seçeceğini şaşıran adam aç kalabilir;

İki kurt arasında kalan kuzu hangisinden kaçacağını bilemez

donar kalır, avlanır;

Av köpeği önüne çıkan iki geyikten

hangisinin peşine koşacağını bilemez, ikisini de kaçırır.

Ben de öyle aklımdaki iki şüpheden önce  hangisini soracağımı bilemedim

Sessiz kaldım.

Ama ne kendimi suçlayabildim ne de bu durumdan iftihar edebildim

 Konuşamadım ama sorularım yüzümden okunuyordu.

Beatrice anladı durumumu:

İki şeyi de öğrenme isteğinin birbirine karışmış olduğunu

 ve bu yüzden kendini ifade edemediğini görüyorum

Diyorsun ki; eğer benim niyetim iyiyse,

 niye başkalarının kötülüğü- şiddeti -yüzünden ben daha az değer görüyorum?

Aynı zamanda Plato’nun dediği gibi hangi gezegenden geldiyse

 ruhların yine o gezegene döneceğini düşünüyorsun

Birincisinden başlayıp cevap vereyim

Burada gördüğün ruhlar gökyüzünün en yüksek katındaki

En büyük meleklerle, peygamberlerle

 Musa’yla Samuel’ le, Yahya ve Meryem Ana’yla aynı yerdedir

Tek Cennet vardır;

Hepsi de kutsanmıştır ruhların

Esasen Ay değildir onların evi,

hepsi Empyrian’ dadır

Mutlu bir hayat yaşarlar

Yalnız bazıları Ebedi Ruh’ a (Allah'a) daha yakındadır

Sana kendilerini burada göstermelerinin sebebi

Cennet‘ teki hiyerarşiyi anlaman içindir

Bilmeyen birine ancak böyle anlatılabilir

İncil‘ de de Tanrıdan bahsederken- eli ayağı var- denir

Bu insanların anlaması içindir

Gerçekten- eli ayağı olduğundan- değil

Kliselerde büyük melekler

 Cebrail, Mihail ve Tobit‘ in gözlerini iyileştiren( Rafael)

Insan gibi resmedilir,

Timaeus der ki ruh hangi gezegenden geldiyse oraya döner

Belki başka birşey demek istiyordu

Eğer demek istediği iyi veya kötü özelliklerimizin

Göklerden geldiğiyse; belki haklı olabilir…

Bu prensip insanları yanılttı gezegenlere

 Mars, Mercury, Jove (Jupiter) gibi isimler vermelerine yol açtı



Diğer şüphene gelince buradaki adaleti ölümlüler kavrayamaz

 Adalet bazen adaletsiz görülebilir; anlamazlar

Niyet konusuna gelince;

Piccarda ve Constance,

Bu zorlamaya hemen boyun eğdilerse

Kötü niyetliye yardım ettilerse, bir mazeret ileri süremezler.

İrade direnirse, bükülemez

Bazen zaruret halleri olur doğa olayları gibi

Mecbur bırakır ( yangın sel vb)

Manastırdan çekilip alınan ruhlar;

Geri Manastıra kaçabilirlerdi…

Geçmişte inancı için ölmeyi göze alan ve şehit olanlar olmuştur.

Onların iradesi bükülmez.

Şimdi eğer,"iradelerinin bükülme" meselesini anladıysan

Kendi tezini bir kenara bırakabilirsin.

Ama gözünü kapatan bir başka perde daha var:





Cennet‘ teki ruhların hiç biri yalan söylemez, demiştim

 çünkü  Hakka (Hakikate) yakındırlar.

Picarda Constance‘ ın inancını -örtüsünü -sonuna kadar kalbinde sakladığından bahsetti.

Bu söz şimdi anlattıklarımla çelişkili gelebilir sana;

Geçmişte insanların bir kötülükten kaçarken

Istemese de  bir başka kötülüğe düştüğünü görmüşsündür.


İçim doluyor.Hakkını ödeyemem,

Ama her şeyi Gören  (El Basir) ve Duyan(Es Semi)

 Dilerim senden razı olur; Hakkını verir.

Şimdi daha iyi görüyorum

Aklımız hakikati arar durur; taa ki Hak’la aydınlanıncaya kadar

Hak' tan ötesi yoktur.

Ondan öteye gerçek yoktur

Onu buluncaya kadar,

Yaban hayvanlarının dönüp dolaşıp inine girmesi gibi

Aklımızda hakikati arar ve sonunda bulur.

Gerisi boş hevestir

Hakikati ağacın kökü olarak düşünürsek

 bütün şüphelerde oradan dallanır budaklanır

En yukarılara uzanır

Bunu söyledikten sonra bir başka şey soracağım size Hanımefendi:

Bir kez niyeti bozduktan sonra

İnsanlar yaptıkları yanlışı düzeltebilirler mi?

Bunun üzerine Beatrice, aşk dolu gözlerle baktı bana

Gözlerinde kıvılcımlar parlıyordu

Öyle ki; bakamadım, gözlerimi yere indirdim;

Neredeyse kendimden geçmiştim.




Empyrian: Eski Yunan medeniyetinde Cennet‘ in en üst katı ateşten oluşuyor Dante de bu manada kullanmış burada Cennet in en üst katı Allah‘ın bulunduğu varsayılan yer

Allah bize göre, la- mekan dır Zaman ve mekan kavramının dışındadır Ama aynı zamanda heryerdedir




Allah' ın isimlerinden

Basir: görme gücünün kaynağı gizli açık herşeyi en iyi şekilde gören

Semi: En iyi şekilde işitip duyan Herşeyi duyan

Hakk: Gerçeğin kaynağı ve belirleyicisi Her yaptığı ve emri gerçeğe en uygun olan.Hakkın ve hukukun kaynağı ve belirleyicisi

Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.

Hak, inkârı caiz olmayan sabit olan, değişmekten münezzeh olan olarak da tanımlanıyor

Araf 172

 Hani, Rabbin, âdemoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu: "Rabbiniz değil miyim?" Onlar: "Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz." demişlerdi. Kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" demeyesiniz.



Cennet 5



“Eğer aşk ateşi içinde,

 benim alevim  dünyadakiyle kıyas edilemeyecek ölçüde

 parıldıyor ve  gözlerini alıyorsa;

Şaşırma.

Öyleyim, çünkü burada görüşüm mükemmelleşti;

İyiyi gördükçe, iyiye yaklaşıyorum.

 Senin aklında da o hiç eksilmeyen  nurun,

 herzamankinden daha fazla  parladığını görüyorum

O ışığı bir defa görürsen aşk alevi canlanır.

Daha az kıymetli bir şeyi de görsen o ışık

o daha az sevdiğin şeyi de aydınlatır.

‘İyi ve doğru bir iş yaparak,
 acaba bozulan yeminin kefaretini ödeyebilir miyiz?

Ruh Allah’ a kendisini affettirebilir mi?’ diye sormaktasın

Allah’ ın insan bahşettiği en önemli en büyük hediyesi

Serbest iradedir;

 Allah‘ ın şanına en çok yakışan ve

yalnız ve yalnız‘ insana‘ verilen bir hediyedir bu,

Çünkü insan akıl sahibidir insan.

Yeminin değerini anlıyorsun.

Eğer kişi Allah‘ la arasındaki sözleşmeyi yaparsa, artık bu en büyük hazinesi olan

Serbest iradesinden feragat etmiş sayılır

Buna ne kefaret gerekir?

İlk başta teklif ettiğini  yeniden sunarsan;

Kötü niyetle elde ettiğini- iyi niyetli bir iş- için kullanıyor gibi olursun

Bu dersi anladın ama,

 klisenin kuralları farklı ve benim söylediklerimle çelişiyor gibi,

Dikkat et ne diyeceğime iyi dinle;

Bir kulaktan girer bir kulaktan çıkarsa bir şeye yaramaz

Bir şeyi kurban etmek için niyetlenirsen,

Bu bir sözleşme gibidir

Adak yerine getirilene kadar bu sözleşmenin

 Hükmü sürer.



Jepothah gibi aptallık yapmasın

Hatasını anlayıp geriye dönmedi O

Ilk gördüğü şeyi kurban etmeye karar verdiğinde

Büyük Yunanlı  Agamemnon da aynısını yaptı

Iphigenia konusunda.

İki büyük adam da aptal yerine düştü




Jepthah gibi aptallık yapmasın

Hatasını anlayıp geriye dönmedi O

İlk gördüğü şeyi kurban etmeye karar verdiğinde

Hristiyanların daha dikkatli olması gerekir;

Öyle tüy gibi her rüzgâra kapılıp gitme,

Her ödeyeceğin kefaretle de kurtulurum;

 temize çıkarım sanma

Senin elinde hem Tevrat; hem İncil var;

 üstüne bir de Klise sana çobanlık yapıyor

Bunlara dikkat edersen selamete erersin.

Başka bir şey gerekmez.

Eğer aç gözlülük yüzünden yanlış yola girersen

Insan gibi davran;

 Sürüden ayrılan koyun gibi olma

Yahudileri kendine güldürme“

Bu sözlerin ardından bakışlarını daha çok ışığa doğru, hasretle çevirdi

Onun susması ve görünüşündeki değişiklik,

 benim de susmama neden oldu

Daha çok parıldıyordu

Yayın titreşimi bitmeden hedefe varan ok gibi

 bizde ikinci kısma geçmiştik bile!

Mercury ye varınca o kadar neşelendi ki

Onun ışıldamasıyla gezegende daha fazla ışıldadı

Eğer o gezegen Beatrice’ in gelmesiyle daha çok ışıldayıp gülümsediyse

Ya ben ne hale geldim? düşünün

-Her türlü değişikliğe teşne olan ben-

Göle bir şey atıldığında balıkların üşüşmesi gibi

Birden etrafımıza binlerce ne olduğunu anlamadığımız varlıklar yanaştı



Gelen aşkımızı arttıracak dediler

Her yaklaşan ruhta o neşeli ışıltıyı görebiliyorduk;

İçleri nurla dolu halesi etrafa yansıyordu;

Onların hikayesini dinlemek istiyordum artık....

Hayat mücadelesi sona ermeden,

 Tanrının ebedi zaferini görmesine müsade edilen

Allah‘ ın lutfuyla buraya gelmiş olan

 şanslı doğmuş kişi;

Bizim ışığımız  bütün Evren e yayılan Nur dandır dediler

Eğer bizleri tanıdınsa; soru sorabilirsin“ dedi bir mümin.

O böyle söyleyince, Beatrice de beni cesaretlendirdi:

"Konuş onlara güvenebilirsin" dedi

"Nasıl kendi ışığınla parladığını görüyorum

Ama kim olduğunu ve niye bu gezegende olduğunu bilmiyorum" dedim



Ben bunu söyleyince daha da çok parıldadı

 Güneşin ışınlarının en sıcak saatlerden sonra biraz geri çekilmesi gibi

O da kendi ışığının içinde biraz geri çekildi

Saklandı saklandı sonra konuşmaya başladı.



Yunanlılarda da böyle bir efsane var Agamemnon da benzer bir yemin etmiş ama vazgeçmiş ama işler kötüye gidince halk yeminini tut diye ısrar ediyor onun üzerine o da kızını öldürüyor. Truva savaşına gitmek üzereyken fırtınalar dolayısıyla hareket edemiyorlar kendi adamları ayaklanıyor. Kurban verelim ki işimiz rast gitsin diyorlar.

Bu efsane Yunan li yazar Euripidies'in Iphigenia at Aulis MÖ 405 yılında sergilenmiş 
*Sonrasında hikaye değişmiş; resimde de görüldüğü gibi Artemis kurban edilmek üzere olan genç kıza acıyarak yerine geyik gönderiyor.




En son dizelerde artık Ay' dan Mercury' ye doğru süratle yol alıyorlar. Bilindiği gibi Mercury gezegenini görmek zordur çünkü güneşe yakın ve çoğu zaman onun ışığı güneşinkinde kayboluyor.
Mercury de aslında iyi ama hayatta "kendi ününe" çok düşkün olanlar yer alıyor.
Burada onun parıltısı da daha büyük olan güneşin parıltısına katılmış oluyor.
Daha büyük iyilik içerisinde eriyor.
Gelecek kanto' da kendi ününe düşkün tanınmış birisiyle karşılaşacağız.





























No comments:

Post a Comment