29. O
Allah'tır ki, yeryüzündekilerin tümünü sizin için yarattı. Sonra göğe saltanat
kurdu da onları yedi gök halinde düzenledi. O Alîm'dir, her şeyi çok iyi bilir.
30. Bir
zamanlar Rabbin meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım."
demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan
döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni
kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben,
sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."
31. Ve
Âdem'e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle
buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler
iseniz."
32. Dediler
ki: "Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok
bizim. Sen, yalnız sen Alîm'sin, her şeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakîm'sin,
her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin."
33. Allah
buyurdu: "Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını." Âdem onlara
onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben
size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim, A'lem'im. Ve ben, sizin
açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde
bilmekteyim."
34. O
vakit biz meleklere, "Âdem'e secde edin" demiştik de İblis dışında
tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.
35. Ve
Âdem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada
dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme
sapanlardan olursunuz."
36. Bunun
üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden
çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak
aşağıya inin. Belli bir süre kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir
nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır."
37. Bunun
üzerine Âdem, Rabbinden bazı kelimeler öğrenip belledi de O'na yöneldi. O da
onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb'dır, tövbeleri
cömertçe kabul eder; Rahîm'dir, rahmetini cömertçe yayar.
38. "Hepiniz
oradan aşağı inin." dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu
yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. Onlar kederle de
yüzyüze gelmeyeceklerdir.
39. Nankörlüğe
sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, ateşin dostu olacaklardır.
Onlar orada sürekli kalacaklardır.
. Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla...
Hamt, âlemlerin Rabbi Allah’adır.
Rahman’dır, Rahîm’dir O.
Din gününün Mâlik’i, sultanıdır O...
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Dosdoğru giden yola ilet bizi...
Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
. Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla...
Hamt, âlemlerin Rabbi Allah’adır.
Rahman’dır, Rahîm’dir O.
Din gününün Mâlik’i, sultanıdır O...
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Dosdoğru giden yola ilet bizi...
Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...
Kanto 20
Daha fazla konuşmak
isterdim Papa’yla ama,
Onun arzusuna boyun
eğerek, yoluma devam ettim.
Rehberim kayaları
sıkıca tutarak, düz duvara tırmanır gibi tırmanıyordu.
Gözüyle milleti
yiyenler öbür taraftaydı
Uçurumun hemen
kenarında
"Doymak bilmez
dişi kurt
Lanet olsun!
Diğer bütün
canavarlardan daha çok yedin sen;
Aman Allah’ım bu kurdu
buradan sürecek yiğit ne zaman gelecek?"
Kısa ve yavaş
adımlarla yürüyorduk
Yerdeki ruhlara dikkat
ediyordum ağlıyor ve inliyorlardı
Bir kadın Meryem
Ana’ ya yakarıyordu;
Sanki doğum sancısı
çeker gibi bağırıyordu.
"Kutsal
doğumu yaptığında ne kadar da fakirdin
Ama
Allah katında ne kadar büyük bir servet sahibi oldun!
İyi Fabricius
ahlaklı davrandın; haram serveti reddettin"
Bu sözleri söyleyeni
görmek istedim ona doğru ilerledim.
Aziz Nicholas’ anlatıyordu;
Nasıl kızların
evlenebilmesi için çeyizlerini tamamladığını;
“Değerli ruh çok
güzel konuşuyorsun ama niye yalnızca sen söylüyorsun bu övgüleri?
Ben
döndüğümde dünyaya senden bahsetmek isterim,
Benimle
konuşursan sana bu şekilde teşekkür ederim.
Daha
yaşayacak günüm var benim, ama sanırım sona yaklaşıyorum."
"Konuşurum
seninle karşılık beklemeden;
Zerafetinden
dolayı.
Ben
Avrupa‘ya kötü meyve veren ağacın köküydüm
Yaptığı
kötülüklerin cezasını Flanderler‘ den görebilirler
İnşallah adalet yerini
bulur.
Adım Hugh Capet
idi
Fransa
Kralları bütün Louis' ler ve Philip'ler benim soyumdan gelir
Paris‘li
bir kasabın oğluydum
Eski
Krallar‘ dan sonra biz geldik.
Çok
sıkı idare ettim Fransa' yı
Zaten
sıkı olan dizginleri iyice sıktım
Sonra
benim oğlum tahta çıktı ve bütün bu krallar onun soyundan geldi
Provens
'lı prenseslerin muazzam çeyizini de alınca
Artık,
bizde ar utanma kalmamıştı.
Bizım
fazla bir meziyetimiz yokdu ama kötülük de yapmadık
Normandy Ponthıe ve
Gascony yi de topraklarımıza kattık
Charles Italya’ ya
geldi
Konrad'ı mağlup etti, yetmedi
Thomas'ı Cennet' e
yolladı.
Başka bir Charles da
Fransa da ilerleyecek, kendisini ve ceddini meşhur yapacak
Elinde silah yok
sadece mızrak var
Judas' ın eğri mızrağı
Floransa’ nın karnını
deşti
Bundan bir kazancı
olmayacak
Kendisini rezil rüsva
etmekten başka
Öbürü gemisini rehin
bırakan
Kendi kızını
haydutların esir kadınları satması gibi sattı
Açgözlülük benim
soyumu esir aldın
Kendi canı, kanı
kızını satıyor.
Daha ne olsun?
Geçmiş ve geleceğe
dair anlattıklarım sana az gelebilir
Daha ne olsun?
Anagni ye 'Fleur
de lys' girdi
Isa‘
nın halefini- bu Isanın kendisi demektir-
Esir
aldılar!
Bir
kez daha çarmıha gerildi;
Bir
kez daha kendisine acı sirke verildi,
Bir
kez daha iki hırsız arasında son nefesini verdi
Ama
bu sefer hırsızlar halen yaşamakta olan hırsızlardı.
Bu
da bir başka Pilate
o
kadar gaddar, o kadar küstah ki;
Doymak
bilmez bir şekilde,
kanunsuz
Tapınağa girdi.
Allahım
bunların cezası ne zaman verilecek?
Cezası
bellidir ama biz ne zaman göreceğiz
Intikamının
alındığını?
Kraliçe
Dido' nun hain kardeşi Pygmalion Kralı öldürdü
Hazineye
konmak için
Frigya
Kralı Midas dokunduğu herşeyin altına dönmesini istedi
Sonra
açlıktan öldü; milleti kendine güldürdü.
Achan
hazineyi yağmaladı;
Joshua
hala onu taşa tutuyor.
Saphira
ile kocası kamu malını satıp zimmete geçirdi
Son
olarak Crasus! söyle bakalım yediğin altınların tadı nasıl?
Bütün
gece bunları anlatırız biz
Bazen
yüksek sesle, bazen alçak..."
Bunları anlatan Hugh
Capet' in ruhunun yanından tam ayrılmış;
Zor tırmanışa devam etmekteydik
ki;
Birdenbire bütün dağın
şiddetle sarsıldığını hissettim,
Ölümle karşılaşmışçasına
buz kesti her tarafım.
Delos
da depremde benim kadar korkmamıştır
Gökyüzünün
iki ışığını doğurmadan önce
Her
yerden çığlıklar yükseliyordu
Rehberim korkma yanındayım
dedi
Diğer ruhlar “Gloria
in excelsis Deo,”
"Suphanallah"
dediler
Bu ilahiyi ilk olarak
duyan çobanlar gibi hareketsiz bekledik
Deprem bitince tekrar
kutsal yürüyüşümüze devam ettik
Ruhlarda
yere kapandılar dualarına geri döndüler
Kendimi
hiç bu kadar cahil hissetdiğimi hatırlamıyorum
Öğrenme
arzum hiç bu kadar kuvvetli olmamıştı
Ama
sormaya cesaret edemiyordum çünkü
Aceleyle
ilerliyorduk ve ne kadar düşünsem de sebebini bulamıyordum bu olayın
Ne
olup bittiğini anlayamadım.
Düşünceli, çekingen yoluma devam ettim…
No comments:
Post a Comment