Monday, May 18, 2020

Hz Adem


29. O Allah'tır ki, yeryüzündekilerin tümünü sizin için yarattı. Sonra göğe saltanat kurdu da onları yedi gök halinde düzenledi. O Alîm'dir, her şeyi çok iyi bilir. 


30. Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim." 


31. Ve Âdem'e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz." 


32. Dediler ki: "Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alîm'sin, her şeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakîm'sin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin." 


33. Allah buyurdu: "Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını." Âdem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim, A'lem'im. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim." 


34. O vakit biz meleklere, "Âdem'e secde edin" demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu. 


35. Ve Âdem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz." 


36. Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süre kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır." 


37. Bunun üzerine Âdem, Rabbinden bazı kelimeler öğrenip belledi de O'na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb'dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm'dir, rahmetini cömertçe yayar. 


38. "Hepiniz oradan aşağı inin." dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur. Onlar kederle de yüzyüze gelmeyeceklerdir. 


39. Nankörlüğe sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, ateşin dostu olacaklardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır. 


. Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla...
Hamt, âlemlerin Rabbi Allah’adır.
Rahman’dır, Rahîm’dir O.
Din gününün Mâlik’i, sultanıdır O...
Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
Dosdoğru giden yola ilet bizi...
Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...



Kanto 20

Daha fazla konuşmak isterdim Papa’yla ama,

Onun arzusuna boyun eğerek, yoluma devam ettim.

Rehberim kayaları sıkıca tutarak, düz duvara tırmanır gibi tırmanıyordu.

Gözüyle milleti yiyenler öbür taraftaydı

Uçurumun hemen kenarında

"Doymak bilmez dişi kurt

Lanet olsun!



Diğer bütün canavarlardan daha çok yedin sen;

Aman Allah’ım bu kurdu buradan sürecek yiğit ne zaman gelecek?"

Kısa ve yavaş adımlarla yürüyorduk

Yerdeki ruhlara dikkat ediyordum ağlıyor ve inliyorlardı

Bir kadın Meryem Ana’ ya yakarıyordu;

Sanki doğum sancısı çeker gibi bağırıyordu.



"Kutsal doğumu yaptığında ne kadar da fakirdin

Ama Allah katında ne kadar büyük bir servet sahibi oldun!



İyi Fabricius ahlaklı davrandın; haram serveti reddettin"

Bu sözleri söyleyeni görmek istedim ona doğru ilerledim.

Aziz Nicholas’ anlatıyordu;

Nasıl kızların evlenebilmesi için çeyizlerini tamamladığını;



Değerli ruh çok güzel konuşuyorsun ama niye yalnızca sen söylüyorsun bu övgüleri?

Ben döndüğümde dünyaya senden bahsetmek isterim,

Benimle konuşursan sana bu şekilde teşekkür ederim.

Daha yaşayacak günüm var benim, ama sanırım sona yaklaşıyorum."

"Konuşurum seninle karşılık beklemeden;

Zerafetinden dolayı.

Ben Avrupa‘ya kötü meyve veren ağacın köküydüm

Yaptığı kötülüklerin cezasını Flanderler‘ den görebilirler

İnşallah adalet yerini bulur.

Adım Hugh Capet idi

Fransa Kralları bütün Louis' ler ve Philip'ler benim soyumdan gelir

Paris‘li bir kasabın oğluydum

Eski Krallar‘ dan sonra biz geldik.

Çok sıkı idare ettim Fransa' yı

Zaten sıkı olan dizginleri iyice sıktım

Sonra benim oğlum tahta çıktı ve bütün bu krallar onun soyundan geldi

Provens 'lı prenseslerin muazzam çeyizini de alınca

Artık, bizde ar utanma kalmamıştı.

Bizım fazla bir meziyetimiz yokdu ama kötülük de yapmadık

Normandy Ponthıe ve Gascony yi de topraklarımıza kattık

Charles Italya’ ya geldi

Konrad'ı mağlup etti, yetmedi

Thomas'ı Cennet' e yolladı.



Başka bir Charles da Fransa da ilerleyecek, kendisini ve ceddini meşhur yapacak

Elinde silah yok sadece mızrak var

Judas' ın eğri mızrağı

Floransa’ nın karnını deşti

Bundan bir kazancı olmayacak

Kendisini rezil rüsva etmekten başka

Öbürü gemisini rehin bırakan

Kendi kızını haydutların esir kadınları satması gibi sattı

Açgözlülük benim soyumu esir aldın

Kendi canı, kanı kızını satıyor.

Daha ne olsun?

Geçmiş ve geleceğe dair anlattıklarım sana az gelebilir

Daha ne olsun?



Anagni ye  'Fleur de lys' girdi

 Isa‘ nın halefini- bu Isanın kendisi demektir-

Esir aldılar!

Bir kez daha çarmıha gerildi;

Bir kez daha kendisine acı sirke verildi,

Bir kez daha iki hırsız arasında son nefesini verdi

Ama bu sefer hırsızlar halen yaşamakta olan hırsızlardı.

Bu da bir başka Pilate



 o kadar gaddar, o kadar küstah ki;

Doymak bilmez bir şekilde,

kanunsuz Tapınağa girdi.

Allahım bunların cezası ne zaman verilecek?

Cezası bellidir ama biz ne zaman göreceğiz

Intikamının alındığını?

Kraliçe Dido' nun hain kardeşi Pygmalion Kralı öldürdü

Hazineye konmak için

Frigya Kralı Midas dokunduğu herşeyin altına dönmesini istedi

Sonra açlıktan öldü; milleti kendine güldürdü.

Achan hazineyi yağmaladı;

Joshua hala onu taşa tutuyor.



Saphira ile kocası kamu malını satıp zimmete geçirdi

Son olarak Crasus! söyle bakalım yediğin altınların tadı nasıl?

Bütün gece bunları anlatırız biz

Bazen yüksek sesle, bazen alçak..."

Bunları anlatan Hugh Capet' in ruhunun yanından tam ayrılmış;

Zor tırmanışa devam etmekteydik ki;

Birdenbire bütün dağın şiddetle sarsıldığını hissettim,

Ölümle karşılaşmışçasına buz kesti her tarafım.

Delos da depremde benim kadar korkmamıştır

Gökyüzünün iki ışığını doğurmadan önce



Her yerden çığlıklar yükseliyordu

Rehberim korkma yanındayım dedi

Diğer ruhlar “Gloria in excelsis Deo,”

"Suphanallah" dediler

Bu ilahiyi ilk olarak duyan çobanlar gibi hareketsiz bekledik

Deprem bitince tekrar kutsal yürüyüşümüze devam ettik

Ruhlarda yere kapandılar dualarına geri döndüler

Kendimi hiç bu kadar cahil hissetdiğimi hatırlamıyorum

Öğrenme arzum hiç bu kadar kuvvetli olmamıştı

Ama sormaya cesaret edemiyordum çünkü

Aceleyle ilerliyorduk ve ne kadar düşünsem de sebebini bulamıyordum bu olayın

Ne olup bittiğini anlayamadım.

Düşünceli, çekingen yoluma devam ettim…



No comments:

Post a Comment