Sunday, May 17, 2020

Rüya Purgatory 19


Rüya 


Bir zaman Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Melekler de: “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” demişlerdi. Allah-u Teâlâ da: “Şüphesiz ben, sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurmuştu. (2/30)
Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi davanızda sadıksanız şunların isimlerini bana haber verin” dedi. (2/31)
Melekler dediler ki: “Seni tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz ki sen âlim ve hakîmsin.” (2/32)
Allah-u Teâlâ şöyle dedi: “Ey Âdem! Onları isimleriyle bunlara haber ver.” Bu emir üzerine Âdem onları isimleriyle meleklere haber verince Allah-u Teâlâ şöyle dedi: “Ben size, ben göklerin ve yerin gaybını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim?” (2/33)








Sabaha karşı rüyamda kekeleyen bir kadın gördüm;


Gözleri şaşı, bacakları eğri;


Kolları çolak, yüzü renksiz, solgun.

Ona baktım,

soğuktan donmuş bedenimizi güneşin ısıtması gibi,

Benim bakışım da onu canlandırdı, dilini çözdü.

Eli ayağı düzeldi, aşkımla yüzüne renk geldi; bakışımla güzelleşti, değişti.

 Konuşması açılınca çok güzel bir sesle şarkı söylemeye başladı.

Artık ondan gözümü ayıramazdım.



“Ben” dedi, “ mutlu eden Siren”

Denizlerde gemicileri yolundan eden;

Sesimle onları mest eden;

Ulise' nin uzun bir yolu vardı gidecek

Ama bana öyle bir alıştı ki;

Yanımdan ayrılamadı.

Ben onu öyle memnun ettim...



Daha şarkısı bitmemişti, dudaklarının hareketi durmamıştı ki;

Bir hanımefendi belirdi, dikkatli ve gerçek bir azize;

Siren’i şaşkınlığa uğrattı gelişiyle.

"Virgil! Ey Virgil! kimdir bu?" dedi Virgil’ e azarlayarak.

Virgil geldi hemen bu asil hanıma dikkatle bakarak

Gözlerini bir an olsun ondan ayırmayarak,

Diğerini yakaladı, elini uzattı, üstünü başını yırtıp attı;

Bana kadının karnını gösterdi;

Karnından yükselen çürümüşlük kokusu

Midemi bulandırarak beni uyandırdı.

Gözlerimi çevirdim

Üstadım

“Üç defadır sesleniyorum sana!

Kalk, fırla!

Girişi bulalım.”

Kalktım, Kutsal dağın dönemeçleri gün ışığıyla aydınlanmaya başlamıştı bile.

Sabah güneşi arkamızda, yola koyulduk…

Rehberimi izliyordum, kaşlarım düşmüş, iki büklüm eğilmiş,

düşünceler ağır gelmiş vaziyette,

Birisi “Buraya gelin, geçit burada” dedi.

O kadar yumuşak bir sesle söylendi ki bu,

ölümlüler dünyasında olsak duyulmazdı bile.

Kuğu gibi bir melek, kanatlarını açmış bize yol gösteriyordu

Kayaların arasından yukarı çıkan yolu.

Kanatlarını çırparak bizi ferahlattı;

“Qui lugent’ affermando esser beati” 

 “yas tutanlara, üzülenlere merhamet var

Yukarıda ödülleri verilecektir onların” dedi.

Meleğin yanından geçip de, biraz tırmandıktan sonra;

Niye yere bakıp duruyorsun? Neyin var?” dedi rehberim.

Endişe ruhumu kapladı.
 Gördüğüm bir rüya yüzünden Çok acayip bir rüyaydı, çok kötüydü.
Düşüncelerimi ondan alamıyorum”

“ Eski zaman cadısını mı gördün? onun için yukarıdakiler tövbe etmekte

Ondan nasıl kurtulacağını da gördün mü?

Bu rüya sana yukarı  tırmanman gerektiğini öğretsin.

Aklını Yukarıya, Cennet in geniş bahçelerine ver."


Bakıcısı tarafından yiyecek vadiyle çağrılan bir şahin gibi derhal

yemi düşünerek ileri atıldım; kayayı hevesle tırmandım.

Yukarı terasta yere yüzüstü yatmış, ağlamakta olan

Yüzleri toz toprak içinde kalmış ruhlar gördüm.

 Adhaesit pavimento anima mea,”

(My soul cleaves to dust)

 “Ruhum toprağa yapışmış” 
diye inliyorlardı mezarda ki bedenler gibi.

O kadar inleyerek söylüyorlardı ki bunu

Ne dedikleri tam anlaşılmıyordu.


Ey Seçilmiş ruhlar
! Çektiğiniz çile yakında bitecektir

ümidimiz ve adalet duygumuz bize böyle söyler.

 Bize geçiti gösterir misiniz?” dedi Virgil

“siz buraya geldiniz ama yere kapanmak zorunda değilseniz

ve yolu hemen bulmak isterseniz;

uçurumu sağınıza alın” dedi birisi

Ses biraz ilerimizden geliyordu.

Bu cevabı duyunca, adamın birşey saklamadığını anlamıştım

Dönüp rehberimin gözlerine baktım

Anlamıştı sevinerek onayladı düşüncemi

Ne yapmak istediğime onay vermişti

İlerledim, bize cevap veren ruha doğru eğildim;

Ağlamadan Tanrı ya varılmaz

Biraz durda benimle konuş

Söyle bana sen kimdin ve niye bu haldesin

Dünya ya döndüğümde senden bahsetmemi ister misin?"

"Sen de vakti geldiğinde öğreneceksin niye bu halde olduğumuzu ama önce

scias quod ego fui successor Petri -

Bil ki ben Peter' in halefiydim.

Sestri ve Chiavari arasında bir güzel ırmak akar;

Soyumuz oradan gelir.

Görev yaptığım bir aylık sürede- bir aydan birkaç gün fazla-

öğrendim ki Papalığın yükü her şeyden daha ağırmış.

Onun yanında diğer bütün yükler kuş tüyü gibi hafif kalırmış

Tanrıya dönmem ne kadar geç oldu

 Romanın Çobanı Papa- olduğumda

Hayatın ne kadar boş olduğunu anladım.

Orada yüreğim huzur bulmadı.

Fitne' den kurtulamadı.

Gelebileceğim en yüksek mevkie gelmiştim;

Hedefe ulaşmıştım.

İşte o anda ilahi aşkı anladım.

O zamana kadar tembellik etmişim

Tanrı' ya yakın olmamışım;

Aç gözlüydüm, görüyorsun günahım budur.

Onun cezasını çekmekteyim.

Aç gözlülüğün,  para hırsının cezası;

Allah yolundan dönenlerin cezası buradadır.

Bu dağda bundan daha ağır bir ceza yoktur.

 Gözümüzü yukarı Tanrı katına çevirmemiştik

Dünya malına bakıyorduk

Buranın adaleti bize gözümüzü yerden ayırmamamızı emretti

Para hırsından başka bir şey bilmedik, gerçek aşkı tanımadık.

O yüzden yaptığımız iyi işlerde yerini bulmadı

Burada onun için elimiz ayağımız yere yapışmış vaziyettedir

Cezamız bitene kadar, yere serilmiş vaziyette bekleyeceğiz hareketsiz."

Yere diz çöktüm onunla konuşabilmek için.

Sesimin tonundan ona saygı göstermek istediğimi,

ve onun için yere diz çöktüğümü anladı.

Niye eğildin?” dedi

Senin mevkiin ve asaletin beni etkiledi

Ayakta dik duramazdım artık” dedim.

Kalk kardeşim” dedi hata yapma

Benim senden bir farkım yok.

Biz hepimiz burada sadece tek Hakkın, tek Kudretin kullarıyız.



Incil de ‘ Neque nubent’ yazar okuduysan ne demek istediğimi anlarsın.

Şimdi yoluna git. Beni yalnız bırak.

Sen burada durdukça, ben tövbemi bölmüş oluyorum.

Gözyaşıyla yıkanacağım.

Son soruna gelince;

Dünyada bir yeğenim vardır adı Alagia

Nicola’ nın kızı.

Çok iyidir, bizi örnek almazsa kalbinin iyiliğiyle

Cennet' e kavuşacaktır.

Geride benden bir tek o kaldı...



























No comments:

Post a Comment