Bunları anlatan Hugh
Capet' in ruhunun yanından tam ayrılmış;
Zor tırmanışa devam etmekteydik
ki;
Birdenbire bütün dağın
şiddetle sarsıldığını hissettim,
Ölümle karşılaşmışçasına
buz kesti her tarafım.
Delos
da depremde benim kadar korkmamıştır
Gökyüzünün
iki ışığını doğurmadan önce
Her
yerden çığlıklar yükseliyordu
Rehberim korkma yanındayım
dedi
Diğer ruhlar “Gloria
in excelsis Deo,”
"Suphanallah"
dediler
Bu ilahiyi ilk olarak
duyan çobanlar gibi hareketsiz bekledik
Deprem bitince tekrar
kutsal yürüyüşümüze devam ettik
Ruhlarda
yere kapandılar dualarına geri döndüler
Kendimi
hiç bu kadar cahil hissetdiğimi hatırlamıyorum
Öğrenme
arzum hiç bu kadar kuvvetli olmamıştı
Ama
sormaya cesaret edemiyordum çünkü
Aceleyle
ilerliyorduk ve ne kadar düşünsem de sebebini bulamıyordum bu olayın
Ne
olup bittiğini anlayamadım.
Düşünceli, çekingen yoluma devam ettim…
Bir Başka Romalı Şair: Stazio
Araf
Kanto 21
Kanto 21
Bu merakım bu bilgiye olan
susuzluğum geçmeyecekti,
Aynen Samarya' lı kadının susuzluğu gibi.
Yokuşu tırmanan ruhlar arasındaydık
Acılarının sebebini anlıyordum ama yine de üzülüyordum onlar için.
Hazreti Isa' nın kabirden kalkıp, iki yolcuya görünmesi gibi,
birden karşımıza bir ruh çıkıverdi.
Biz kalabalığın arasında ayağımız takılmadan yürümeye çalışırken,
Arkadan yetişti, geçti bizi.
Önce fark etmemiştik, ta ki bize seslenene kadar;
"Allah’ın selamı üzerinize olsun kardeşlerim"
Hemen döndük:
Virgil, selamını alarak;
"Beni Limbo' da sürgünde bırakan adalet, seni Cennet'e kavuştursun"
diye dua etti.
"Ne?' dedi hayretle ruh:
"Eğer Allah sizi bu tırmanışa layık görmediyse nasıl oldu da
geldiniz buraya?"
Rehberim beni gösterdi:
"Bu adamın alnına bak meleğin sildiği 'P' lerin izlerini
göreceksin;
Bu adam da Cennetliklerle beraber olacak.
Ama şu anda halen yaşamakta olduğu için bir rehbere
ihtiyacı var;
Gücüm ve bilgim yettiği yere kadar götüreceğim onu.
Bana özel izin verilmiştir
Onu Cehennem'in ağzından çıkardım da getirdim.
Ama önce bize söyle, eğer biliyorsan;
Niye sarsıldı dağ, taa temeline kadar?"
Benim çok merakta kaldığımı bildiği için sormuştu bu soruyu.
"Bu görülmemiş bir şey değildir burada, kendiliğinden de olmamıştır.
Her şey yukarının takdiri,
Dünyadaki kar, yağmur, sel, deprem burayı etkilemez;
burası korunmuştur.
Şu üç basamağı geçemez hiçbir felaket.
Ne kara bulut vardır burada, ne de gökkuşağı.
Basamağın altında olabilir doğa olayları ama buradaki sarsıntı farklıdır;
Bir tek sebebi vardır:
Bir ruh kendisinin yeteri kadar arındığına karar verdiğinde,
Bir üst terasa geçmek ister;
Basamağa yönelir,
Onun üzerine yer sarsılır,
Ruhların sevinç nidaları yükselir.
Kendi iradesi kendi kararı da, zaten artık arındığını gösterir.
İşte o anda gerçekten özgürleşmiştir!
Artık yer değiştirmesinin zamanı gelmiştir.
Daha evvelden de tırmanma isteği vardı ruhta,
ama aynı zamanda Allah tarafından verilmiş arınma içgüdüsü de;
ne zaman cezasını çektiğine, tam olarak ne zaman arındığına
kendi karar verir.
Ben -aradan beş yüz seneden fazla zaman geçtikten
sonra-
Ancak şimdi, kendimi bir üst basamağa hazır
hissedebildim.
Onun için yer sallandı iman edenler, Allaha hamd
etti;
Ve kendilerini de hızla yukarı alması için
yalvardı."
Bu anlattıklarından duyduğumuz mutluluğu anlatamam;
Hem merakımız giderildi, hem de öğrendiklerimizden çok mutlu olduk.
Bilge rehberim sordu:
"Şimdi anladık sarsıntının ve sevincin sebebini.
Ama bize hayatta kim olduğunu ve burada neden bu kadar süre ceza çekmekte
olduğunu anlatır mısın?"
"Ben iyi İmparator Titus zamanında yaşadım ve çok meşhur oldum
Tanrının yardımıyla Judas' ın yaptığı hainliğin ve döktüğü kanın intikamını
aldı.
İsmim dünyada halen bilinir.
Stazio
Thebes'i ve Achil'i anlattım!
Ozanları aydınlatan alevlerini yakan kıvılcım ben
de de vardı.
Aeneid' den bahsettim, onu anlattım mısralarımda.
En büyük ilham kaynağım; ondan beslendim.
Benim için süt veren bir anne gibiydi bu yapıt.
Büyük Ozan Virgil' in yaşadığı devirde yaşamayı isterdim;
onunla bir sene yaşamak için, Araf 'ta bir sene daha kalmayı göze
alabilirdim."
Bunu duyan Virgil bana dönerek bakışlarıyla susmamı istedi;
Ama o kadar duygulandım ki hem gözlerim yaşardı hem de içimden gülmek
geldi.
Gülümsememi gören ruh, sessizdi ama dikkatle gözlerime bakıyordu.
Her şey gözlerimden okunuyordu zaten.
Sonra sordu:
"Peki yolunuza devam edin; İnşallah başarıyla bitirirsiniz
ama neye gülümsediniz biraz önce bana söyler misiniz?
Yüzünüzde bir şey gördüm!"
Arada kalmıştım, üstadım konuşmamı istemiyor, bu ruh da açıklama
bekliyordu.
İç
geçirdim.
Virgil anladı durumu:
"Konuş, doğrusunu anlat" dedi bana.
"Gülümsememe şaşırdın ama
Sana şimdi daha büyük bir sürprizim var" dedim
"Benim rehberim, daima beni yükseye
yönelten rehberim,
senin anlattığın Virgil' dir!
Şiirlerine ilham kaynağı olan büyük ozan.
Senin onun için anlattıkların gülümsetti beni."
Stazio hemen Virgil in ayaklarına kapandı.
Virgil "kalk" dedi
"Kardesim burada sen de ruhsun, ben
de"
"Görüyorsun seni ne kadar sevdiğimi
ruh olduğumuzu unuttum"dedi Stazio...
Stazio
Latince
ismiyle Publıus Papinius Statius
M.S. 45-96 senelerinde yaşamış Roma'lı şair.
Thebaid isimli bir epik şiir yazmış. Virgil' in
yazdığı Aeneid şiirini örnek almış onun gibi 12 bölüm ve aynı vezinle yazılmış.
Thebaid, ( Thebes' in hikayesi) manasina geliyor- Yunanistan da bir
yer ismi.
Aeneid' de (Aeneas' in hikayesi) manasına geliyor -Truvalı kahraman Aeneas' ın hikayesi analtılıyor.
Büyük Latin şairleri Virgil ve Ovid' den daha
sonraki dönemde yaşamış
O dönemde Hrıstıyan' larda var, hala Pagan olanlarda ama
Dante Stazio' ya Araf' ta yer vermek için onun Hristiyan olmuş olduğunu
farzediyor. O yüzden Limbo daki diğer şairler arasına koymamış.
Gerçek hayatta Statitus eseri Thebaid' in sonuna
Virgil ve Aeneid şiiri için övgüler yazmış
Bundan aldığı ilhamla dante Araf 'ın bu bölümünde
Statius' la karşılaşma tasarlamış.
-Bu bölümde anlatıldığına göre ruhlar ne zaman
arındıklarına ve bir sonraki terasa geçeceklerine kendileri karar veriyorlar ve
geçerken yer sarsıntısı oluyor O ruhlara göre bu korkulacak bir şey değil
kutlanılacak bir şey. Birisinin okulu bitirip mezun olması gibi herkes için
sevinç vesilesi oluyor.
-Titus
Roma Imparatoru. Milattan sonra 70 yılında
Kudus' u Roma topraklarına katıyor ve Dante' ye göre, Isa 'yı çarmıha gerenlerden intikam alıyorç Kendisi Hristiyan değil ama o savaş ve Kudusi un Roma nın eline
geçmesini o zamanın insanları Isa nın intikamı alındı şeklinde yorumlamışlar.
Sadece iki sene tahtta kalmış ama o sürede Colesseum u tamamlamışç Onun devrinde Pompeyde Vezuv yanar dağı patlaması ve Roma
yangını olmuş. Her iki olayda da halka yardım etmişç O yüzden Good Titus- iyi Titus -denmiş
-Samaryalı kadın
Incıl de Luke bahsinde geçen Samiri ırkından
olan bir kadın kuyu başında Hazreti İsa kendisinden su isteyince şaşırıyor
sonra konuşunca onun beklenen peygamber olduğunu anlıyor. Hazreti Isa ona "bu kuyudan suyu içen bir daha susayacaktır ama benim sana verdiğim bilgiye ulaşan bir daha bilgiye susamaz artık öğrenmiştir" diyor.


No comments:
Post a Comment